|

____________________________________Ömer Yüce__________________________________
MEZOPOTAMYA DA SPOR TARIHI
Tarih öncesi cağlarda hareket ihtiyaci ve nedenleri bir yaşanti yöntemi olan kültürünün kökenlerinin,binlerce yil öncesine ilk insancil canlilarin kendi aralarinda itişip kakişmalarinda kaynaklandini diye biliriz,hareket canliliğini tek belirtisi oldugunu gibi vücüt egitiminin´de önde gelen tek vasitasidir,o halde insan hayati ile bu kadar siki bağliligi olan beden kültürünün gelişimini ilk insanlardan,başlayarak araştirmak beden egitimi ve“Spor tarihini gözler önüne serecek tek yoldür“insanin doğa güclerine karşi tek başina yaşama savaşi verdigi,tarih oncesi çağlarda beslenme ,korunma giyinme çabasına dönük iç güdüsel hareketlerini ve insanin doğaya hakim olmaya yüz tuttuğu dönemden,itibaren başladiğini gördüğümüz bilincli hareketlerinin,bir başlanğici olarak saymamakda mümkün değildir.Biz insanlik tarihinin başlanğicini doa tarihinin başladiği dönemler degil insanin doğaya hükmetme,yani üretim yaparak doğa ile iş birligi içerisine girmeye başladığı dönem olarak kabül edebilirizki,bu dönemde insan toplüm yaşamina girmiş köy kent kürmüş, doğaya karşi bir güc kazanmiştir.Tarihte ilk sporlar savunma ve saldirma gibi ölüm savaşinin bedensel eylemlerinden türemiştir (i.Ö) 3000 yillarinda
Okçuluk,Güreş ve Boks,Önceleri askeri amaçlarla, yakın yakın dövüş tekniklerinden biri olan boks özellikle jimnazyumlarda gençlere öğretiliyordu. Daha sonra güreşin bir parçası olarak spordaki yerini almaya başladı. i.Ö. 3000 yıllarında boks'un bir spor mücadelesi biçiminde uyguladığı,Mezopotamya´da Bağdat yakınlarında bulunan tabletlerdeki kabartmalardan da anlaşılmaktadir.Boks “Sümer ve Misir“uyğarliklarinda yapilmakta idi,(i.Ö),4000 yillarinda “Mezopotamyada“Sümerler ati evcilleştirmesine kadar gitmekle beraber ilk at sirtinda adam heykelinin bulunusu ile Spor olarak yapildiğini görüyoruz,yüzme ,kürek,yelken gibi su sporlarinin Misir ve Akdeniz uyğarliklarinda başladiğini saptanmiştir.
ilk kanocularin Amerikan kizil derililerin,kizak ve kayak Sporunun kuzey Avrupa´da başladigi,Finlandi´ya Heniola yöresinde bulunan,bir kizagin (i.Ö) 3500 yilina ait olduğu saptanarak anlaşilmiştir.Demir cağina girildikten sonra takim Sporlarinin yaratildiğini,görürüz Yunan site devletlerinin yaşam tarzlari ile ileride,görecegimiz gibi beden kültürünü eğitimini,başlica amaci haline getirmeleri ile yarişma Sporunun doğusu başlamiştir.
i.Ö,766 Atletizm –cimnastik
i.Ö,704 Güreş
i.Ö,686 Boks
i.Ö,600 Hentbol
i.Ö,478 Hokey
i.Ö,206 Futbol
Roma´da episkyros adi ile yunanda oynatildigi görülmektedir (i.Ö) 700 lere kadar giden sürede dinsel törenlerde orta ve güney Amerikada Basketbol Sporunun yariş sporu olarak başlama tarihi olarak kabul etmemiz mümkündür.Insanlik tarihinin gecmisinde kendisini emniyette hissettigi zamanlarda gecim ve yaşama kayğisinda kismen de olsa kurtulmanin güveni ile insan ic dünyasina yönelebilmiştir,böylece Aşk sevgi öfke neşe tasa doğa kuvvetlerine karşi korku sayği,şükran zafer şenlikleri gibi duyğulari,bugün adina dans dedigimiz hareketlerle ifade etmiştir,buna tempo ve ritim ici davul ve giderek calğilar yani müzik eşlik etmiştir,yine insanlarin ilk dönemlerinde günümüze dek bir araya geldiklerinde kendilerince usul ve kurallarina bağladiklari şekilde adina oyun dediğimiz,bir bedeni faaliyeti devam ettirdiklerini görüyoruz.Düşünülebilir ki zaman ilerleyip kültür seviyesi artikca bu oyunlarda da değişiklikler yapilabilir,tam