|

______________________________Murat
Alpavut________________________________
Umuda
Yolculuk...!
Geçtiğimiz
ay içinde Veger
sitesine
arkadaşların
düştüğü bir
haber, artık
ölümü, ölüm
haberlerini,
savaşı
kanıksamış ‘yada
zorunlu olarak
kanıksamaya
mecbur
bırakılmış’
olmamıza rağmen
içerimize yumruk
gibi oturdu.
Haberde ‘
Türkiye’den
Yunanistan
sınırını kaçak
geçmek isteyen
Konyali 3 gencin
10 Eylül
tarihinde mayına
basmaları
sonucunda 2 Kürt
gencinin
hayatını
kaybettiği’
yazıyordu.
Bu olay
sitelerde ve
basında küçük
bir haber olarak
yer aldı ve
unutuldu. Oysa
‘ateş düştüğü
yeri yakar’
derler ya o
gencecik
insanlarımızın
ateşi de onların
ocaklarını
yaktı.
Burada bir kez
daha o gençlerin
ailelerine
başsağlığı
diliyoruz.
‘Umuda Yolculuk’
diye
nitelendirilen
bu ölüm
yolculuğunda
binlerce insan o
yollarda
yaşamını
yitirdi.
Bu ne ilk ne de
sonuncu olacak.
Daha geçtiğimiz
günlerde
Yunanistan’a
bağlı feribotlar
onlarca insanı
Türkiye
sularında ölüme
terk etmediler
mi?
Fırsatlar ülkesi
Amerika’ya
ulaşabilmek için
sınırlarda bir
av gibi
kurşunlanan
insanlar,
İspanya
kıyılarında Kara
Afrika’nın
insanlarının
yaşadıkları
dramlar ve de
‘Zenginlik
ülkeleri’
avrupaya
ulaşabilmek için
Yunanistan,
İtalya vb.
kıyılarında aynı
dramı yaşayan
Kürtler ve
ortadoğulu
halklardan
insanlar.
Konya’dan yola
çıkan üç genç
belki ‘daha iyi
bir yaşam’
umuduyla yola
çıkmışlardı ama
ister ekonomik,
isterse siyasal
nedenlerle olsun
(ki bu nedenler
birbirinden
bağımsız olarak
ele alınamaz)
insan göçü,
umuda yolculuk
üçüncü dünya
ülkelerinin en
büyük
sorunlarından
birisi.
Tabii bu göçü
önlemek için
kapılarını bu
insanlara sıkı
sıkıya kapatan,
insan onuruna
yakışmayacak her
türlü tedbir ve
önlemleri alan,
kendi kararları
olan Cenevre
Hükümleri
Konvansiyonu
gibi anlaşmalara
uymayan
Avrupanın’da
sorunu.
Ben burada bu
göçün ekonomik
yada siyasi
boyutunu yada
‘mülteci statüsü
taşıyanlarla,
taşımayanları’
tartışmayacağım.
Açlık sınırının
altında yaşayan
insanların, bir
kap yemek için
saatlerce
kuyrukta
bekleyen,
çöplerden ekmek
arayan
insanların, (bir
avuç mutlu
azınlığa
karşın) olduğu
bir ülkede
insanların daha
iyi bir yaşam
için ülkelerini
terk etmeleri
sadece ekonomik
sebeplerle izah
edilemez çünkü.
Göçün Kürdistan
boyutu
biliniyor.
Özellikle 90’lı
yıllarda Türk
devletinin
Özgürlük
Hareketine karşı
başlattığı
‘balığı yok
etmek için
denizi kurutma’
politikası da
denilen binlerce
köyü yakması,
milyonlarca
insanı mülteci
durumuna
düşürdü.
Yurdundan,
topraklarından
ayrılmak zorunda
bıraktı.
Türk devleti
özellikle genç
Kürt nüfusu
kendi elleriyle
dev gibi yük
gemilerine
doldurarak
yüzlerle,
binlerle
sınırlarından
çıkarıp avrupa
sahillerine
göndermişlerdir.
Orta Anadolu’da
ki Kürt nüfusun
avrupaya göçünde
böyle bir durum
(sınırlı sayıda
siyasi mülteci
dışında) söz
konusu değildi.
Giderek artan
nüfus ve bu
nüfusa yeterli
gelmeyen toprak,
kapitalizmin
gelişmesi,
eğitim vb.
nedenlerle orta
anadolu da ki
nüfusun daha iyi
bir yaşam için
avrupa’ya göçünü
de beraberinde
getirdi.
Bu göç legal
yada illegal
kanallarla devam
etti, ediyor.
