URMİYE (24.07.2006)- Muhabirimiz Şilan Aras, İran’ın Güney Kürdistan’da Kandil ve çevresindeki bölgede İran ordusunun sürdürdüğü saldırılar sırasında yaşamını yitirdi. Ajansımızın muhabirlerinden Şilan Aras (Ayfer Serçe), kadın intiharlarını araştırmak üzere gittiği Doğu Kürdistan’da, İran askerleri tarafından vuruldu.

Görevi başında vurulan gazeteci Şilan Aras, Türkiye-İran sınırındaki Kelêreş bölgesinde geçen hafta yaşamını yitirdi. Uzun yıllar Kürt medyasında çalışan Gazeteci Şilan Aras, Mezopotamya Haber Ajansı (MHA) ve ardından Fırat Haber Ajansı'nın Ermenistan muhabirliğini yapıyordu. Ermenistan'da üç yıl süren gazetecilik çalışmalarının ardından Güney Kürdistan’a geçen Şilan Aras, gazetecilik görevini burada da devam ettiriyordu. Aras, iki yıldır Güney Kürdastan’da MHA ve ANF muhabiri olarak çalışıyordu.

KADIN İNTİHARLARI ÜZERİNE ARAŞTIRMALAR YAPIYORDU

Urfa Viranşehir 1974 doğumlu Şilan Aras, son dönemde yaygın olarak görülen kadın intiharlarını araştırmak üzere üç haftadan beri Urmiye ve Mahabad kentlerinde çalışma yürütüyordu. Aras görevi başında iken Türkiye-İran sınırında İran askerleri tarafından vuruldu. Fırat Haber Ajansı muhabirleri ve Şilan Aras'ın çalışma arkadaşları yayınladıkları mesajda, Şilan Aras’ın yaşamını yitirmesinden büyük üzüntü duyduklarını belirterek, Tahran hükümetini kınadılar.

Mesajda şöyle denildi:

“Arkadaşımız, gazeteci ve muhabirimiz Şilan Aras, görev başındayken İran ordu güçlerinin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. İran’ın saldırısını nefretle kınıyoruz. Şilan, Cengiz Altun, Ferhat Tepe, Çetin Abayay, Apê Musa, Kemal Kılıç, Hüseyin Deniz, Gurbetteli Ersöz, Mehmet Şenol, Enver Polat, Volkan Eryiğit gibi Özgür Basın şehididir. Bıraktıkları yerden devam edeceğiz.”
____________________________________

SEYİT EVRAN -ANF

BEHDİNAN (24.07.2006)- Dünyanın herhangi bir yerinde her gün belki bir gazeteci ölüyor. Ya da vuruluyor. Ancak Kürdistan’da gazeteci olarak vurulmak ise başkadır. Çünkü henüz sadece adı varolan ancak toprakları olmayan bir ülkenin gazetecisisin.

Bir gazeteci daha vuruldu. Belki yarın öbür gün yada bir başka gün bir başkası vurulacak. Tıpkı yıllar önce ve daha dün birinin daha vurulduğu Kürt gazeteciler ile dünyada vurulan diğer gazeteciler gibi….

Kürt gazetecilerinin dramı ve feryatları ise başkadır. Çünkü hem yurtsuz bir ülkenin gazetecileridir hem de Cengiz Altun, Ferhat Tepe, Çetin Abayay, Apê Musa, Kemal Kılıç, Hüseyin Deniz, Gurbetteli Ersöz, Mehmet Şenol, Enver Polat ve daha adını sayamayacağım onlarca kahramanın geleneğinden geliyor bu gazeteciler. Hepsi de vurulan Şilan gibi görev başında vuruldular.

Şubat 2005 yılında Ermenistan’ın başkente Erivanda yanına gitmiştim Şilan’ın. Çünkü aynı ajansın muhabirliğini yapıyorduk. 2005 yılı Marta ayında ise Ermenistan’dan ondan önce ayrıldım. Nisan ayında ise geldiğim Güney Kürdistan kendiside geldi.

İlk görüşmemizde artık bundan sonra gazeteciliği ülkende yapmak istediğini söyledin. En çokta ilgini çeken İran kadını ile orada yaşayan Kürt kadınlarının sorunlarını yazmak istediğini, bunun için çalışacağını söylemiştin. Geçen Nisan ayında görüştüğümüzde ise İran’a giderek düşündüğün haberleri yapmaya çalışacağını söylemiştin. Ardından altın makinanı, sırtladın çantanı düştün Doğu Kürdistan yollarına. Haber yapmaya gidiyordun. Gidişinde 20 gün sonra ise İran devlet güçlerinin attıkları bir pusuda kurşunlarına hedef olarak hayata veda ettiğini duydum.

Evet belki diğer gazeteci arkadaşların gibi haber yapmaya giderken görev başında vuruldun. Ancak seninki onlarınkinden daha ağır. Zira ilk kez İran ordu güçleri Kuzey Kürdistanlı bir gazeteciyi vuruyorlardı.

Oysa sen ne savaşa, ne birilerini vurmaya gitmiştin. Sen sadece haber yapmaya gitmiştin. Haber yapmaya giderken o nazik bedenini hedefleyen o alçak kurşunlar altında can vererek haber oldun. Kim yapar peki senin haberini ve haberlerini Şilan…Kime bırakıp gittin. Senin el attığın haberi kim yapacak ki….

