Kovara Siyasî,Çandî,Hunarî,Dîrokî,û Lêkolînî ya Kurdên Anatoliya Navîn

Ser Rupêl

  

Nûçe

Çand û Huner

Nivîskar

Sehîd

Kovara Veger
Aborî

Ferheng
Dîtin û Raman

Civak û Jîn

Spor

Medya

Polîtîka

Dîwanxane

Cîhan
Edîtor

Girêdan

Têkîlî

Lêkolîn
Defterê Nîvana

Album
Kurden Anatoliyên
Kurdistan
Gundên Kurdên Anatoliyên
Gundên me
Pirtûkxane
Arsîv

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 


 

 

 


 


 

____________________________________Ömer Yüce__________________________________

 

Ömer Yüce'nın Salmanli “Canan“üzerine yaptığı araştırma.

 

                                                                                 

                                                                                    

Sevgili okuyucular orta.Anadolu ekeçik “Hilkeçik“Kürt köyleri ile ilgili yazi dizilerimizin on beşincisini hazirlamiş bulunmaktayim.Salmanli köyü ile ilgili olarak ele aldığım,bu tanıtım ile ilgili.Salmanlı hanedanlarından olan.“Coşkun Sarikaya“nin bu araştırmaya sunduğu katkılarindan dolayı kendisine şükranlarımı iletiyorum.Salmanlı köyü Aksaray´a bağlı Ekeçik yöresi´nin bir kürt köyü´dür.Bu köyün kaderi´de diğer kürt köylerinden pek farklı değildir.Asimile politikalari hep gündemlerine girmiş, sürgün talan ve özünden kopuşu ise diğer kürt köyleri gibi bu köyde nasibini almıştır.

 

 

Salmanlı köyünün ilk sakinleri ise Kürdistan aşiret dağıtılımın´da başta“Amed ve Botan“bölegelerin´de sürgün olarak geldikleri anlaşılmaktadır.Bü köy iki sürgün serüveni yaşamış.Canan aşireti parça parça olarak“Ankara Haymana ile Ortaköy´e bağlı Balcı bölgesine yerleştirilmiştir”Haymana ve Balcı bölgesine yerlip kalan aşiret mensuplarida olmuştur.Osmanlı devleti kürt aşiretlerini asimile etmek için Orta anadoluda yaşayan türk bölgeleri içine yerleştirip asimile etmek için büyük bir çaba sarf etmişlerdir.Balcı bölgesine yerleştirilip kalanlar ise bugün asimile olmuşlardir.Bu aşirete mensup olanların bir kısmı kürtlerin yoğun olarak yerleştirildikleri Ekecik bölegesini yerleşim alanı olarak seçiyorlar.Canan aşireti ilk yerleştiği Hilkecik bölgesi ise“Eyübi hizar sınırları içerisin´de olan.Çiyayê kürrê´nin alt etekleri olan şadifêkir“Kaniyê-Gileborani“yerleşim alanına açıyorlar“ Buraya´da güzel bir pinar yapmışlardir.Bu pınara´da Kaniyê-Gileboran adını vermişlerdir.Bu isim Kürtçe´de“Gil“meşe.Dimilice´de ise“Boran yer ve güvercinler tepesi anlamına´da gelemektedir.

 

Bu pınar uzun yillar için´de harabe bir hale gelmişti.Bu pınarı yeniden Hilkecik diyarının muhendizi ve yüzlarce esere imzasını atan Terhane aşiretine mensup Kaleköyün renkli simaların´dan Rafet Geyik “Noko“ tarafın´dan tekrardan inşa edilerek Hilkecik sakinlerinin hizmetine açmıştır.Canan aşireti bir zaman süreciyle bu tümsek yerleşim alanın darlığı, hastalıkların çoğalması ve kışları çetin geçmesin´den dolayı şimdiki yerleşim bölgeleri olan Salmanlı köyü´ne yerleşmişlerdir.Bu köye Hilkecikin diğer köylerin´de olduğu gibi Kürdistan´dan son sürgünler olarak gelen aşiretlere kendi yerleşim alanlarını kullanmaya açmışlardır.Bu köy halkı kürtçenin dimiliki lehçelerini kullanmakta’dırlar.Şu anki nüfüsü 2000 yılın sayımına göre 766 dır.Köyün Muhtari Ahmet Sarikaya´dir.