aksine aşiri bir tutuculukla hemen bütün toplumlarda ve her devirde,ayni şekilde muhafaza edilerek yürütülmüştür cağlar boyunca toplumlarin düşünce ve kültür kazanmalari ile orantili olarak vücüt kültürü dediğimiz hareketler oldugu insanligin kazancina yönelik değişimlere ugramaktadir,bundan sonraki bölümlerde bu anlayişi ve değişimleri daha detayli olarak görecegiz.Beden eğitiminin insan var oluşundan günümüze dek uyğulama düşüncesinin,nereden nereye geldigini ve nasil olmasi geregini iyice karayabilmemiz konumuzun insanlik tarihi icerisinde,yaşadiği devreleri araştirip anlamakla mümkün olacaktir,beden eğitimini kendisine meslek edinmiş kişiler olarak amacin ve buna dayali olarak uyğulamasinin ne olmasi gerektigini kavrayip,benimsemek bakimindan da tek yol bu olacaktir.Orta ve ön asya uyğarliklari asya,da vücüt kültürünün türlü olaylarinin etkisi ile pek belirli bir hal aldiği,yada unutulup gölgede kaldigi zamanlar olmasina karşin.Avrupa´dan önce vücüt kültürü alaninda bir seviye geliştirdiği anlaşilmaktadir.Bütün ilkel toplumlarda olduğu gibi,bu kültürün temeli inaclara ve ibadet formlarina dayanmakta oldügü görülmektedir.Asya nin vücüt kültürünü genelde ötekilerden ayrin özellik adi konmuş bir yariş karakterinin bulunmayi şindandir,ilk cağlarin yunan vücüt kültürünü yariş fikri ile karakterize edilmesine karşilik,asya ülkelerin´de sadece fayda prensibine dayanan yarişi kazanmaktan ziyade tabiatin görülür üstünlügünü meta fizik güclerle yenmek varoluşun bilincine varmak cabasi icinde oldugu görülmektedir,Asyanin vücüt kültürünü ruhu yönetmeyi sağlayan bir ince sanat niteligi taşimakta“GILGAMIş“destanlari gibi eserlerde uyğar gecmişlerine tanik olmak imkani elde edilmiştir“Mesala eski mezopotamya halklarin´da beden kültürünün savaşa hazirlamak ve iyi bir ordu yetiştirmek yönünde genclik icin planli bir beden eğitimi uygulamasi getirmiştir“bu amacla genclerin egitilmesi fizik gücün savaş amaci icin geliştirilmesine yöneltilmiştir.Tarihi Herodat´in anlatigina göre mezopotamyalilar ogullarina beş yaşina kadar ata binmek,ok atmak ve doğru söylemek gibi üc önemli beceri ve erdemi öğretmege calişmişlardir,mezopotamyalilar atla ilgili binicilik oyunlarini bu oyunu mezopotamya sanat ve edebiyatini,büyük ölcüde etki yapmiş güzel minyatürlerin ve kahramanlik destanlarinin ilham kaynaği olmüştür.
Sümerler
i.Ö.5000 Yillarinda Mezapotamya,da Sümerler ilk uygarliği kuranlardir,Sümerle At ve atla ilgili Sporlar´in cok eski cağlarda,uygulandiğini gösteren ilk sanat belgesini.Sümerler birakmişlardir,bu belgeye göre bakirdan yapilmiş iki tekerlekli dört koşumlu ve sürücünün ayakta durmasina,yarayan bir platformu bulunan yariş arabasi Modeli(.i.Ö).4000 yillarin´da atlara cektirilen tekerlekli arabanin varligini günümüze kadar,gelen belğelerden anlaşildigina göre Sümerler eski bir güreş türünde başarili idiler i.Ö.2000 yillarina ait bir tapinağin kazilarinda ele gecen bronz bir eserde,iki ciplak atletin karşilikli olarak birbirlerini kisbetlerinden tuttuklari ve yenişmeye caliştiklari acikca görülmektedir,Sümerlerin ulusal Kahramani “GILGAMIş“ile ilgili.(i.Ö).2000 Yillarinda Sümerce olarak yazilan destanin orjinali ele gecmiş bulunmaktadir.Gilgamiş Uruk sitesinin mitolojik Krali ve Arslan avcisi´dir,sümer lerden elimize gecen eserlerde,Gilgamiş´in eli ile arslani öldürdüğünü tasfir eden kabartmalari görülmektedir.Sümerler Asur ve Babillilere yenildikleri.(i.Ö).2000 yillarina eğemenliklerini,aşagi mezapotamya´da sürdürmüşlerdir.
