|
Öcalan, çeteciliğe karşı demokrasi konferansları önerdi
İSTANBUL (DİHA) - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Türkiye'de devlet içindeki 'çete'lerin darbe yapmak istediklerine dikkat çekerek, çetecilik ve darbeci zihniyete karşı 'Demokratik çözüm' ve 'Barış arayışı konferansları' önerisinde bulundu. Konferansların Türkiye'nin her tarafında akademisyenler, sivil toplum örgütleri, değişik toplum kesimlerinin katılımıyla yürütülebileceğini belirten Öcalan, konferans sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulmasını, mecliste çözüm bulunmaması halinde ise sonuçların referanduma sunulmasını önerdi.
Avukatları ile 28 Haziran 2006 tarihinde haftalık olağan görüşmesini gerçekleştiren Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türkiye siyasetine ve solda birlik çabaları ile devlet içerisinde çeteleşmeye ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
'Siyasetteki yeni arayışlar alternatif olamaz' DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit'in sağlı sollu birlik çalışmalarını değerlendiren Öcalan, "Rahşan Ecevit sağa sola koşuyor. Bu yöntemlerle cumhuriyet kurtarılamaz. Mesut Yılmaz'ın da siyasete döneceği söyleniyor. Bunlar alternatif olamazlar. Demokrasiyi inşa etmek gerek" dedi.
AK Parti ve CHP'nin yürüttüğü siyasetin başarısız olduğunun görülmesi üzerine alternatif arayışlarının geliştiğini kaydeden Öcalan, şunları ifade etti:
"Baykal ve Erdoğan siyasetinin başarılı olamayacağı görüldü, yeni alternatifler yaratmaya çalışıyorlar. Türkiye'de geniş demokratik güçlerle ittifak yapılarak sonuç alınmalıdır. Bu konuda İtalya örneğini vermiştim. Eğer böyle bir demokratik ittifakın geliştirilmesi hususunda sonuç alınamazsa, meclise bağımsız adaylarla girme de olabilir."
'Bana destek 10 milyondur' Yaşar Okuyan'ın 'Atatürk'ten sonra başta ben olmak üzere hepimiz hata yaptık, şimdi de bu hataları düzeltmeliyiz' şeklindeki demecini okuduğunu ve çok şaşırdığını ifade eden Öcalan, "Onlar da gördü, ama milliyetçilik temelinde yaklaşıyorlar. Muhsin Yazıcıoğlu benim için 'idam edilmeliydi' diyor. Bu çok tehlikelidir. Böyle olursa her şey kontrolden çıkar. 3 milyonu aşkın insanın beni desteklediği söyleniyor. Aslında bu on milyondur. Onlara teşekkür ediyorum. Benim idam edilmem durumunda savaş hızlı gelişir ve binlerce insan ölür. Şu anda da çatışmaları radyodan dinliyorum. Her yerde ve yoğun çatışmalar var. Bugün de radyoda çatışma haberi vardı. Kayıplar galiba karşılıklıdır. Basın kayıplar konusunda sınırlı rakam veriyor. Kayıplara üzülüyorum. Eğer çatışmalar ciddi boyutta ve tırmanmış durumdaysa, ortam da çok gerginse bazı açıklamalar yapabilirim.
'Komala sistemi Kürtler için önemli' Cumhuriyetin demokratikleştirilmesi gereğine vurgu yapan Öcalan, Fransa'daki demokrasi deneyimine değinerek, Rusya'nın da demokratikleşmeyi sağlayamadığı için çöktüğünü hatırlattı. Avrupa Konfederasyonu, Ortadoğu Konfederalizmi ve BM için de yeniden yapılanma modellerini öneren Abdullah Öcalan, Kürtler için daha önce önerdiği 'komala' sisteminin önemli olduğuna dikkat çekti. Komala tipi örgütlenmeyi şirket ve kooperatif gibi topluluk örgütlenmelerine benzeten Öcalan, Federal Kürdistan Bölgesi'nde oluşturulan sistemin ideolojisinin milliyetçilik, örgütlenmesinin ise devlet olduğunu kaydetti. Öcalan, "Halbuki ben komala sisteminde toplumun demokratik örgütlenmesini öneriyorum" dedi.