 

 

Değerli okuyucular önceki yazılarımız´da Hilkecik yöresi kürt köyleri için sizlere sunduğum genel anlamdaki Hilkecik kürt halkının sürgün serüveni, bu köy içinde geçerli olduğu için tekrar burda belirtme gereği duymadim.İmkanlarim araştirmalar için kısıtli olmasından dolayı geniş çaplı bilgi sunamadım ama ilerdeki çalışmalarim ile sizlere daha real bilgiler sunacağım.

 Salmanli köyün´de eğitim ve öğretim 1957 yılında başliyor okul köy´de kısa dönem köy muhtarlığını yürüten (Ômmikê Silikî) Ömer Bektaş öncüluğün´de yaptırılıyor.Köyun camisi ise hicri takvime göre 1315 de yapılmış “Miladi takvime göre 1894” Bu yapı Salmanlıların ilk eski yapıtı olması ile halen eski zerafetini korumaktadir.Yanlız caminin yaninda yapılan minaresi ise zaman süreciyle bakımı yapılamadığın´dan dolayı yılkıma tehlikesi gösterdiği için 1998 yılın´da yıktırılıp yerine yeni bir minare inşa edilmiştir.

Yazımızın bu bölümünde köy sakinleri tarafindan anlatılan ,yaşanmış köy öykülerini yazmaya çalişacağim

A-Söylentilere göre Melendiz´den gelip Salmanlı köyü´ne yerleşen “Tirk“ adin´da bir namlı eşkiya´varmış.Salmanlı köyün´de zorla alıp evlendiği“Cenne“ile kalarak buraya yerleşmiş.Bu tırk salmanlı köyün´de bayağı vakalar çıkartmış Canan aşiretinin ağası olarak kabul edilen“Hafiz ailesinin en büyüğü olan“Millexmet ile araları’ akrabasi olan Canne´den dolayı ailesel sorunlar nedeniyle açılıyor.Tirk Canan aşiretine mensup arkadaşı “Hemmê´ye” Millexmet´i öldürmek için yaptığı planın´da Millexmet´in bu günlerde sabah erkenden Ortaköye buğday ögütmeye gideceğini,bunu firsat bilip sabah erkenden Yanyurt ile Salmanlı arasındaki tenha geçitte bekler.

 

 

Ama beklediği süreçte “Millexmet”gelmez.Tirk geldiği köy´de arkadaşı”Hemmê” hafiz´i öldürme planını “Millexmet´e anlatıldığını duyar.Buna çok içerlenen Tirk köyü bir müddet terk ederek plan yapmaya başlar.Hemmê´yide öldürmek için yapmış olduğu plan ile Zavallı Hemmê´yi günün birin´de köy harmanın´da yanlızken öldürür,Hemme´nin öldürüldüğünü duyan”Millexmet”aile mensuplarıyla Tirki öldürmek için karar alırlar.Tirk´in terk ettiği köy´de uzun bekleyişler başlar günün birin´de alınan bilgiler´de Tirk´in bazen akşamları gizli´den gizliye zorla alıp evlendiği karısını ziyarette gelip gittiğinin haberini alırlar.

Bunu firsat bilen “Millexmet”hemen harekete geçer akrabası olan Tirk´in hanımıyla görüşür uzun uğraşlar sonucu Tirk´in hanımını ikna eden Millexmet planını biraz´daha kolaylaştırır.Bir gece Tirk evine gelir ve ocak başına geçip hazirlanan yemeğini yer.