Asur ve Babilliler
Güneyden gelerek yukari Mezapotamya´da hüküm süren Sami kavimlerinden.Asur ve Babilliler,Sümer egemenligine son verdikten sonra (i.Ö.)2000 uygarliklarini iyice kökleştirmişlerdir.Parali savaşci bir sinif devamli beslenirdi,bu savaşcilarin yetişmelerin´de vücüt kültürüne büyük önem verilmiştir.Okcular uzak mesafelerden,atiş talimleriyle suvarilerin,araba sürücülerinin,mizrakci ve Sapancilarin kendi branslarinda aliştirmalarla meşğul olduklari anlaşilmaktadir.Kral ve yönetici siniflara mensup olanlarin halk üzerindeki etkilerinin,üstün fizik gücü ile orantili olarak tehlikeli avlara ve savaşlara bizzat katilmişlardir.Genelde avciligin sportif anlam taşimaktan cok,savaş icin bereceri kazanmak amaci ile yapildigi arslan ve kaplan avciliginin krallar icin tehlikeli ancak kacinilmaz bir spor niteligi taşidigi anlaşilmaktadir,savaşci bir kavim olan“Asurlar´da“Boks ve Güreşin“varligina kanit olacak belgeler vardir“şişirilmiş tulumlarla yüzmeyi cok iyi başardiklari“Asur Kabart malarin´dan görülmekte“Asur Babil vücüt kültürünü daha cok av ve savaş gibi pratik fayda amaclarinda yönelen genellikle,soylu sinifin ve savaşcilarin bu maksatla eğitilmesini,sağlayan sinirli bir kültür olarak nitelemek gerekir.
Medler
Mezopotamya´da Kürtlerin atari olan Medler,tarafinda ele gecirilen kapadokya kralliği M.Ö.585-332 ) ye kadar hüküm sürdü..
Kapadokya bölğesi icinde yer alan,Heraklia-Arkhelais,çok eski devirlerden beri bir yerleşim merkeziydi.Tarihi ipek yolunun önemli gecit merkezi olan şehir, hem ticari hem çeşitli medeniyetlere beşiklik yapmıştır. M.Ö. 3000-2000 yılları arasında Asur Ticaret Kolonileri Devrinde en önemli ticaret merkezlerinden birisi,kent merkezi yakınlarındaki“Acemhöyük'tür“Tarihte Kürt devleti olarak tanımlanan Med devleti.M.Ö.Asur egemenliğine son veren,Hükümdar Keyaksar yönetiminde,kuzeye doğru ilerleyerek,Urartu topraklarını ele geçirmişlerdir.Medler,Muşki Frigler ve İskit bölğelerini´de ele geçirdikten sonra, Kapadokya olarak adlandirilacak olan bu bölğeye doğru yönelmişlerdir.
Medler´den sonra ( M.Ö.585 de aynı Ari,irk soyundan olan,Persler tarafından yönetilir.Med ve Pers dilinde Katpatuka olarak adlandirilan,Kapadokya bölğesi ´Cins Atlar Ülkesi´anlamina gelmekteydi.Medler ve Persler“Zerdüşt“dinine bağli olduklarindan ve ateşi kutsal;saydiklarindan,bölğedeki volkanlari özellikle Erciyes ve Hasandagi´ni kutsal saymişlardir.
Persler, Kapadokya’dan geçerek başkentlerini Ege’ye bağlayan, ‘Kral Yolu’nu geliştirmişlerdir. Makedonya Kralı İskender M.Ö.334 ve 332 de,Medlerin devami olan Pers,ordularını bozğuna uğratarak,Babile gecen iskender,burdaki sanatsal ve zengin kültüre adedata hayran kalmiştir,işte cennet dedikleri yer burasi olmali diye belirtir.İskender Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaştı. İskender, komutanlarından Sabiktas’ı bölğeyi denetimi altına almakla görevlendirince, halk buna karşı çıktı ve eski Med soylularından Ariarathes’i kral ilan etti. Çalışkan bir yönetici olan I. Ariarathes ( M.Ö.332-322) Kapadokya Krallığı’nın sınırlarını epeyce genişletmişti..
İskender’in ölümüne kadar,barış içinde yaşayan Kapadokya Krallığı, iskender´den sonra Roma’nın hakimiyetine girerek roma eyaleti olduğu M.S.17 yılına kadar varlığını korumak için Makedonyalılarla, Pontuslularla, Galatlarla, Romalılarla mücadele etmistir.Kapadokya Krallığın´dan sonra Roma ve Bizans İmparatorluğunun,egemenliği altına giren bu bölgeler.Özellikle başka istilalara karşi,koymak ve korunmak maksadiyla güneydeki stratejik noktalar ve derbentler özenle korunmuş,Eregli ( Heraklia-Arkhelais)Yakin bölğeler´de gecitler tutulmuş,ve yeni kaleler insa edilmiştir.