'1975'teki ADÖD konuşmalarıma baksınlar' "Benim demokratik çözüme dönük düşüncelerimin samimiyetini tartışıyorlarsa, bunlar delidir, beni anlamıyorlar" diyen Öcalan, kendisinin dar milliyetçi olarak gösterilmeye çalışıldığına işaret etti. Öcalan açıklamasının devamında şunlara değindi:
"Gidip baksınlar. 1975'te ADÖD (Ankara Demokratik Öğrenci Derneği) Başkanıydım. O zamanki konuşmalarıma baksınlar. Ben o zaman da Türklerin ve Kürtlerin ittifakını savunuyordum. Bu konuda önceki ve devam eden süreçlerdeki konuşmalarım ortada, derli toplu incelense anlaşılır. Ama o zaman Türk Solu bile bizi anlamadı, dar yaklaştılar. PKK'nin kurucuları Haki Karer, Kemal Pir ve hala Duran Kalkan Türk değil mi? Biz bu arkadaşlarla bu konuları çok konuşuyorduk. Ben Kürtlerin 1071'de ve Çanakkale Savaşı'nda Türklerle birlikte yaşama eğilimini ortaya koyduğunu söylemiştim. Benim bu türden ve devam eden demokratik çözüm düşüncelerim biliniyor. ABD Kürtler içinde gelişen milliyetçi ulusçuluğa beni engel gördüğünden tasfiye kararı aldı. Çünkü benim ideolojim milliyetçilik değil, demokratik birliktir. Bu süreçte Avrupa Birliği de Kemal Burkay, İbrahim Güçlü gibilere olanak sağlayarak ABD'nin tasfiyesine güç verdi. Geçmişte Türkiye de Güney'deki Kürtler ile bize karşı ittifak yaparak bizi tasfiye etmeye çalıştılar. Türkiye bu konudaki hatasını anladı. Bugün Güney'deki Kürtlerle doğru temelde ittifak yapılabilir. Ama bizi tasfiye etmeye kalkarlarsa sonuna kadar mücadele edecek gücümüz var."
'Savaşın önüne geçmek istiyorum' ABD'nin Ortadoğu'daki despotik ulus devletlerden desteğini çektiğini ve ulus devletleri desteklediği için hata yaptığını açıkladığına dikkat çeken Öcalan, "Bush, "Çağımızın Hitler'i Ahmedinecattır" diyor. Doğrudur. İslam'ın ılımlısı radikali olmaz. Türk-İslam sentezi de olmaz. İran da Şia milliyetçiliği var. Suriye'de de BAAS milliyetçiliği var. Biliyorsunuz Irak'ta despotik ulus devlet yıkıldı. Türkiye'deki Kürtler içinde ulusçuluk gelişirse Suriye, İran veya ABD de desteklerse yapılacak bir şey kalmaz. İşte Irak'ta bir avuç Kürt'le Saddam rejimini yerle bir ettiler. Demokratik çözüm yerine savaş gelişirse Türkiye'deki Kürtleri de kullanmak isterler. Ben savaşın önüne geçmek istiyorum. Çünkü savaş devam ederse benim de kontrol edemeyeceğim durumlar ortaya çıkar. Böyle bir savaşta halklar kaybeder" diye kaydetti.
'Bizde de devlette de çeteleşme var
Türkiye'nin demokratikleşmesi gerektiğini vurgulayan Kürt Halk Önderi Öcalan, şunları ifade etti: "Oysa bizde de devlette de çok büyük çeteleşme var. Devletteki çeteler "devlet biziz" diyorlar. Bizdeki çeteler ise "PKK biziz" diyorlar. Botan-Nizamettin, Şemdin, Çürükkaya kardeşler gibiler var. Osman da biraz böyle. Bunu nasıl söylüyorlar bilmiyorum, ama çılgınlıktır bu. Bunlar kendilerini daha kötü duruma düşürmemeliler. Kendilerini affettirmenin yollarını bulmalılar. Kendisini affettirmek isteyen herkes affedilebilir. Sağda solda benim için konuşuyorlardı, ama biraz duruldu sanıyorum. Benim bunları bilme ve cevap verme hakkım var. Bir broşür hazırlanarak şahsıma karşı yapılan saldırılara cevap olunabilinir. İşte görülüyor ki devletin her tarafını çeteler sarmış; Sauna Çetesi, Susurluk çetesi, Şemdinli çetesi, işte Danıştay baskını. Daha büyük baskınlar da olabilir, Bab-ı Ali baskını gibi. Mahir kaynak da MİT müsteşarı da söylüyor, Cumhuriyetin tehlikede olduğunu ben de söylemiştim."