 

Mavzerini yanına alarak ocak başında kaçak tütününü sarıp dumanlayarak dinlenmeye geçer.Hanımı Tirk´e bu mavzerini duvara as der Tirk ise bu mavzer benim canımdır der ve buna ragmen  mavzerini duvara asar.Yorgunluğun olduğu sarhoşluk ile son anlarının olduğun´dan habersiz aşkin ritmine kendisini salar.Tirk´in geldiği haberi firsat bilen Millexmet ve adamları gizliden içeriye girip yatan Tirk´in üzerine çullanırlar ve  boynuna ipi geçirip Tirk´i boğarlar.Boğdukları cansız bedenini aralarına alıp Çiya´yê xürê ile çiya bêlkis arasındaki kaya kovuğuna bırakırlar ve civar köylere´de kendiliğin´den ölmüş izleminini verirler.Bu aşirete mesup çobanlar tarafından bilinmeyen bir yere götürülüp gömülen,Tirk´in mezari halen gümümüze kadar gizemliliğini korumakta´dir….

B-Hilkeciğin renkli simaların´dan olan “Nenni Hevali”ilk kez beş yıl önce güneşli bir günde Aksaray çarşı merkezin´de öküz arabasinasi inşa ettiği gezici değirmeni olan iş makinasıyla çarşı ortasın´da tırafiğe inat.Belinde kaması boynun´da poşusu omuzun´da heybesi üzerinde şalvari ve siyah kundurasiyla emin adımlarla çalınan araba kornalarina aldiriş etmeden giderken tanımıştım.Yol kenarina dizilmiş insanların şaşkın bakışları altın´da umursama´dan er meydanına yürüyorcasına yoluna devam ediyordu.O an gözlerimin önün´de Akasaray esnafların Hilkecik´lilere yaptıkları hakaretler ve onurlu giyinişlerin´den dolayı hor görüldükleri anlar.Bu gözlerimin önün´de bir flim şeridi gibi canlanırcasına  geçmekteydi.Bilindiği gibi eski´den Hilkecik köylerin´den Akasaray´a alişverişe gelen kürt köylüleri Aksaray esnafı tarafın´da dışlanırlarak çoban takımı görumününde görürlerdi bilinçli olarak alış verişler´de özellikle bayatlanmış gıdalar kendilerine satılırdı.

 

 

Nenni´yi yakında görme fırsatını ve fotograf  karesine alma şansını yakalamış oldum.Etrafına inat kendi özüyle bana poz verişi ayrı bir sempati rengini yaratıyor´du yaşami için de belki binlerce Posteri değişik ülkeler´deki turistlerin evlerini süslüyor´dur.Aradan geçen uzun yıllar sonra Neni heval bir sonbahar ayında ( kasim 2005 de ) aramızdan ayrılarak vefat etmiştir.

 

C-Son yirmi yıl´da Hilkecik kürt köylerin´den Aksaray merkez  ve ilçelerine yoğun bir göç yaşanırken Salmanlı da neler oluyordu,göç edecekmiydi Hafız ailesi (Canan,Sarıoğulları). Sükke (şehre) göç etme kararını doktor İsmet sunuyor (doktor denmesinin nedeni askerlikte sıhhiyeci olduğundan) ama aşiret kendi arasında ret kararı alıyor. Ismet yine (sükke) şehire taşınmaya kararlı ve kararında kalıp’ ailesini alıp (sükke) şehire taşınıyor.Uzun zaman geçmeden gizemli bir ölüm haberi ile çocukları yeniden Canan’a amcalarının yanına gelip.Yaşamlarını orada devam ediyorlar.Son yirmi yıl´dakı bu göç sonucu Aksaray şehir merkezin´de hatırı sayılır bir kürt kitlesi olmuştur.