Etililer
Iki önemli kitayi birbirine bağlayan köprü nitelik olan,tarihinin tüm safhalari´da gelip gecen ve yerleşen,pek cok uyğarliklara zemin tarihinin tüm safhalarinda gelip gecen ve yerleşen pek cok uygarliklara zemin olan topraklar üzerinde(i.Ö).4000 Etiler anadolunun büyük kismini ellerine gecirerek uygarliklarini geliştirmişlerdir“Hükümet merkezleri Kizilirmak yakininda Hattusas bügünkü Bogazköy idi“savaşci uygarliklarinda görulen savaş arabalari etilerde´de görülmektedir.Savaş arabasinda bir sürücü bir savaşci birde kalkanci olmak üzere üc kişi bulunurdu bu arabalar yanliz savaş icin degil savaşa hazirlik aliştirmasi icin yariş arabasi olarakda kullanilirdi.Etiler Güneş Tanrisi Tesup,un Serefine Düzenledikleri şenliklerde iki tekerlekli araba ile yariş birinci gelenin başina Eti kizlari tarafindan tapinakta kutsallaşmiş biralar dökülür üzerine cicekler serpilir şarkilar söylenirdi bu şenliklerde Boks Güres ve kilic oyunlari at yarişlari yapilirdi (i.Ö). 1360 yillarinda“Eti Krallarininda Tikkuli nin seyisbaşisi tarafindan bir atcilik antreman Kitabi yazilmiş ve Bogazköydeki kazilarda bulunmuştur“Bü kitab Modern bir Antreman kitabinda Raslanayacak kadar mükemmel uslüple bütün ayrintilari ile dile getirilmiştir yedi aylik antreman süreleri icinde atin hergünki koşu mesafeleri adim türleri timar yemlenmesi ve bonyosu en ince ayrintilarina kadar aciklamaktadir.Etiler at ve araba yarişlari yaninda yüzme eskrim aticilik gibi faaliyetlerde bulunmuşlardir.Vücüt kültürüne önem vermelerinin nedenleri ferdleri savaş icin üstün gücte yetiştirme düşüncesine dayanmaktadir.
Hintliler
Batili ve Dogulu tarih bilginlerine göre,Milattan yaklaşik 5000 bin yil önce Kürtler Hint-Avrupai(Ari) irkinin bir parcasidir,bu dönemlerde kürtlerin bir kolu mezopotamya sinirlarini aşarak Hindus vadilerine inmişler yerli halklar ile uzun bir mücadele sonucunda tüm ülkeye sahip olmuşlardir.Asyalilar,Avrupa asilli istilacilardir.Hintlilerin sehir kültürünü yikmiş kendi plan esaslarina dayanan köy sistemlerini getirmişlerdir.Başlangicta dans ve pola sporlari önemli yer işgal etmiştir bu bakimdan yoğada“Ruh“vücüt ve duyğular egzersizlere tabi tutulmuştur,bu bir nevi ruh disiplini teknigidir.Yoğa vücüdun ic ve diş,temizligini hoş görürlü soğuk ve sicagin,en aşiri değişikliklerine dayanikliligi uzun süreler eziyetli pozisyonlarda sabirla beklemeyi.Aciya ragmen ölum sessizligine kayitsiz şartsit inanmayi namuslu olmayi şart kosmuştur,barişi severlik şereflilik,yumuşak huyluluk ve kanaatkarlik gibi erdemlerini ön görür.Güreş sopa eskirimi ok atma gibi dünyasal spor dallarina´da rastlanir“Hintlileri etkisi altina alan Buda M .Ö. 550-480.de yaşamiştir“Hint vücüt kültürünü ötek dünyaya duyülan kuvvetli arzunun bir belirtisi.Cenneti daha yaşarken,elde etmenin ebedi bariş ve kuruluşa ulaşmanin,yolu olmak niteligini günümüze kadar taşimiştir
Cinliler
Cin beden eğitiminde,en eski uyğulamaci ülkelerden birisidir,doğünün vucüt kültürü alanindaki etkisini devamli bilen ülkede cindir,bü etkiyi.Hindistan´dan pasifik adalarina kadar görmek mümkündür,bunlardan“Hintle Cinin“etkilerini birbirinden ayirmak son derece güctür;nedeni ikisinde de vücüt kültürünün din adamlarinin elinde ve başlangicta,tedavi cimnastiği olarak ele almiş olmalarindandir.Binlerce yil icin vücüt kültürüne adini “Cin Heksu denilen Kong-fu sistemihakim olmüştur“ bu sistemde her hareket isimlendirilmiştir,ilkel karekter tasir“Taoizim Rahiplerinin elinde şekil bulmuştur“bu sistem´de,din adamlarinin hijyenik amaclara yönelik esalar kurduklari bir gercektir,Kung-fuda baş kol bacak gövde hareketlerinin başlanğic,duruşlarinda solnum agiz ve burun yoluyla mekanik olarak yavaş hizla kesik sürekli sert yumusak gibi degişiklikleri ile sistem icinde yapilan hareketler.Tao dini rahipleri tarafindan detaylarina kadar inilmiş bir tedavi metodu ve her hastaliğa göre ilacyerine gececek hareket receteleri düzenlemege,yarayan bir kaynak niteligini tasimiştir.Kung-fu Cinde diger cimnastik hareketlerini teşkil etmiştir amac ruh ve vucudun her türlü huzursuzluklarindan ve hastaliklardan arindirilmasi ve tedavi niteligi taşimaktadir sistemin i.