'ABD isterse yarın darbe olur' Türkiye'de darbecilik geleneğini de hatırlatan Öcalan, "Türkiye'de ABD isterse yarın darbe olur. Şu anda ABD bir darbe olmasını istemiyor. Ama olmaz demiyorum, ben kahin değilim. Türkiye'deki bütün darbelerde ABD'nin rolü vardır. 27 Mayıs'ta Adnan Menderes Moskova'ya gitti bir hafta sonra darbe oldu. 12 Mart ve 12 Eylül'de de benzer süreçler yaşandı. 28 Şubat sürecini dahi Çevik Bir üzerinden ABD yönetti. Şangay beşlisi ile Çin ve Rusya'ya dayanarak darbe yapamazlar. Devlet içindeki çeteler ciddi bir şekilde darbe yapmak istiyor ama ABD istemiyor" diye kaydetti.
Çeteciliğe karşı 3 aşamalı öneri Çetecilik ve darbeci zihniyete karşı demokratik çözüm ve demokratik birlik önerdiğini dile getiren Abdullah Öcalan, bu konuda 3 aşamalı bir öneride bulundu. Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar içeren önerileri Öcalan şu şekilde sıraladı:
"- Birinci aşamada demokratik çözüm ve barış arayışı konferansları yapılır. 6 ay boyunca her şey tartışılır. Bu konferanslarda etnik sorun, Kürt sorunu, Türk sorunu, her sorun tartışılır, konuşulur. Türkiye'nin her tarafında bu konferanslar yapılır, akademisyenler, sivil toplum örgütleri, değişik toplum kesimleri katılır.
- 2'inci aşamada konferans sonuçları meclise sunulur. Meclisin bir çözüm getirmesi beklenir. Eğer meclis bir çözüm bulamazsa, 3'üncü aşamaya geçilir.
- 3'üncü aşamada meclisin çözüm getirmemesi nedeniyle sonuçlar referanduma sunulur. Eğer ayrılık çıkarsa o zaman bizi ayrılıkçılıkla damgalasınlar. Benim Kürtler için önerim, ayrılıkçılık değil demokratik özerkliktir."
'Düğmeye basıldığında kriz devreye girer' Türkiye de ekonominin de siyasetin de oldukça kötü durumda olduğuna işaret eden Öcalan, "Kürt sorunu da burada bir manivela görevi görüyor. Kürt sorunu çözülmediği müddetçe ekonomi ve siyasetteki kriz devam eder. Türkiye'nin bir çok şeyini sattılar, daha da satacaklar. Zaten mevcut borcu da Duyun-u Umumiye'den daha fazladır. Ekonomi ve siyasette çok ciddi bir manipülasyon var. Bu bir mekanizmadır. Düğmeye basıldığında kriz devreye girer. Oysa demokratikleşme ve Kürt sorunun çözümü ile birlikte çetecilik ve krizler aşılır. Almanlar Osmanlı İmparatorluğu'nda İttihat ve Terraki'yi destekleyerek parçalanmasına neden oldular. Batı, Ermeniler, Süryaniler ve Asuriler'le ticaret yaptı, bunlar da milliyetçi ulusçuluğu geliştirdi. Sonra da Ermeniler ve Süryaniler katledildi, Kürtler de kullanıldı. Mustafa Kemal, kurtuluşun milliyetçilikle olamayacağını gördü, ayrıca kurtuluş savaşında hiçbir yabancı güce de dayanmadı. Kürtlerle ve diğer halklarla ittifakı esas aldı. Mustafa Kemal "Özgürlük benim karakterimdir" demişti. Özgürlük benim de karakterimdir. İkinci Cumhuriyet demokratik cumhuriyettir. Ben de bunu savunuyorum" diye belirtti.
30.06.2006
Haber Kurdishinfodan alınmıştır
Kovara Veger |