 

 

Bunun sonucun´da Hilkecik´li Ahmet Er Aksaray tarihin´de ilk  kürt belediye başkani olma sıfatını elde etmiş ve Aksaray’ın il oluşunun ikinci belediye başkanı sıfatını´da almış oldu.Hilkecik kürtlerin özgür gelişimleri için hiç değilse başlanğıç açısından yeterli bir tecrübe ve deneyimleri de bulunmaktadır.Bu deneyim ve mirasın çok zorlu yıllarda yaratılmış olmasi hilkecik kürtlerin´de küçümsenemeyecek bir başari ısrar sabır ve yaratıcılık geliştirmiştir.böylesi bir sivil akademik hareketi geliştirebilmek için ciddi bir kürt potansiyele de sahip bulunmaktadırlar.Bu potansiyel ile Aksaray üç geninde dillerini Kürdistan kadar akademik olarak geliştirmemişler isede devletin asimile politikalarin ne kadar sonuç verdiğini görmekteyiz buna rağmen.Bugün değişik Üniversitelerinden mezun olmuş yüzlerce Hilkecikli kürt genci vardır.Bunlar sırayla avukat,doktor,siyaşetci,gazteci,araştirmacı,yazar,eczaci,mühendiz,işadami,mimar, eğitimci,sanatçı,spor´cu ve yüksek okul öğrencisi gibi kürt toplumunun en bilinçli ve duyarlı kesimleri olarak kürt ulusuna büyük katkilarini sunmaktadırlar.

 

 D-Salmanli tarihinin muhtarlik çizelgesi.Bu köy´de toplayabildiğim bilgilere göre bu güne kadarki salmanli köy´ün mühtarlari sirayla şunlar.

1    Hafiz-Ahmet Sarikaya

2    Mehmet Yildiz

3   Nail Sarikaya

4   Ömer Bektaş

      5   Behçet Sarikaya

6   Kuzi-Mehmet Sarikaya

7   Saim Ulusoy

8   Ahmet Sarikaya

 

Salmanlı da ilk muhtarliği “Hafiz”Ahmet Sarikaya 40 yıllık bir süre ile yapmıştır. 40 yıllık süre içinde ne tür hizmetler yaptığı bilinmiyor, ama Salmanlının ağası durumunda idi kendisi.Ahmet Sarikaya´dan sonra “Memmikê Eli dê Attî”(Mehmet Yildiz) yapiyor nekadar görevde kaldiğını zamanlama olarak tesbit edemedik.Memmike´den sonra.1950 yılında Nail muhtarlık görevine seçiliyor muhtarlık görevi esnasinda salmanli köy sınırlarını ciddi bir şekilde denetleyerek civar köylerden gelen köy sakinlerine Salmanlı köy merasi içinde yer alan ormanları kesmeyi yasaklamş idi.Bu uygulamanin bir gün nailin canina mal olacağını nereden bile bilirdi.

 

Bir gün Kaleköylü  Fettiye Milahmet kahnisiyle, Kaniya mala Meme bölgesinde yer alan ormana odun kesmeye gider.Bunu haber alan Sarmanlılar köy muhtari Naile haber göndererek derlerki Kaleköylünün birisi bizim köy sınırlari içerisinde ormanlarmızı kesmektedir.Bunu üzerine muhtar nail ile köy azalari odun kesilen yere gelirler.Fetti muhtar nailin geldiğini duyar duymaz ordan kaçmaya başlar nail ve diğerleri Fettiyi Kaleköy ile Salmalı arasinda yer alan tepeye (şuanki adi kucca nail) kadar kovaladiktan sonra yakalarlar orda Fettiyi döverlerken amcasının oğlu Ahmed´e Oso tesadüfen orda inek surusunu otlatirken kavga seslerini duyarak olay yerine gelir.Ve kavganin arasina girerek dövüşmemelerini ister.Bu arada nail gil Ahmed´e Oso’yu´da dövmeye başlarlar Ahmed´e Oso nailin elinden kurtulmak için kamasini diğerleri görmeden Naile saplar ve kaçar.Ahmed´e Oso koşa koşa köye haber verir,der Nail ve adamlari Fettiyi öldürüyorlar köylüde toplu halde olay yerine giderlerki ne görsünler Nail kanlar içinde yerde yatiyor Kaleköyluler hemen kensini Kahni ile Aksaraya hastaneye ulaştirirlar.Nailin yarasi derin değildir,fakat Nail hastanede bulunan toktorlara firca atarak kizğinliğini onlara´da belli ettirir bunun üstüne doktorlar muhtar Nailin yarasını fazla önemsemeden sadece dikerler ve kendisini taburcu ederler.Fakat Nail fazla yaşamayarak iç kanamadan dolayi ölür.