Ö.3000 yillarinda yasayan HUANG-Ti ,ye ait olmasi kabullenilmektedir,bu sistem halkin günlük calişmalarinda,okul programlarinda devam ettirilmektedir,bir başka sistemleri,de zayiflara ve yaşlilara uygulanan yorucu olmayan masajla ilgili değisik yöntemleri olan Siaoleo dedikleri yöntemdir.Kong-fu 18 esas hareketten üretilmiştir belli başli niteliği hareketlilik ve parolasi da fikrini sakin ve uyanik vucudunu dinc ve güclü tüt tanrinin yüksek idaeline ulaşmak,ve sağlam bir vücütla gerekli enerjiyi elde etmek sukünetle mümkündür.Kendini aşiri yorğunluk ve tembellikten korunki,kaşlarin aktif ve uyanik daima zengin ve yüce kalsin,böylecede zayiflik hissetmeyeceksin telkinine dayanmaktadir.Genelde Cinde eğitimin unsurlarini alti güzel ve ince sanat dali teşkil etmiştir (Müzik Aritmetik Edebiyat Dans güresi ok atmayi eklemistir,Cin yabanci beden faaliyetlerinden kendisine yararli görduklerini alarak benimsetmiştir,daha sonralari i.S, 1122-249 yillari arasinda ok atma ve ata binmenin önem kazandiği görülmüştür.
Yahuduler
Yahudiler,de Vücüt kültürü din ve savaş bağintili bir gelişme gösterir Tarihleri göcebelikle dolu bir kavimdirler,binicilik ve silah kullanmayi hayati bir zorunlulukla uyğiladiklari görülür.Ağirlik kaldirimi taş firlatma,ok atma,yüzme,uzun mesafe koşuculari,güreş ve dansin eğitim,araci olarak kullanildiğini,görmekteyiz ağir taşlari,diz bel göz üstüne kadar kaldirma calişma ve yarişmalari,sapan denilen kil kenevir veya hayvan sinirlerinden,yapilmiş organlarla ortaşina koyduklari,bir taşi baş üzerine hizla cevirip bir ucuna birakmak suretiyle taşi uzağa atma,ve hedefe isabet ettirmek,calişmalari zevkle yaptiklari,koşular ok atmalar kutsal kitaplarina girecek,kadar önem taşimiştir.Resmi haberlerin stafet yarişmasinda olduğu,gibi elden ele koşarak taşindiği yariş,arabalarinin önunde koşan meslek atletlerinin varliğini,görüyorsunuz bütün bunlar haberleri cabuk iletmek ve hemen düşmana karşi toparlanmak,zorunluluğundan doğan aliştirmalardi,yüzmek´de cok sevilmekteydi,
Mısırlılar
Nehir uyğarliklarinin,en eski ve tibik örneklerinden birisidir.Tarihi gecmisi (i.Ö).3500 yillarina kadar varan,Misirlilarin günümüze biraktiklari yazili belgeler cok azdir.Ancak Tapinaklarin´da ve Mezarlarinda,ele gecen emsalsiz rölyefler freksler mezarlarda bulunan ceşitli arac ve gerec ler ve diger kalinti buluntular ve hiyeroglif metinler vücüt kültürü bakimindan,geniş kaynak teşkil etmektedir.Misirlilarin ölülerinin mezarlari“Misir Tarihi“aydinlatilmasini saglamiştir,eski Yunanlilarin bati anlaminda güzellik kavraminin ölcülerinin yaratmalarinda,cok önce Misirda vücüt kültürü bakimindan üstün seviyeli bir kültürün varligi,bu kalintilardan kesinlikle anlaşilmiştir.Mezar odalarinda bulunan renkleri solmamis,resimler aşaği yukari 2000 yillik bir zaman kesimini canlandirmakta´dir,bu resimler ve diğer buluntular.Misirda vücüt kültürünü teskil eden faaliyetler arasinda bugünkü anlami ile cimnastik hareketlerinin ve dansin varliğini ortaya cikarmiştir (i.Ö).2650-2400 yillari arasinda Ptah-Hotepin Mezarinda ve şakara adi verilen,yerdeki Mereruka mezarindaki resimler arasinda,bakacak kas ve bandlarin esnetme hareketleri görülmektedir.Eski Misir Cimnastiğinde,gövdenin eşli ve eşsiz olarak yapilan bütün hareketlerine,özellikle esnetmelerine yer verildiği,yüzü koyün yay köprü ters köprü el ve baş üstü dikey düruşa kakma,ve köprüye düşmeye varincaya kadar hareketlerin,bütün safhalari ile canlandiran resimleri bügünkü teknikten ayirt etmeğe imkan yoktür.Misirlilar eglenceli gurup hareketleri denilen,aliştirmalara da yer vermişlerdir.Eşli dayanma itme aliştirmalari