Şamiram'da yalnızlık hüküm sürüyor


ERİVAN (21.07.2006)- Ermenistan’daki Ezîdîlerin kutsal mekânı olan ve birçok dengbej, yazar ve parlamenter çıkaran Şamîram köyünde yalnızlık hüküm sürüyor. 1990’a kadar 600 hanelik köy olan Şamiram’da hane sayısı son yıllarda 50’ye kadar düştü. Doğal güzellikleri sahip olduğu fiziki koşulları nedeniyle Kürdistan’ı andıran Şamîram, Kars’a 15 kilometre uzaklıkta bulunuyor.



Ezîdîler, köyün ortasında bulunan ve kutsal kitap Mezhefa Reş, Zerdüşt, Güneş ve Melekê Tavus’un görüntülerinden oluşan kutsal heykelin önünde eğilir, heykeli öper ve ona dua ederler. Laleş gibi dört köşeye sahip olan kutsal heykel, sanki Laleş’ın küçük bir örneği gibi duruyor. Meleke Tavus’a söz veren, adak adayan herkes buraya gelip dua ederek ibadetini gerçekleştiriyor.


KUTSAL VARLIKLAR

Şamiram köyünde yaşayan Miraze Remoş, her yıl 25 Eylül’de heykele kurbanlar verildiğini, Kafkasya’nın değişik ülkelerde yaşayan Kürt Ezîdîlerin burayı ziyaret ederek, Hac görevini yerine getirdiğini anlatıyor. Şamîram aslında bir ziyaretgah yatağı gibi. Köyün her yanında kutsanan yerlere rastlamak mümkün ve kutsallık Ezîdîlerle birlikte başlamıyor. Daha önce burada yaşayan değişik inançtan insanlar için de burada ziyaretgahlar bulunuyor. Bu kutsal yerlerden biri Zinarê Kun’dur (Delik Kaya).

Köyün batısında bulunan Zinarê Kun’da iki delik bulunuyor. Hastalanan ya da ciddi bir rahatsızlığa yakalanan çocuklar o deliklerden iki defa geçiriliyor. Dini inançlarına göre hiçbir yerde çare bulamayan hastalar, hastalıklarına bu delikten iki defa geçtikten sonra derman buluyor ve sağlığına kavuşuyorlar. Söylentilere göre, kutsal kaya, daha önce burada yaşayan Müslüman Kürtler tarafından da kutsanıyormuş. Zinarê Kun’un yanında yer alan bir çeşme de aynı şekilde kutsal sayılıyor.


Hıristiyanlar da bu taşın hemen altında Meryem Ana’nın küçük bir heykelini yapmışlar. Kutsal kayanın biraz yukarısında başka bir çeşme daha bulunuyor. Bu çeşme de kutsal sayılıyor. Köyün suları kesildiği zaman kadınlar omuzlarına uzunluğuna bıraktıkları bir çubuğa bağladıkları kovalarla buradan su çekiyorlar. Suyun bir çok hastalığa şifa olduğuna inanılıyor.

Şamîram’da surlarla çevrili bir de kale bulunuyor. Restore edilmediği için harabe haline gelmiş. Bu kalenin Asurilerin mi, Müslüman Kürtlerin mi olduğunu kimse bilmiyor. Ancak buraya “Şamîram Kalesi” deniliyor. Siyah ve büyük taşlardan yapılmış olan kalenin etrafı köyü saldırılara karşı koruması için surlarla örülmüş. Ancak geçmişten bugüne surun taşları kalmış. Köyün yukarısında Asurilerin, Müslüman ve Ezîdî Kürtlerin türbeleri de bulunuyor. Ezîdî Kürtlerin türbelerinde çok sayıda heykel dikkat çekiyor. Ermenistan’daki ilk Kürt parlamenteri Yusuf Bey’in türbesi de burada yer alıyor.

Şamîram’da bazı Şexler “Kürt” kelimesini ağzına almadığı gibi bu kelimenin başkaları tarafından kullanılmasına da izin vermiyor. Buna gerekçe olarak da “Biz Kürt değil Ezîdîyiz, Milletimiz Ezîdîlik, dinimiz Şerafettin” açıklamasını yapıyorlar. Ancak, halk arasında bu görüşlere pek önem verilmediği gibi sert tepki gösterenler de çıkıyor.

Şeyhlere tepki gösterenler arasında yer alan Miraze Remoş, yaşanan soruna şöyle açıklık getiriyor. “Biz Kürdüz, Kurmancız. Dinimiz Ezîdîlik. Ben bu Şexlerin Kürt olmadığına inanıyorum. Çoğunun Arap olduğunu düşünüyorum. ‘Kürt değiliz’ demeleri, Kürtlüğü kabullenmemeleri bunu gösteriyor. Dinimizi değiştirip Hıristiyan da olabiliriz. Fakat ulusumuzu değiştirip ‘Biz Kürt değiliz’ diyemeyiz. Şamiram’daki bu Şexler sadece Ermenistan’da ‘Biz Kürt değiliz’ diyorlar. Başka yerlerde Kürt olduklarını söylüyorlar.”

KÜRT AYDINLARININ KÖYÜ

Geçimin buğday ekimi ve büyük baş hayvancılıkla sağlandığı Şamîram; 1990’a kadar 600 hanelik bir köymüş. Ancak Sovyetler Birliği dağılınca Ermenistan’ın diğer bölgelerinde de yaşandığı gibi burası da zamanla boşalmış. Şimdi köyde 50 hane bulunuyor. Apê Gogo isimli Şamiram köylüsü, 70 yıla yakın bir zaman köylerinde Kürtçe eğitim verildiğini, ancak on yıldır bu olanağa sahip olamadıklarını kaydediyor.

Apê Gogo, herkesin göçüp gittiğini söyledikten sonra şu bilgileri veriyor: “Bizim köyden 150’nin üzerinde yüksel tahsil yapanımız var. Ama hepsi gitti. Diğerleri bizi bırakıp gittiler! Rusya ve Avrupa’da yaşıyorlar. Dil bilimci Mahmûd ve matematikçi Zahîr, Zîne aralarında sıyrılan ve isim yapan akademisyenler oldu. Yine Şamîl Beko gibi Rusya’da tanınan bir dengbejimiz de çıktı. Mecît, Fisîk ve Arman onu takip ediyorlar. Bir de Erivan radyosunun sorumluluğunu yapan ve redaktör olan bir süre önce vefat eden Ahmedê Goge de bizim köylüydü.”


Apê Gogo’nun anlattığı gibi köyün nüfusu çok az. Köyde, 50 hane var ancak çocuk sayısı çok az ve yaşlılar çoğunlukta. Apê Gogo’nun anlattığına göre, ziyaretlere getirilen çocuklar sayesinde bu özlemlerini giderebiliyorlar. Apê Gogo, Türklerin katliamından kaçıp 1918’de buraya yerleştiklerini söyledikten sonra yaşlılara ilişkin şu çarpıcı bilgiyi aktarıyor: “Kalanlarımız azaldı. Biz burada kalıp ölmek istiyoruz. Anamızın babamızın yattığı yerlerde son nefesimizi vereceğiz. Kutsal Şamîram’da! Kars’ımızın hemen yanında.”

ANF NEWS AGENCY

 
www.vegernu.com