|

____________________________Murat
Alpavut____________________________
Kabadayılar
Ülkesi
Murat Alpavut
alpavut@arcor.de
Hani
Türkiye halkının
kendilerinin de
kabul ettikleri
ve sürekli
söyledikleri bir
söz vardır ‘Gariplikler
Ülkesi Türkiye’
diye.Şimdilerde
buna birde
’Kabadayılar
Ülkesi
Türkiye’
deyimini
eklememiz
gerekiyor
sanırsam.
Gerçi Türklerin
tarihten gelen
bir
kabadaylıkları ‘kuru
sıkı’ var
ama halk
nezdinde ki bu
kabadayılıklar,
külhanbeylikleri
vb. birazda
yaşam
tarzlarına,
alaturka
kültürlerine
bağlamak
gerekiyor.
Hadi ‘Tebaa’
da bu
kabadayılıklara
alışığız. En
olmadık şeylerde
bile ‘Biz
Türküz bize bir
şey olmaz’
diyorlar ya
hani.Bir
televizyon için
çekim yapan
telekız rolünde
ki bir
televizyoncu
bayanın
kendisiyle
pazarlık yapmak
isteyen
erkeklere ‘ben
AİDS’ liyim’
dediğinde
verdikleri ‘Biz
Türküz bize
birşey olmaz’
cevabı başka bir
kabadayılık
örneği işte.Yine
o Türk tebaası
ki
kabadayılıkları
tek başlarına
bir hükmü
yoktur.
Onlar ‘organize
işlerde’, ‘organize
imkanlarla’
kabadayılık
yaparlar.Hak
arayan, konuşan,
düşünen,
üretenlere
kabadayıca
saldırırlar,
sürü
psikolojisiyle
linççiliğin
kabadaylığını
yaparlar.Neyse
konuya girmek
için sözü
uzatmaya gerek
te yok
aslında.Bütün
bunlar ‘aslı
neyse astarıda o’
türünden şeyler.
Bizi asıl
ilgilendiren se
devlet katında
ki
kabadayılıklar.Batıdan
gelen ‘hayır’
yada şer’ ne
olursa olsun
altında sürekli
bir bit yeniği
arayan Türk
devleti ve onun
değişen yetkili
figüranları
tarihlerinde ilk
kez Türkiye’ye
bir Nobel
kazandıran yazar
Orhan Pamuk’u
neredeyse Nobel
ödülü aldığına
da alacağına da
pişman edecek
duruma
getirdiler.
Niye?
Orhan Pamuk ‘bir
milyona yakın
Ermeni ve
otuzbin Kürdü
öldürdük’
dediği için.
İşte bu sözleri
‘milletine’
sövme olarak
algılayan o ‘
kendi deyimiyle’
çok ve tek
kabadayı Türkiye
Adalet bakanı
Cemil Çiçek
geçenlerde
yaptığı bir
açıklamada’Türk
milletine,
devletine
sövüldüğü zaman
batıdan ödül
gecikmiyor. Bunu
söylecek benden
başka kabadayı
da çıkmıyor bu
memlekette’
diyor.
Bunu söyleyen
bir adalet
bakanı.Ve bu ‘Kabadayı’
adalet bakanı
tıpkı kendi
gibi düşünen ‘kabadayıların’
geçmişte ‘duyarlı
vatandaşlar’ı
sokağa çağırdığı
gibi şimdi o da
aynısını
yapıyor.
Aslında Türk
devlet
geleneğinde,
onun
temsilcilerinde
ki ‘kabadaylık’
örnekleri çok
ama özellikle
AKP hükümetinin
başa gelmesiyle
‘Kasımpaşa
kabadaylığı’
ta işin
başındaki ‘kabadayı’
başbakandan
bakanlarına
doğru sirayet
ederek
geliyor.Hani
milletin ‘Anasına’
bile gönderme
yapan
başbakanlarından.Gerçi
Adalet bakanı
Cemil Çiçek bu
ülkede
kendisinden
başka kabadayı
çıkmadığını
söylüyor ama
yine devlet
erkanından Türk
Dışişleri bakanı
Abdullah Gül’de
ondan aşağı
kalmıyor.