 

Bu vaka olayindan sonra kaleköy sakinlerinde araya girmesiyle Amede Oso kendiliğinden gidip jandarmaya teslim olmasini sağlarlar.Bunun sonucunda Ahmed´e Oso tutuklanarak Aksaray adliyesinde yargilanır.Mahkeme sunucunda kasıtlı’  öldürme vakası olmadığından dolayı 15 yıl hapis cezası verilir ve iyi hali göz önünde bulundurularak cezasi 10 yıla indirilir ve cezasını çektikten sonra köyüne döner ve geri kalan yaşamını köyünde geçirir.

 E-Muhtar Nailin ölümünün ardindan  muhatarliga Ömer Bektaş geçer ve kisa muhtarlığı döneminde köyü okula kavuşturur.Behcet Sarikaya 10 sene muhtarlık görevinde bulunur.Muhtarlığı esnasinda köyün girişinde büyükçe bir havuz yaptırır.Köylünün bahçelerini sulama´da kolaylık sağlansın diye.Suyu bazı yüksek yerler´de yer alan bahçelere yetişmesi için arklar´da yaptırmıştır.Behcet Sarikaya dan sonra muhtarlık görevini “Kuzi” Mehmet Sarikaya yürütür.21 senelik mühtarlık görevi esnasin´da köy´de elektrik yoktu köye elektirik getirilmesi için yoğun bir çalişma sergileyerek köye elektirik gelmesini sağlamıştır, ve köy yollarını karda kışta herzaman kolaylikla açilabilecek bir duruma getirmiştir.Kuzi Sarikaya Muhtarken köy´de sadece telefon muhtar odası´da bulunuyordu ve o dönemde köylere telefon çekilirken kendisi civar muhtarları arasında erken davranip Salmanlı´ya ilk telefon hatlarini çektirmiştir.

 

Köylülerin su ihtiyaçlarını giderilmesi için köy evlerine su çektirir ve artik köy evlerin´de su sikintisi kalmaz.Ama köy halki içme suyunu evlerin önündeki bahçe sulamalarda kullandiklari için köy suyu köy halkina yetmez.Bir son baharda çok şiddetli bir yağmur yağişi olmasından dolayi köyün bir çok yerini su basar ve birçok köprüleri yıkılır ayni anda köy halkının bahçe sulamada kullandigi havuz ve arklarda zarar görmüştür.Köy altında yaptırılan büyük havuz´da yıkılmış olup Kuzi zaman süreciyle havuzu yeniden tamir ettirilir ve arklari yeniden inşa ederek köy halkının hizmetine sunmuştur.

 

 Köye birde sağlik ocağı kazandırmış ama devletin bilinçli olarak gönderdiği hemşirelerin hemen kendi tayınlarını çikartmaya çalışmaları sonucu köye bir çok hemşire gelip gitmiştir.Sağlık ocağı köy halkina  en fazla bir yil hizmet sunabilmiş.Devletin bir daha hemşire tayinini çikartmaması sunucu sağlık ocağı iki yıl ayakta kalabilmiş şu anda viran olmuş bir durumda  içinde hiç bir malzeme kalmaksızın tahrip edilmiş,kapiya varana kadar herşey kırılmış içindeki duvarlara köy gençleri tarafında aşk mısraları yazılmıştır..