yürüyen eşler üzerinde,sirtta denğe dik durma,türünden hareketleri canlandiran resmler izlenmektedir.Resimlerin bazilarinda top oyunlarina ´da rastlanmaktadir 7.5 cm capinda deriden veya sik dokunmuş ketenden yapilmiş,zikzak dikişlerle dikilmiş,icleri kepek yosun kuruşu gibi maddelerle doldurulmuş toplar“Kahire Berlin ve Londra Müzelerinde“saklanmaktadir,Misirlilarin kücük büyük cemberlerle hareketler,yaptiklari´da görülmüştür,kücük cemberler ve ucu kivrik sopalarla bügünkü,hokeye benzer oyun da oynanmiştir.Misirlilarda koşu´da önemli bir yer tutmuştur.Misirin tarihi boyunca izlenen bir faaliyettir Mezarlar´da bulunan resimlerin,büyük bir kismi güreşle ilğilidir,bu resimler´de sistematik,bir vücüt kültürü ile yarişma halindeki kuvvet denemeleri,arasinda bir denge göze carpmaktadir (i,Ö).2000 yillarindan kalan Benihasan mezarlarinda bulunan sayisiz ve emsalsiz,güreş figürleri ayni canliliğini koruyarak günümüze kadar gelmiştir 400 kadar figür vardir.Biri kirmizi digeri koyu ten rengine boyanmiş güreşci,bir ciftin izlenebilen resimleri bügünkü serbest güreşin,bir metod kitabi niteliği ile büyük bir değer teşimaktadir,bu resimlerde Misir güresinin bütün ayrintilarini güreşcilerin giyimleri meydana gelişleri birbirlerini kovalamalari el ense yoklamalari,denge bozan türlü oyunlari celmeleri bacaklara dalmalari,saltonlari kafa kol kapmalari kravat köprü gibi oyunlari izlemek mümkün olmaktadir (i,Ö), 1500 yillarinda“Boks,unda Misirlilarca bilindiği anlaşilmiştir“Agirlik kaldirma,aliştirmalarinin yapildigi da anlaşilmaktadir:Yüzme kürek cekme gibi sporcülarin nehir boyunca yapildiği,ayrica kayik üzerinde ellerindeki uzun siriklarla birbirlerini suya düşürmek,ve rakiplerinin kayiklarini ele gecirmek,icin mücadele ettiklerini gösteren resimlerle,bu faaliyetin yayğin bir halk eglencesi oldugunu anlatmaktadir:Dansinda son derece gelişmiş,bir sanat seviyesini gösteren belgeler vardir Misir Rahiplerinin güneşi temsil eden tapinagin etrafinda,güneş sisteminin haretlerini sembolize eden cok,estetik figürlerle dolu bir dansi müzik eşliginde yaptiklari anlatilmaktadir,ileri seviyede vücüt kültürü olmasina karşin,yarişma fikrinin bulunmadiği.Yunanlilarda gördügümüz,olimyaya benzeyen bir örgütün bulunmadiği anlaşilmaktadir.
Akdenizde köprü uygarlıklar ve girit
i.Ö.2000 yillarinda Kuzeyden gelen halkin,Doğu bölğelerinde yerleşmesi bu bölğe ikliminin sağladiği,ilk cağlarin uyğarliklari ile kaynaşarak yeni bir uyğarlik dönemi başladiğini görüyoruz,bu arada”Girit”adasinda saraylar ve villalar kurarak yeni bir şehir kültürü geliştiren,bu halklarin biratiklari eserler,bu yüksek kültürün değerini ortaya koymaktadir.Girit adasinin konumu gereği doğu kültürünün,batiya acilan penceresi görünümündedir,bu adada doğu kültürü ile bati kültürünün,ici ice kaynaştiği bir gercektir,(i,Ö),2000-1700 yillari arasinda süregelen,bariş dönemi icerisinde.Giritte vücüt kültürünün üstün bir düzeye ciktiği görülmektedir”Boks Güreş”boğa atlamalari,dans ve araba,yarişlarina cok deger verildiği devamli,senlik ve yarişmalar düzenlendiği anlaşilmaktadir.Kazilarda ele gecen eserlerdeki resimler ve fiğürlerden,her spor dalinda cok güzel hareketler ve teknik geliştirildiği belirgindir.Vücüt kültürünüm orjinal belirtisi,boğa üzerinden yapilan atlamadir azğin boğanin saldirisini ona doğru kosarak ve boynuzlarini elle tutup boğanin baş sallanmasin´dan yararlanip,üzerinden ve perende veya solto atmak suretiyle arkasina düşmek ve böylece bu oyunu sürdürmek,en zevkli eğlencelerindendir,bunu başaramayanlar boğanin boynuzlanmasi ile hayatlarindan olduklari gibi sakatda kalabilirlerdi,bu denli tehlikeli oyuna kizlarinda katildiğini belirleyen resimlerde ele gecmiştir.Boğa verimin ve bereketin sembolü olarak kabul edilmiştir,ve bu bölğe uygarliklarini ortak niteliği olarak,ege italya ve ispanya cevresine sicradigi günümüze kadar da geldiği bilinmektedir.
