Bir ülkede taşlar yerli yerine oturmamış ise bizde ki gibi seçimin
öncesi ile sonrası farklılık arz eder. Beni sonrası ilgilendiriyor.
Umuyorum ki “adam olacak çocuk şeyinden ! bellidir” gibi olmaz.
Seçim öncesi sayın Erdoğan’ın ve sayın Bahçeli’nin “ip” tartışması
ülkemizin gelişkinliğini, siyasilerimizin kalitesini göstermiştir.
Toplumların geleceğini belirleyen siyasiler olduğuna göre vay ki
halimize.
Bereket versin ki halkımız siyasilerin hep ilerisinde olmuştur.
Hiçbir dönem kışkırtmalara rağmen halkımız, Sayın Erdoğan ve Bahçeli
kadar seviyeyi düşürmedi. Sayın Erdoğan’da, Bahçeli’de politik
yetmezliğini bu tür popilist yaklaşımlarla örtmeye çalıştılar.
Sonuçlarını hesap edebilme yetisinden uzak oluşları işin ciddiyetini
görmelerinede engeldi. Oy avcılığı için her yolu ve sonucu mübah
gördüler. Kısa vadede prim yaptığı kesin ama uzun vadede ülke çıkarları
açısından çok tehlikeli bir politikaydı. Kürdün bu tarz yaklaşımda
yüreğinde kopan fırtınasını, algılayışını veya “miliyetçi” duygularla
büyüyen gençlerin dünyasında algılanışın nasıl olabileceğini hiçte
hesaba katmadılar.
Kürdü, kendi siyasi menfaatleri uğruna pinpon topu yapmaya çalışan
siyasilere cevabını, meclise gönderdiği milletvekilleri ile
göstermiştir. Kimi çevreler elde edilen başarıyı gölgelemek istiyor.
Başarıyı küçük göstermek istemektedir. Eksikliklerimiz,
yetmezliklerimiz tabiki tartışılacaktır. Lakin başarının önüne
çıkarılmak istenmektedir. Her şeye rağmen kendi kimliğiyle parlamentoya
girip, grup kurmak hiçte küçültülecek, önemsizleştirilebilecek bir
konudur.
Her türlü engellemeye rağmen, her türlü eşitsizliğe rağmen her türlü
tek cephe olarak birleşilmesine rağmen Kürtler parlamentoda. Kürtler
ensesinden apar topar tutularak cezaevlerine atılırken seçim barajları
ile polisiye tedbirlerle yıldırılmak istenerek sindirilmek istenmiştir.
Hakkari’de, Adana’da, Mersin’de, İzmir’de, Ağrı’da seçilemiyen (!)
arkadaşlarımızın seçildiğine inanıyorum.
Onlar bizim gönüllerimizin vekilleridir. Hepsini zılgıtlarla
karşılıyoruz. Başarıyı küçük göstermeye çalışan sadece sistem değil,
aynı zamanda bizim içimizdeki, halkımızın deyimiyle “Tırşıkçılar” da
söz konusu. Oldum olası bunlar özgürlüklere, demokrasiye, halka düşman
olmuşlardır. Halkın taleplerini, başarısını hep yok saymaya
çalışmışlardır. Enerjilerini sisteme yönelteceklerine halka karşı
kullanmışlardır. Kafaları bulandırmak için çok çaba sarf etmelerine
rağmen nafile.
Halkın başarısını, mücadele edenleri hiçleştirmeyi
başaramıyacaklardır. Kürtler seçtiği vekillere baktığımızda,
özgürlüklerden, demokrasiden, kardeşlikten yana olan duruşunu bir kez
daha göstermiştir. Başarısını gösterirken, bizim de yetmezliklerimizi,
eksiklerimizi net bir şekilde göstermiştir. Parlementonun seviyesini
yükseltecek vekillerede ciddi görevler yüklemiştir. Muhalefet etmek
adına “lafazanlığı”,“havada uçuşan ipleri” değil içi dolu çözüm
önerileri, projeleri üretme görevini yüklemiştir.
Halkın beklentisi onurlu, kişilikli, kimliğine sahip çıkan, temiz
siyset yapan, ranta bulaşmayan cesur politikacılardır. Bu vesile ilede
dünyada olumsuzluklarla anılmaktan kurtulmak istemektedir. Bu saatten
itibaren AKP’den iktidar olmasını istemektedir. AKP önceki dönemde
hükümetti ama iktidar değildi. Popilist politikaların yerine gerçek
çözüm gücü olması görevi yüklenmiştir.
MGK’dan emir alan değil, talimat veren olmalıdır. Haktan aldıkları
emaneti kendi çıkarları için değil, ülkenin, halkın çıkarına
kullanmalarını istemektedir. Ülkenin en temel sorunu olan Kürt Sorununu
çözmesini beklemektedir. Bizler çözüm için adım atanların yanında
olacağız. Bizler emanet verdiğimiz, vekillerimizin yanında olacağız.
Bizler emanete ihanet etmeyenlerin yanında olacağız.
Bizler her şeye rağmen onurluca dimdik ayakta duranların yanında
olacağız. Umudu yeşertenlerin yanında olacağız. Televizyon izleme
alışkanlığı olmayan biri olarak bundan böyle sanırım TRT 3’ün müdavimi
olacağım. Yeni dönem meclis çalışmalarını büyük bir heyacanla
bekliyorum.
Bu yazı toplam 413 defa okundu.