Ülkem kadar Dost, Gabar kadar ası Yoldaşım

Yiğidi yazmak, güzeli yazmak, kahramanı yazmak, erdemi yazmak her zaman için zordur. Çünkü onlar nadir olandır. Anlamın yitiminde anlamlı bakandır.
Bütün masallar bir varmış, bir yokmuş diye başlar. Bir tek kahramanların masalı başka başlar ve başka biter.
Bizde kahramanı anlatmak, şehidi yazmak, gerçekten zor. Masalın yaratıcısı, en güzel anlatıcısıdır aslında. Şehidi ifadeye kavuşturmaya çalışırken dünyaya dair duyulan kuşkular çoğalır. Bazen dünyanın kötülüğe ayrılan bir mekan olduğunu düşünmemek elde değil. Zira iyiliğe kanat gerseydi, kıymazdı iyiliğin tohumuna, yaşamın mayasına zehir çalmazdı. Ki bazı insanlardır yaşamın güzellik tohumu. Ve zehir çalınmışsa yaşamın mayasına, ölüm ile ilk tokalaşan onlardır. Çünkü onlar ahudan damıtır yaşamın öz suyunu.
İşte o masalın kahramanlarından biri de Şoreş’tir. Konyalı Şoreş… Sürgünler birçok bitimlerin başlangıcıdır. İnsanlar var oluş renklerinin, kültürlerinin verdiği kokuyu ya yüreklerinin derinliklerine gömer, ya da bu aidiyeti gün be gün farkında olmadan, elinde olmadan yitirir. Böylesi yerlerde özünü yitirmemiş bir varlığı, kokusunu yitirmemiş bir çiçeği görmek istisnadır.
İşte ben de şahadet haberini duyduğum güne kadar da sürgün bataklığında özünü koruyan böylesi güzel bir insanı tanımanın coşkusu ve sıcaklığı içerisindeydim. Bu nadir yoldaşım nöbette kitap okuduğu anda karşılaşmıştım onunla. Bir espriyle başlayan tanışmamız sonrasında anlamı bir yoldaşlıkla devam etmişti. Sürgünlerde büyüse de vazgeçmedi. Yerli olmayan memleketler taht kurmadı içinde. Kürdistani ezgiler oturmuştu yüzüne. Kürdistani gülüyor, Kürdistani bakıyordu yüzüme. Kim bilir belki bir Kürdistan barındırdı çocukluğuna, gençliğine. Ülkesizlik bir ülke oluşturuyormuş insanın içinde.
Bir kere sordum, “heval Şoreş Kürdistan’da büyümediğin halde nasıl oldu da bunca Kürtlük özelliği, sıcaklığı, kültürü, yardım severliği sende gelişti. Anlamlı gülümsemeyle “heval, ben olmam gereken şey oldum” dedi. Bu cümle bize gerçek Ortadoğu insanının okumuşluğunu, bilgiçliğini tıpkı dedeleri gibi gülüşlerini ve ayrı zamanlarda da olsa aidiyetini taşıdığı toprakları aynı yürek sıcaklığı ile nasıl karşılaması gerektiğini çok iyi anlatıyordu. Kendisine ait olmanın emin duruşu, onu erdemli kılardı. Herkesin yapamadığını yapabilmesi bundan kaynaklıydı. Ortamda moralsizlik olması onun da moralsizleşmesine gerekçe değildi. Onun sıcak, candan moral ve coşkusu özgünlüğünü dışa vururdu. Yaşamın moral kaynağı olma gerçeği buradan gelirdi. Bazen de herkes gülüp, sohbet ettiğinde o okurdu. Kendi bireysel eğitimine, militanlık düzeyine çok önem verirdi.
Yanımıza gelmeden önceki dönemde katılmış olduğu M. Korkmaz Akademisi’nde devrenin en disiplinli üyesi takdirini almıştı. Ona baktığınızda gördüğünüz, yaşamın öz bilinci olan moral ve disiplin değildi sadece vasıfları. Önderliğe bağlılığı derin ve bilinçli bir bağlılıktı. Önderlik ile arasındaki bağlar kopmaz duygu ve düşünce örgüsü ile bağlanmıştı. Önderliğe karşı duyarlılığını her zaman korurdu. Görüşmelerin gerçekleştiği haftalarda görüşme notunu ilk okuyan istinasız Şoreş arkadaş olurdu.