 Kuzi Sarikaya´nın emekliye ayrılması ile Saim Ulusoy  dört yıl muhtarlık görevini yapar.Saim Ulusoy´dan sonra Petrolcu olan Ahmet SARIKAYA muhtarlik görevini ikinci dönem olarak yürütmekte´dir.

 Edindiğim bilgilere göre Salmali köyün´de kullanilan soy isim olarak.A.Sarikaya.B.Yildiz.C.Ulusoy.D.Bektaş.E.Zengin.F.Tekten.G.Bakır.H.Olgun.I .Sağlam.J .Sarı oğulları ve Öztürk olarak gecmektedir…

 F-Salmanli köyün diğer Hilkecik kürt köyleri ile ilgili akraba ilişkilerine baktığımız´da Hilkecik kürt köylerin´de olduğu gibi Salmanlı köyü´de akraba ilişkilerini çok önem vermişlerdir.Salmanlı köyünün Hilkecikte akraba olmadiği köy az diyebiliriz.Canan aşireti Haymana ve Ortaköye bağlı Balcı dağılımından sonra yanlarında değişik aşiretlere mensup ailelerle beraber Hilkecikteki Salmanli köyünu yerleşime açşlardır.Salmanlı’da bulunan ailelerin farklı soyadlara sahip olmasının nedeni burdan gelmektedir.Canan aşireti Sarioğullari ismi ile anılıyor ve cümhüriyetin kuruluşuyla beraber Sarikaya soyadı buna yakın olduğundan TC kimlik düzenlemesinde Sarikaya soyadini almışlardır.

 

Büyük aşiretler ve büyük aileler her zamanki gibi zengin bir aileden kız alıp kız vererek aşiretler arası akrabalık derecesini çoğaltmak ve alış veriş ticaretlerini ilerletmek amacıylada sikça baş vurulan bir hadise olmuştur..

Salmanlı’da akrabalık geniş bir kitleye ulaşmıştır,belirli bazı köyler şu şekilde sıralanır. Borucu, Çalı Bekir, Alayhan, Kaleköy, Yanyurt, Cankilli, Ekecik Tol, Kazıcık Tol, Taptık, Koyak, Karaçayır, Sariyazi, Karakuyu, Gödeler, Amed (Diyarbakır) bu köprü kurulumu bütün Salmanlı köyüne mensup şahısların akraba geçtikleri köylerdir.

G - Salmanli ve Kaleköy akraba ilişkileri.”Cengo”dönemin´de başlar.Kaleköy sakinlerin´de olan Cengo “Cengaver” ve Salmanli köy sakinlerin´de olan “Nail” aileleri arasin´da başlar

“Cengo”Ali ismin´deki oğluna Salmanlı köyun´de”Nail ailesine mensup “Finne-Findik” isimli kızı alır.Düğün için bütün hazırlıklar başlatılır hayvanlar kesilir çeşit çeşit yemekler kazanlar halinde hazırlanır.Civar köyler´de davet edilen misafirlere köy evlerinde ve köy odalarinda yer ayırılır.Misafirlerin rahat etmeleri için gereken herşey yapılır.Köy halkına ve gelecek misafirlere düğünün bitimine kadar yapılan değişik yemek çesitleri ikram edilir.Hilkecik´te düğünler bir hafta sürerdi davet edilen Hilkecik pehlivanları´da düğün meydanin´da güreş tutarlar,At ciritleri koşturulur,düğünler davul ve zurna, eşliğinde yapılırdi.