Dünyadaki en zor şeylerden biri de bu olsa gerek. Habere giden bir gazeteci arkadaşının “vuruldu” haberini yapmaktır. Kan bulaştı haberlerine. Senin kırmızı kanınla boyandı toplayıp işlemeyi düşündüğün haberler…

Oysa sen öyleye değil haber yapmaya gitmiştim. Evet biliyorum Kürdistan gibi bir ülkenin gazetecisi olmanın ne olduğunu. Hele hele birde gerillada savaş muhabirliği yapma gibi zorlu bir görevin ne olduğunu ne az senin kadar biliyorum. Gerilla savaşı muhabirliği diğer savaş muhabirliğine benzemez. Hele hele birde Kürt isen tıpkı seni vuran İran askerleri gibi seni bir gazeteci değil de gerillalar gördüğü için vururlar. Ama her şeye rağmen seni bulan ölümü göze alarak habere gitmiştim. Her gazeteci habere giden arkadaşının geri dönüşünü bekler. Bende senin geri dönüşünü beklerken ölüm haberin geldi bana. Habere giderken İran güçleri seni bir gerilla olarak vurarak tarihlerinde ilk kez gerilla saydıkları bir Kürt gazeteciyi vurmuş oldular…

Geçen sene yaptığın çiğ köftenin tadı hala ağzımda. Mart ayında sana bunu söylediğimde, Urfa’dan sana çiğ köfte malzemesinin geldiğini, yanınıza gittiğimde yapmak için saklayacağını söylemiştin. Evet seninle böyle anlaşmıştık. Nisan ayında görüştüğümüzde ise malzemeleri göstererek beni et almaya göndermiştin. Gidip eti alıp gelmeyi düşünürken aniden çıkan bir haber beni dağın bir başka yerine götürdüğü için çekip gitmiştim. Konuştuğumuzda ise malzemelerin hala durduğunu ve bir gün çiğ köfte yapacağını söylemiştin. Vurulduğu yerde haber yapmaya gideceğin sırada bile bekle gidip geldikten sonra söz köfte yaparım diye söz vermiştin. Biz senin geri gelişini bekliyorduk. Ölümü haberin değil. Oysa sen kendi yerine bize ölüm haberini gönderdin. Neden çekip gittin. Hani dönecektin, hepimiz bir araya gelecektik, sen bize köfte yaparken İran’daki anılarını anlatacaktın. Kandırdın bizi Şilan…Hiçbir haber vermeden, vedalaşmadan bile çekip gittin. Biliyorum bu vedasız gidiş senin elinde değildi. Ama böyle olmamalıydı. Sen gittiğin gibi geri gelmeliydin….

Şimdi çekip gidiyorsun aramızdan. Senden sonra neler yaşayacağımızı bilmeden. Hatırlar mısın nisan ayında birlikte yapacağımız haberleri konuşmuştuk. Peki şimdi kiminle bu haberleri yapacağım. Ama daha yapacağımız, yapmamız gereken haberler bitmemişti. Bu haberleri yapmak için senin geri dönüşünü bekliyordum. Bir ay kalıp geleceğini söylemiştin. Şimdi ise senin yerine cenazen gelecek. Hiç birimiz buna hazır değildik biliyor musun? Ama şunca yıl içinde bunu da anladık. Hazır olmadığımız o kadar çok şey yaşadık ki, tıpkı şu an senin ölümüne hazır olmadığımız gibi. Evet haberlerimizi bitirmeden çekip gidiyorsun. Apê Musa’nın yeğeni ağabeyimiz, hocamız Hüseyin Deniz için dediği gibi senin kalemini de biz kaldıracağız. Haberlerimiz yine ortak yapacağız.
_________________________________________

Gündem Gazetesi Aras'ın öldürülmesini kınadı

İSTANBUL (24.07.2006)- Ülkede Özgür Gündem Gazetesi yönetimi, İran ordu güçlerinin ANF muhabiri Şilan Aras'ı öldürmesini kınadı.

Ülkede Özgür Gündem Gazetesi'nden yapılan yazılı açıklamada, bölge devletlerinin Kürtlere karşı uyguladığı "Kirli savaşı" belgeleyerek, duyuran Kürt gazetecilerin defalarca saldırıya maruz kaldığı kaydedildi.

Bu saldırılarda onlarca gazetecinin yaşamını yitirdiğine dikkat çekilen açıklamada, "Apê Musa, Gurbeteli Ersöz, Cengiz Altun, Ferhat Tepe, Çetin Abayay, Hafız Akdemir, Hüseyin Deniz, Mehmet Şenol, Enver Polat ve daha nicesi bu şekilde bedel ödedi. Gazeteci arkadaşımız Şilan Aras da önemli bir çalışma için İran köylerinde çalışma yaptığı sırada Kürtleri yok etmeyi kendilerine hedef seçmiş ordu güçleri tarafından katledilmiştir. Üstelik Şilan'ın ölüm haberini dünyada basın üzerindeki sansürün kaldırıldığı bir günde aldık. Bu da baskıların hiç bitmediğinin, hele Kürt basını üzerindeki baskıların hiç ortadan kalkmadığının açık bir göstergesidir" denildi.

Açıklamada İran'ın saldırısı kınanarak, Aras'ın mücadelesine bıraktığı yerden devam edileceği belirtildi.

ANF NEWS AGENCY

www.vegernu.com