Yunanlılar
i,Ö,3000 yil sonralarinda kuzeyden gelen,iyonlar-akalar ve Dorlari özellikle Teselya,nin eski yerli kavimleri olan pelasğer,lerle karişimindan olmuş bir halk olduklarini iyonlarin.Attik yarim adasinda dorlarin peloponez yarimadasin´dan yerleşerek lakonya mesenya-Arzoliz- Sykion gibi eğemen şehir devlet kurduklarini biliyoruz,yunanlilarda vücüt kültürüne verilen önemi”Düsünürlerden dinleyelim.Yunan düşünürü ARISTO şöyle diyor”Cimnastik hanği hareketlerini vücüda yararli oldugunu,tabiatin insan vücuduna ölcülü olarak bağişladiği niteliklere göre bunlarin hanğilerinin,en iyi ve en uygun düseceğini araştirma bilimidir.”PLATON ise Her Canli varlik ic güdüsü ile daima sicrama ve ziplamak ister,bunun kendisine özğü ritmi vardir,bundan da dans ve müzik doğar” insanlar ritim denilen ve seste oldugu gibi,alcak ve yüksek perdelerin uyuşumu ile ahenği sağlayan bir düzen duyğusuna sahiptirler diyerek,büyüme ile hareket ihtiyacinin dozu arasinda bağlanti kurmuştur.Gine Tiamies adli Eserinde Vücüdun hareketi cogu zaman,düşüncenin uyanikliği ile bağintilidir,Yüksek fikir de calişan ve ödevleri yerine getirmek durumunda olanlar cimnastik yapmalidirlar”Yani Ruh vücutsuz vücüt Ruhsuz caliştirilmamalidir demiştir”Görülüyorki cimnastige daha o devirde,bedeni fikri ahlaki hedefler verilmiştir.Beden Eğitiminin karekter yapici gücünü takdir eden eski,Yunanlilar acilara kolaylikla dayanma dünya nimetlerine karşi,aşiri isteklerine köreltme her şeyden önce,asaleti ve diğer erdemlerle bezenme,gibi ödevleri”Cimnastigin araclari arasinda görmüşlerdir”bu eğitim ideallerini Kalokagathia Kavrami ile ifade etmişlerdir,bu deyim gentlemen kavraminin benzeridir.
Filozof SOLON şöyle diyor,beden aliştirmalarini gençliğe yalnız yarışmalarin hatiri için tavsiye etmiyoruz.Onlari sadece yarışmalara katılsınlar diye zorlamiyoruz,gençler bu calişmalarin sonucunda kendileri ve Vatanlari icin büyük değer taşiyan erdemler kazaniyorlar,Yaptiklari iş bütün vatandaşlarin uğrunda uğraştiklari bir ortak dava ile ilgilidir.Gencler görünüşte camda meşeden zeytin veya defne dalindan yapilan fakat anlaminda insanlarin bütün mutluluğunu taşıyan çelenkler uğruna yarışıyorlar.Ben bu mutlulukla ferdin ve toplumun ortak özgürlügünü refahini güvenini şan ve şerefini bir kelime ile tanrilardan dileyebilecegimiz şeyleri kast ediyorum.Cimnastik aliştirmalari ve yarişlar da ayni düşüncenin mahsulüdür,Yarişmalar büyük ve ortak toplum davalarimizin ugraşilarimizin kücük bir örneği celenkler´de,uğrunda mücadele edilen büyük manevi değerlerin kücük maddi sembolleridir.Bu görüş yunan vücü
kültürünü verilen önemi acik ve secik olarak anlatan bir deyimdir,Ancak görüyoruzki yunanlilar bu ruh ve inanc devam ettiği sürece,tarihte uyğarlik rollerini oynamişlar,sonra bunun kaybolmasi ile eski güc ve üstünlüklerinden hic bir iz kalmamiştir,bu dönemde iki ayri irkin eski köklü sitesi olan“Atinalilarla,Ispartalilarin“özdeki ortak düsüncelerine rağmen,uygulama tarzlarındaki ayriliklarini görmekte yararvar.