Okuduğum bazı kitapların içeriğini sorduğumda ve görüş alışverişinde bulunmak istediğimde ilk atak yapan yine o olurdu. Bazen hararetli bir tartışmaya girerse, arkadaşlar kendi aralarında “bizim Şoreş yine rotadan çıkan birilerini yakaladı” diye ona takılırlardı. Onun iyiliksever yanını tanıyan herkes bilirdi. Bu onun yarattığı bir algı biçimiydi.
Şoreş arkadaş biz de Dr. Şoreş olarak tanınırdı. Üniversiteyi bitirmemişti. Lakin dostluk okumuştu. O dalda onca hünerli, onca bilgili olmuştu ki, sevenler, inananlar hiçbir zaman buldukları ile yetinmez. Öyleydi o işte. Özgürlüğü tattığı Kürdistan dağlarına çıkmak yetmiyordu ona. O artık Güney sahasından ziyade pratik ve savaşın olduğu çetin mücadelenin yaşandığı Kuzey Kürdistan’a giderek oralarda devrimci yaşama yeni bir ivme kazandırmak istiyordu. Ter dökmenin tadına varmak istiyordu. Bu nedenle hep öneriler geliştiriyordu.
En çok gitmek istediği yer şehit düştüğü yer olan Gabar’dı.
Gabar sarnıçlarına akıttığımız ter, damıtıyor hasreti. Gözyaşlarımızı ise donduruyoruz gözbebeklerimizde. Anaç yanlarına sığınsak da kucaklamıyor yüreğimizi hiçbir ifade. Anlatma bize savaşın öykülerini ve insan yitimlerini. Anlatma. Bu bir alışma biçimidir. Alıştırma. Bu bir ölme biçimidir. Gabar yine mil çekiyorsun gerçeğin gözüne. Ve en güzelini alıp götürüyorsun yine.
Gabar! O bir misafirdi. Bahar olsa Erzurum’a gidecekti. Şoreş arkadaş Gabar’da kaldığı süreçte hem kişiliği, hem de Erdal arkadaştan öğrendiği militanlık gereği elinden geleni yapmaktan çekinmedi. Eylemci olma, tehlikelere, risklere atılma dayatmaları bitmiyordu. Bizzat katıldığı görevlerde, eylemlerde hastalanan, yaralanan arkadaşlara bakıyordu. İşte böylesi gerçek devrimci bir coşku ile henüz yerine bile varmadan katıldığı pratikte, bir gün araziye çıkan bir düşman birliğine karşı arkadaşların yaptığı eyleme katılır. Çocukluğunda kurduğu hayallere büyüdüğünde de sırt çevirmeden her zaman Önderliğinin yanında, yaşam coşkusunda, en yaman mücadelelerin kızgınlığındaydı… Kısacası her zaman Önderi ile yaşamasını bilen yoldaş! Bize de bunu hissettiren moral kaynağına, işte o son eylemde tarih, iyilerin meşalesini taşıyan Şoreş arkadaşa kara yüzünü gösterdi.
Şoreş arkadaş eylem esnasında ağır yaralanır. Son sözlerini söylemekten kaçınmaz. “Arkadaşlara selam söyleyin. Biji Serok Apo!” son nefeste dışa yansıyan gerçek öz, en yalın, en sevgi dolu söz…
Bazı şeyler vardır ki, yazılmaz; yazılsa da ifade bulmaz. Dr. Şoreş’i yazmak da öyle bir şey… Onu tanıtmak istedim. Lakin anlatamadığımı biliyorum. Bilincindeyim anlatılmazlıkların. Anlatmak vicdanidir, bir bilinç oluşumudur. Anlatılana layık olmama, en acı, en zor şeylerden olsa gerek.
Sizce bir kalemden damlayan mürekkep anlatabilir mi bir yiğidin öyküsünü? Anlatamasam da seni, bir anlam ışığı süzülür içime. Yiğitleri yitiremez ölüm. Bitiremez seni savaş yarası. Sen ve sen gibi yoldaşlar bize öğretiyor, ruhumuzu adadığımız özgürlüğün alnından öpmeyi. Sen ve şehitler mabedimizdir. Her gün secdeye durmak, sizinle yoldaş olmak, gözleri zirvelere dikerek yaşamak, sizle arkadaş olmak demektir.

Kaynak Kovara Parastina Gel
www.hpg-online.com/pg/