İç politika krizine 'PKK çözümü'


HABER-ANALİZ

İLHAMİ VURAL -ANF

ANKARA (17.07.2006)- Türkiye, son 20 yıl boyunca gerçekleştirdiği bir dizi PKK operasyonu ve olağanüstü savaş stratejilerine bir yenisini ekledi. İki gün boyunca üst üste devletin üst kademelerini bir araya getiren PKK zirvesi, iç politikadaki sıkışmayı ve krizi aşmayı hedefliyor. Hükümet, yaklaşan 30 Ağustos’ta beklenen krizi de “Büyükanıt’ın şahin politikalarının yanında” görünerek aşmayı amaçlıyor.

AKP hükümetinin bizzat Başbakan Erdoğan’ın ağzından “artık sabrımız taştı” mesajı vererek başlattığı olağanüstü zirveler zincirinin sonuncusu, bugün Bakanlar Kurulu ile gerçekleştiriliyor. Hükümet, kabine toplantısı öncesinde üst üste iki kez topladığı “terör zirvesi” ile de PKK’yi durdurmak üzere Kürt sorununa şiddetten başka seçenek tanımadığı mesajını vermeyi uygun buldu. Hükümeti bu politikaya iten birçok neden bulunuyordu. Çünkü son günlerde çatışmaların şiddetlenmesi ve asker cenazelerinin öp plana çıkartılması, son 20 yıl boyunca yaşananlardan farklı değildi. Kürt sorunu şiddet sarmalından çıkartılamadığı, demokratik çözüm yollarına sırt çevrildiği için can kayıpları hep yaşanıyordu. Fakat AKP hükümeti, yaşananlar yeni bir şeymiş ve yeni bir çözüm yolu bulmuş havası yaratarak toplumsal beklentileri yönetmek üzere son günleri “Zirve”lere çevirdi.

SEÇİMLER VE BÜYÜKANIT DENGESİ BELİRLEYİCİ OLDU

Ancak hükümeti zirveler toplamaya iten, öncelikle Cumhurbaşkanlığı seçimi ve erken seçim baskıları karşısındaki sıkışma idi. Hükümet, başlattığı “Zirve”ler ile erken seçim ve cumhurbaşkanlığı seçimini bir süre unutturmayı amaçlarken, aynı zamanda ordu ile gerilen ilişkileri de onarmayı planlıyor. Çünkü 30 Ağustos tarihi yaklaşıyor ve bu tarihte ordunun şahin kanadını temsil eden Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olmasının önünü kesemeyeceğine kesin olarak ikna olan hükümet, şimdi Büyükanıt’ın temsil ettiği politik hatta yakınlaşma politikasını deniyor.

Bunun için hükümetin, sert ve şiddet yanlısı mesajlar vermesi gerekiyordu. Böylece Genelkurmay Başkanlığı’na gelen Büyükanıt’ın AKP hükümetini dinlemediği, AKP’nin demokratik çözümüne rağmen şiddeti tırmandırdığı imajının ortadan kaldırılması gerekiyordu. Önceki gün başlayan, bugün hem terörle Mücadele Yüksek Kurulu hem de Bakanlar Kurulu’nun gündemini belirleyen sert önlemler alma toplantıları da hükümetin bu politikasını hayata geçirecek başlıca göstergeler olarak yorumlanıyor.

Son günlerdeki bu gelişmeler, 1993-94 konsepti gibi yeni bir konseptin doğduğu şeklinde de değerlendiriliyor. 1993-94 konsepti ile orduda yükselen şiddeti büyütme yanlısı baskılara hükümet tarafından destek vermiş ve faili meçhul cinayetler, köy yaklamar ve tutuklamalar başta olmak üzere Kürt sorunu çözümsüz bir şiddet sarmalında kilitlenmişti. Bu kez de bir yıldan fazladır devam eden ve Şemdinli, Danıştay gibi skandallar doğuran ordu ile hükümet arasındaki gerilim hükümetin orduya yaklaşması ile sonuçlanacak bir mecraya giriyor. Bu nedenle Ankara kulislerinde, Büyükanıt’ın henüz Genelkurmay Başkanı olmadan AKP’yi şahinleştirmeyi ve hizaya getirmeyi başardığı yorumları yapılıyor.

TERÖRLE MÜCADELE YASASI

Öte yandan halen Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in masasında duran ve bugün-yarın sonuçlanması beklenen Terörle Mücadele Yasası’na yönelik tepkilerin de önünün kesilmesi amaçlanıyor. Hükümetin sert çıkışı, toplumsal muhalefetin TMY karşısındaki tutumuna karşı bir gözdağı niteliği de taşıyor. Bütün devlet kademesinin toplanması, üst üste PKK karşıtı mesajların verilmesi, muhalefetin TMY karşısında yapacağı muhtemel bir çıkışı da boğabilecek. AKP kurmaylarının hesabına göre bu durum, hükümetin ordu ile arasını düzeltmekle kalmayacak, yaklaşan seçimler öncesinde muhafazakar kesimlerin DYP ve MHP’ye kaymasını da engelleyecek.

DYP VE MHP DE HÜKÜMETE YÜKLENİYOR

Ancak oy hesabının devreye girmesi, yine Kürt sorununun sahada yuvarlanan top gibi siyasi partilerin ayağında dolaştırılması sonucunu doğurdu. MHP tarafından bugün yapılan açıklamada da AKP’nin oy hesabı üzerine oynadığı koz görüldü ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural “AKP’nin terörle mücadele konusunda bir irade sahibi olmadığını” savundu. Zira Türkiye’de bütün seçimler öncesinde Kürt karşıtı oylar iktidar seçeneğinde hep kritik bir değişken oldu. 1999 seçimlerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirilmesinin DSP ve Ecevit’i iktidar yapması, Doğru Yol Partisi (DYP) ve MHP’yi de AKP’nin bu çıkışına karşı duyarlı hale getirdi. DYP tarafından verilen demeçler de AKP’nin Kürt sorunu konusunda tavizkar bir tutum izlediği yönünde.

ANF NEWS AGENCY