 

Kürtler tarihlerin´den buyana duygularını oynadikları halay oyunlarıyla,çoskunun en üst zirvesi ile bunu günümüze kadar,zengin bir kültür geleneğiyle getire-bilmişlerdir,Cengo ise kendisini Hilkecik diyarın´da Savaşcı ve güreş pehlivanlığın´da söz ettire bilmiş bir Savaşçı pevlivanıy´dı “Kendisine”Cengo”yane Cengaver ismi Hilkecik halk tarafın´dan verilmiştir.Düğün bitimin´de Ali ile Finne Dünya evine girer.Günler ard ardina gelip gider aylar sonra”Finne” hamile kalır.Ali bu haber ile sevincini doruklara taşır çocuğucunun doğacaği günü sabırızlıkla bekler.Acı,özlem,sevinç,aşk ve coşkulu yaşadığı gençlik yıllarının ve yaşayacağı vahim hayatın kendisine nelerin getireceğin´den habersiz günlerin akışın´dan sürüklenip gider.Hilkecik kürtleri yaşadıkları yüzlerce katliyamlar´da kendi soylarını ve kimliklerini yaşata bilmeleri için çocuk doğumlarına büyük bir önem vermişlerdir.Bu nedenle her aile mutlak çocuk sahibi olma arzusunu taşır ailelerin çok çocuklu olmasi bunun en güzel belirtisi´dir..

 

 Ali baba olma gününu beklerken Osmanlı devleti ile Çarlık Rusya arasında kisa süren fakat sonuclari önemli “93 Harbi”olarak bilinen 1877-1878 Osmanli-Rus savaşında“Çarlık Panslavizm´in gerçekleştirmeye çaliştiği önemli bir hadise savaşı patlak verir“Osmanli devleti acil olarak asker toplama sevkiyat fermenını cıkartır,Hilkecik diyarın´da yüzlerce genci zorunlu olarak askerlik altina alırlar ve Ali ile beraber yüzlerce Hilkecik gençlerinin gönderildiği “93 harbi dedikleri savaşta” Hilkeci’e dömemeyerek bu savaşta ölürler.Çarlık Rusya ile Osmanli arasinda geçen bu savaş Osmanlı İmparatorluğu için büyük bir felaket olmuştur.Osmanlı yüzbinlerce askerini bu savaşta kaybetmiştir.Bu felaket ardindan alinan bilgiler´de Ali de dahil olmak üzere yüzlerce Hilkecik gençlerin bu savaşta öldüğü haberi gelir.Haber bütün Hilkeciği hüzüne boğar ailelerin feryat ezgileri tarihte olduğu gibi yine lo lo lo larla yankılanır.Ali´nin ölümünün ardindan Salmanli köyün´de evlendiği hanımı”Finne-Findik” ise hamile dönemin´de baba evine döner ve çocuğunu orada dünya ya getirir,doğan çocuğuna´da Osman ismini koyarlar..

 

1789 Fransız İhtilâlinin dünyaya yaydığı milliyetçilik akımı neticesinde, imparatorluklar dahilinde bulunan milletler, bağımsızlık için harekete geçmişler ve bazı devletlerin destek ve yardımları ile ayaklanmışlardı. Osmanlı tarihinde 18 ve 19. yüzyıl, bu tür ayaklanmalar dönemidir.Balkan yarımadasında çok çeşitli milletler yaşadığı için, milliyetçi ayaklanmalar, en fazla burada görülur.Patlak veren savaşi bastirmak icin Osmanli seferberlik ilan eder. Ali ´nin ortanci kardeşi olan”Remo”Askerdeyken Osmanli devleti tarafin´dan birinci balkan şavaşina gönderilir.Remo´nun sonu´da abisi”Ali”gibi bir daha geri dönemeyerek birinci balkan savaşin´da ölür.A.balkan avaşı,30 mayıs 1913'te imzalanan londra antlaşmasıyla sona erir.