İçlerinde kendi
insanlarımızında
olduğu devletin
işbirlikçisi
İnsan tacirleri
eliyle özellikle
avrupa’ya sınır
olan Romanya,
Macaristan,
Polonya gibi
ülkelere,
çeşitli
araçlarla,
tırlarla vb.
insanlarımız
getirildi.
Buralarda o
insanlarımızın,
gençlerimizin
yaşadıkları
dramlar bir yana
ama belkide ilk
kez Orta
Anadoludan,
Konya’dan
avrupa’ya kaçak
gelmek isteyen
gençlerimizin
başına böyle bir
olay geliyor,
mayına basarak
yaşamlarını
kaybediyorlar.
Ve hala İç
Anadolu
bölgesinde
mesleği olsun
olmasın, tok
yada aç
gençlerimiz
‘avrupaya kapağı
atma’
sevdasındalar.
Tabii bunda
avrupada’ki
insanlarımızın
da payı yok
değil.
En azından
görünenin
ardında ki
gerçeği
yeterince
aktarmadıkları
için payları
var.
Avrupa’da
‘modern köleler
gibi’ çalışıp
sonra da lüks
araçlarla izine
gidip, bir
fabrikatör
edasıyla para
harcamak,
bozkırın
ortasına
yüzbinlerce euro
ödeyerek en son
model evleri
sırf ‘nam olsun,
desinler’ diye
diken
insanlarımızın
sorumluluğu da
var.
Oysa, O senede
hatta bir kaç
senede bir gidip
bir kaç gün
kaldıkları
evlere
gömdükleri
yüzbinlerce
euroyu
yatırımlara
çevirip
kendilerinin
yanısıra yöre
insanına da
imkanlar
sağlayabilirler.
Belki bundan
onbeş yirmi sene
önce biraz da
olsa Avrupa’nın
kendi insanına
sağladığı yaşam
standartından
(yine de kölece
çalışarak,
heimlardan,
fabrika
barakalarında
çıkmayarak)
yararlanma ve
malk mülk edinme
imkanı vardı ama
artık bu
vakitten sonra
özellikle
‘zengin olma
hayaliyle’ yola
düşmek isteyen
bu uğurda faizle
borçlanan,
minübüsünü,
kamyonunu
tarlasını satan
insanlarımıza
artık ‘denizin
kuruduğunu’ bu
insan öğüten
ülkelerin bir
kurtuluş
olmadığını
anlatmamız
lazım.
Birincisi,
Avrupa
ülkelerinin hele
Almanya gibi
Avrupanın lideri
konumunda ki bir
ülkenin artık
emekçiler ve
halk açısından
günden güne
kötüye gittiği,
sosyal hakların
giderek
tırpanladığı
şartlarının
kötüleştiği,
İkincisi,
gerçekten
politik bir
gerekçe ve yaşam
tehlikesi
nedeniyle ülkeyi
terk etmek
zorunda kalmanın
dışında artık
iltica şansının
kalmadığı,
Üçüncüsü,
evlilik olayı.
Bir kere artık
paralı,
anlaşmalı
evlilik vb. nin
şartlarının çok
zorlaştığı,
kalmadığı,
normal (birazda
geleneksel,
akraba bağı vb)
evliliklerde
yaşanan
zorluklar
yıkımlar, burada
yetişen yeni
jenerasyonla,
ülkeden
getirilen ‘ithal
damat’ gençlerin
kültürel ve uyum
zorlukları ve
anlaşmazlıklar,
Biliyorum
bulunduğumuz
yerden bunları
anlatmamız belki
biraz ‘ahkam
kesme’ gibi
algılanacak ve
‘giden dönmüyor’
denecek belki de
ama bizler yine
de bunları
anlatmalı,
yazmalıyız.
Ki esas adı
sürgünlük olan
bu yaşamın insan
üzerinde ki
psikolojik
sosyal boyutunu
yazmaya kalksak
herhalde bu
yazının sonunu
getiremeyiz.
Güneşine,
havasına,
suyuna, gülen
dost yüzüne
hasret
kaldığımız ülke
özlemini
satırlarla ifade
edemeyiz çünkü.
Birde ağaran
saçlarımızdan
başka bizden
geriye ne
kaldığını...
Öyleyse hala bu
sevdada olanlara
‘sırf karnı
doyar’ gibi
insan onuruna
yakışmayan bir
anlayışla
‘almancılık’
yapmayalım.
Kaybolan
umutları,
kırılan
onurları,
çaresizlikleri
ve O mayınlarla
bedenleri
parçalanan
gençler bizim
gençlerimiz.
Murat Alpavut
alpavut@arcor.de
02/06/2006
Beyanın
Takipçisi olmak
<<<
17.07.06
Yeniden Merhaba
<<< 22.06.06
Kardeş Halk
<<< 01.07.06
Kovara
Veger copyright
© 2006 |