Tek fobisi,
Kürtler ve PKK
olan Dışişleri
bakanı Gül her
ağzını açtığında
Kürtleri ‘pişman
olursunuz,
pişman ederiz,
bak biz pusuda
bekliyoruz’
cinsinden parmak
sallayarak
tehdit etmekten,
Kürtlere
kabadayılanmaktan
geri
durmuyor.Yine ‘Türkiye
Türklerindir’
gazetesinden
okuduğumuz bir
habere göre Türk
Dışişleri bakanı
Abdullah Gül
Kürtlere ‘Sakın
Kürdistan
Hayalini
kurmayın’
diyor.
Gül
açıklamasında
Kürtlerin tarihi
bir hatanın
aşamasında
durduklarını
söylüyor.Bu
Kayserili
Pastırma tüccarı
bakan, her
ağzını açtığında
Kürtlere, adeta
‘ayağınızı
denk alın, PKK’
ye destek
vermeyin, ABD’ye
güvenmeyin, ABD
nasılsa gidecek
ve siz yine
bizim elimize
kalacaksınız’
türünden
laflarla
kabadaylık
etmekte.Kerkük’ün
bir Kürt şehir
olmasını içine
sindiremeyen
bakan,
kendilerinin
tarihsel Kerkük,
Musul
ihtiraslarını
gözardı ederek,
Kürt liderleri
Kerkük
hevesinden
vazgeçmeye yoksa
sonlarının
Miloseviç gibi
olacağını
söylemekten geri
kalmıyor.
Aba altından’hatta
açıktan’
sopa gösteren ‘kabadayı’
Gül
açıklamasının
devamında ‘Bizim
Türkmenlerle
olduğu gibi
Kürtlerle de
tarihsel ve
akrabalıktan
gelen bağlarımız
vardır’
demekten de geri
kalmıyor.Gül,
meselenin , ‘Türkiye’nin
dostluğunu
kazanmak’
olduğunu
söylüyor.
‘Gariplikler
Ülkesi’
Türkiye’nin
devlet katında,
Hükümetlerde her
zaman ‘kabadayı’
yönetimlere ve
yöneticilere
rastlanır. Hatta
Türkiye toplumu
buna alışıktır
da.Ama devlet,
hükümet ‘kabadayılıkla’
yönetilmez.Geçmişte
‘asacağız,
keseceğiz’
diye başa gelen
en en ‘kabadayı’
siyasetçiler
bile hükümet
ettiklerinde
birer birer o
sözlerini
yuttular ve
devlet olmanın
gereklerini
yerine getirmek
zorunda
kaldılar.
Bu gün kuru
sıkı atıp ‘kabadaylık’
edenler de o
sözlerini günü
geldiğinde
yutacaklardır.Bundan
kimsenin kuşkusu
olmasın.Ama
bütün o ‘kardeşiz’
sözünün altında,
tarihten beri
zulüm gören,
üvey evlat
muamelesine
tabi tutulan,
yakılan,
yıkılan ve her
şeye rağmen hala
‘barış,
dostluk,
birlikte yaşam’
diye ısrar eden
Kürtlere, ‘Türkiyenin
Dostluğunu
kazanın’
demek
ikiyüzlülükten
başka bir şey
değildir.Kürtler,
Türkiye
Cumhuriyeti
kurulurken de
ondan sonra ki
yıllarda da
Türkiye’ye,
Türkiye
halklarına
dosttular ve
dostlar.
Esas, bir
mesele,
kazanılması
gereken bir
dostluk varsa o
da Türkiye’nin
Kürtlerle dost
olması, onların
güvenini
kazanması
meselesidir.Bırakın
aba altından
sopa gösteren
bu ‘kabadayı’
yaklaşımlarını.Asıl
siz, Kürtlerle
bir dost olmayı
deneyin.Türkiye’
ye de Kürtlere
de kazandıracak
olan bu
yaklaşımdır.Başka
da bir yol
yoktur.
‘Bu yazı 7 Kasım
2006 tarihli
Yeni Özgür
Politika
gazetesinde
yayınlanmıştır’.
Beyanın
Takipçisi olmak
<<<
17.07.06
Yeniden Merhaba
<<< 22.06.06
Kardeş Halk
<<< 01.07.06
Kovara
Veger Copyright
© 2006 |