 

Mustafa (Mico)´nin büyük abisi Ismail yeni evlenmişti.Ismayil askerliğe gitmeden firar eder.Köy´de firari olarak yaşar yanlız bu kısa süre içinde bilinmeyen bir şekilde ölür.Ali´nin en kücük kardeşleri olan Mustafa (Mico) da”ardından askerliğe alınır 8 yıllık askerlik süresince iki abisine yapılanların kendi başina´da geleciğini görerek askerlik görevin´den bir kış vakti Isparta´ askeri karargahtan askeri elbiseyle firar ederek Konya köylerinden bir türk köyüne misafir olur.Bir gün burda kalarak ertesi gün yola çıkar yola çıktıktan bir süre sonra bir bakarki köy halki buna doğru koşuyor ve mico´ya yaklaşırlar Mıco ya derlerki üstündeki bütün eşyani ver derler Mıco ise bu kış ortasinda kesinlikle bunu yapamayacağımı ve yolum daha çok uzun der buna rağmen “Mıco´yu” aralarına alip üstündeki bütün elbiselerini ve ayakkabılarını dahi kendisinden zorla alırlar.Mico elbisesiz olarak ortada kalir Mico yalvar yakar sonucu kendisine eski çarık ve elbise verirler Mıco bu kış şartların dondurucu soğukluğun´da çaresiz olarak  Hilkecike bu şekilde yoluna devam ederek kendisini zor bela yolu üzeri olan Yeniköy´de kalan amcasının torunu olan Mala Koliş´in (qolaşian) yanina ( A.Koliş.-B- Haci´ye Mehmet Kaya ) gider.Mico dondurucu kiş şartlarında yaptığı mecburi yoculuk boyunca hastalanıp zatüreye yakalanır ve aylarca amcasının torunu evinde kalır.Yakalandığı bu hastalığı yüzünde şittetli öksürükler kendisinden bir ömür boyu hiç eksik olmamıştır.Zor bela biraz iyileşerek kaleköye döner ve firari olarak yaşamaya başlar.Xülus ailesine mensup”Kole”Meyrem ile evlenir.Meyrem´den Sıddık,Abdullah,Müstafa,Pemmik,Nukuse,Konçe,dünyaya gelirler ardından mecburi ikinci evliliğini”Osman”ailesine mesup ölen abisi ismail´in hanimiyla yapar.Bu evliliğin´de iki çocuğu olur bunlar Haci ve Nurik olarak dünyaya gelirler.

 

                                                           Açıklma 

Salmanlı köyönü  tanıtmamızın amacı daha önceki yazi dizilerimiz´de belirtmiştim.Diğer kürt köylerinde olduğu gibi Salmanlı köyü´de siyasi istismarlar ve siyasi iktidarların rant kavgaları nedeniyle çiddi sorunlar yasamış, işsizlik ve fukaralık Salmanlı  köy sakinlerine zor yıllar yaşatmıştır.Sağlık sorunları eğitim alanındaki yetersizlikler halkın hem kendi kültürünü hemde tarihini öğrene hakkından mahrum birakmıştır.buna benzer siyasi iktidarların ihmalleri sebebi ile yöre halkı bir gelişme ve ilerleme sağlayamamıştır.bilinçli bir şekilde uzun bir süre köy yolları yapılmamıştır,siyasi iktidarların rant kavgaları nedeniyle yöre halkı cözümü bulundukları yöreyi terk etmekte bulmuş olmalıki köylerinden başka yerlere göç etmek ve değişik yerleşim alanlarına yerleşmek zorunda kalmışlardır

Siz değerli okuyucularımız için diğer Hilkecik yöresi kürt köylerin araştırmaları ve tanıtımları ile ilgili yazı dizilerimiz devam edecektir,bir sonraki tanitim köyümüz´de buluşmak dileğiyle..

 Hoscakaliniz...En içten  selamlarımızla….

Ömer Yüce

yucezagros@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

Salmanlı köyünün ilk sakinleri <<< 22.07.06

 

Başarılı çalışmaları sonucu Aksaray belediyesin´de ilk kürt siyasetçi << 14.06.06

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kovara Veger copyright ©

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

  

 

 

 

  

 

 

  

 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


     

       Kovara Veger copyright © 2003 - 2006