Atinalilar.
Iyon kökünden idiler,vücüt kültürü Ruh ve fikir eğitimi ile ayni paralelde yürütülmüştür“Filosof Solon Atinalilarin,yalniz becerikli calişkan dayanikli,birer savaşci olmalarini,.degil ayni zamanda fikir eğitimi bakimindan da üstün bir seviyeye ulaştirilmalarini iştemiştir“Atina´da kizlar vücüt calişmalarina katilmazlar,erkek cocuklar“Palestra larda devletin resmi ögretmenleri tarafindan eğitilirlerdi,18 yaşina gelince Ephebe sifatini alirlar,ve “Gymnasyuma”devam ederlerdi,burada vücüt calişmalari ile birlikte,bilimsel alanlarda yetiştirilirken,iki yillik savaş eğitiminde tabi olurlardi,askerlik görevi ata binmek arazi´de savaş oyunlari uzun yürüyüşler ve mukavemet koşulari yaparlar´di:
Ispartililar.
Isparta yasaları kısa fakat özlü konuşma,sağlam ve keskin iş yapısı emreder“En güçlü savunucusu,Filozof PLATON´dur“Devlet ve kanunlar adli eserinde,bu Ruh acikca görülür,Cocuk doğuştan devlete aidtir,sitenin yaşlilarindan kurulu bir komite,doğan Cocuğu kontrol eder,uyğun görürse vatandaşliğini ilan eder,görmezse idam ederdi.Yedi yaşına kadar annesinin yaninda eğitilir,sonra kampa alinir,çok sert bir eğitime tabi tutulurdu.Fikir eğitimi cok gerekli görülen alanlarda yapilir,Paidonomos denilen genclik önderlerinin gözetiminde askerlige hazirlayici calişmalara sevk edilirdi.En önemlisi koşularda disk çirit atma eskrim“Boks Güreş“top oyunlari genclerin her yönlü yetişmelerini sağlar,her on günde bir cıplak olarak uzmanlarin yaptiği,bir sınav ile idman durumlari kontrol edilirdi On iki yaşlarindan itibaren ic camaşir giyilmezdi,saman ve saz üzerinde yatarlar ancak cok sert havalarda,kuru yaprak ve ot döseyebilirlerdi her yilin belli bir gününde”ARTEMIS”tapinağinda,halk önünde meydan dayaği atilirdi.Bagirmak degil ic cekmek bile yasakti,bu cok sert eğitimle”OYMPIA”oyunlarinin ilk ikiyüz yilinda şampiyonlarin çoğunluğu,Ispartalılar arasından çıkmıştır,Tüm çalışmalar müzik ile yapilir,silahli dans oyunlari yapılırdi,otuz yaşına kadar süren bu tip eğitime mecbur tutulurlardi,Ingiliz BERTRAND RUSSEL´in ilimden bekleyeceklerimiz,adli yapıtında eğitimin iki amaçı vardi,bir taraftan zekayi geliştirmek,öte yandan iyi vatandaş yetiştirmektir.Atinalılar birincisine önem vermişlerdi,ispartalilar ise ikincisine ispartalilar galip geldiler,fakat Atinalılar hafızaları fethettiler demiştir.
Spor dallari üzerinde araştırmalarım devam edecektir,bir sonraki araştırmamız´da buluşmak dileğiyle.
Hepinize En icten Selamlarimla.
Ömer YÜCE
E-mail: yucezagros@hotmail.com
Kaynaklar
1-Prof.Dr Rainer Salzburger Präsident des ÖABV:1992
2-Prof.Dr Fişek Kurthan: Spor yonetimi Aüsbf.yayini 1983
3-Kramer Noah Samuel: Tarih Sümer´de Baslar kabalci Yayinevi 1999
4-Swaddling Judith.: Antith Olimpiyat oyunlari Homer Kitabevi 2000.
5-Tmok Tarihi: Tmok´nin 90.yili ana Basim 1977
6-Koryürek Cuneyt: Spor ve Olimyatlar Akbank Yayini 1976
7-Şahin Mehmet: Spor Ahlakı ve Sorunları.Evrensel Basım Yayın.1998.
8-Harald Braem: Uruk Aslani Gilgameş Yurt kitap Yayinevi 1998
MEZOPOTAMYA DA SPOR TARIHI <<< 03-09-06
Salmanlı köyünün ilk sakinleri<<< 22.07.06
Başarılı çalışmaları sonucu Aksaray belediyesin´de ilk kürt siyasetçi << 14.06.06
Kovara Veger copyright © |