|

___________________________________Mehmet
Şeker_________________________________
Danimarkada
yaşayan
Kürdistanlı
göçmenlerin yeni
neslin geleceği
tehlike altında.
Kürdistanlılar
sürgündede
olsalar
gelecekkaygısı
zaman ve mekan
tanımıyor,Kürt
halkı üzerinde
yürütülen 30
yılık kirli
savaş nedeniyle
kendi
öztopraklarını
terk etmek
mecburiyetinde
kalan
Kürdistanlıların
gençleri tehlike
altında!
Kürdistanlılar
üzerinde
hertürlü
soykırım ve imha
denemeler
yapılsada sonuç
almayan geri
kalmış
beyinlerkürtlerin
bu şekilde
sindiremediğini
anlayınca
savaş taktiğini
inceleştirdi.Bu
inceltmeler şu
şekilde
oluştu.Kürdistanda
1990 ların
başında
Hüzbullah (Hüzbül-Kontra
halk içinde
adlandırılan) bu
kontra hareketı
ortaya
çıkarıldı.Kontra
Kürdistanda
dini silah
olarak kulandı.
Aynı süreçte
Dönemin Türkiye
başbakanı
Tansu
Çiler tarafında
liste alimdedir
diyerek resmi
olarak kamuoyuna
açıkladığı
bilginin
Kürdistanlı kürt
işverenlerin
isim listesi
oldğu daha sonra
Türkiye basınıda
manşetlere
geçmişti.Ayrı
kurulan kontar
ekipleri
tarafından
katliamların
çemperleri
genişletirildi.Tabiki
Ortadadoğuda
kürtlere karşı
kulanılan şarkın
acımasız
katliamların
tarzı biraz daha
geliştirelerek
dahada incesi
geliştirildi.Geliştirilen
öbür soykırım
Kürdistanda göç
etirme ve
Kürdistan
coğrafyasının
hem kürtsüz
bırakma! Hemde
coğrafik
ekosını bozma :
tarihi
eserlerini yok
etme ve
Kürdistanı bir
umut yerinin
aksine bir kavos
korkulu
coğrafyaya
dönüştürmeye
gidildi.
Bu ortamda
kalan Kürt halkı
kaçışları Türk
metrapolları ve
ya Avrupada
noktalandı.Tabiki
metrapollarda
yaşayan kürt
insanların peşi
okadar kolay bir
şekilde
bırakılmıyordubu
sefer kürtlerin
çok karabalık
yaşadığı yerlere
mit elamanları
yerleştirilip
gençleri ya
uyuşturucuya
alıştırılmak
oldu yada
Avrupaya kaçak
bir şekilde
çıkarmak için
bir rant haline
dönüştürüldü.
Bunları
tekrarlamakla
şukonuya
getirmek
istiyoruz:
Kürdistanda
yapılan tüm
asimile ve
katliamın
aynısını
uygulamada
yurdışında
yaşayan
kürtlerıde
unutmuyorlardı.Yurdışında
her hangi ülke
olursa olsun
fark etmiyordu
kı elle düşen
fırsat ve
boşluklar boş
bırakılmıyor.Örnek
versek son
dönemlerde türk
basınında itraf
edilen bir çok
yazılar ortaya
çıkmaktadır
şöyleki
Hürriyet köşe
yazarlarından
tabiki yeminli
barış düşmanı!
Emin Çölaşan (Pazar,
Haziran 11, 2006)
tarihinde
yayınlanan
yazıda
Danimarkada
yaşayan Kürt
siyasetçisi
İmdat Yılmaza
Türk devleti
tarafında
suyukast
düzenlediği
itraf eti: yazı
şu şekilde devam
ediyor:
Emin
Çölaşan,
Türkiyenin
yurtdışındaki
özel
harekatlarını
ballandıra
ballandıra
anlattığı bir
yazı kaleme
aldı..
Kahraman
Geçen yıl
yayınlanan Şu
Benim
Gazetecilik.
Yaşadıklarım
isimli kitabımda
Kahraman
başlığı altında
birini
anlatıyordum.
Orada ismini
vermemiştim.
Şimdi veriyorum:
Sabah
Ketene. Türkmen
kökenli. Önce
kitabımdan o
bölümü birlikte
okuyalım:
Bir devlet
büyüğüyle
konuşuyorduk.
Bana şöyle dedi:
Tanıdığım
gerçek bir
kahraman var.
Sizin
yazılarınıza
hayranmış.
Mutlaka tanışmak
istiyor. Bir gün
buralara yolu
düşerse haber
vereyim,
tanıştırayım.Aradan
yaklaşık bir ay
geçti, devlet
büyüğünden haber
geldi. Konuğu
Ankaraya
gelmiş. Üçümüz
onun evinde
buluştuk,
tanıştım. İlginç
bir adamdı.
Sokakta görseniz
süklüm püklüm,
sıradan bir
insan olarak
tanımlardınız ve
dikkatinizi bile
çekmezdi.
Mensup olduğu
kurum adına
yurtdışında
PKKya karşı
ekibiyle
birlikte büyük
işler yapmıştı.
Uzun uzun sohbet
ettik. Hiç
çekinmeden
anlattı. Onları
olduğu gibi
yazabilmek
isterdim.
Ekibinden aslan
gibi çocuklar
diye söz
ediyordu.
Verilen görev
doğrultusunda
hedef ülkeye
ayrı ayrı
gidiyorlar,
orada ekibin
öteki
bireyleriyle
buluşup gerekeni
yapıyorlardı.
Bir ülkede
kendilerine
hedef
verilmişti.
Anlatıyor ve
aynı zamanda
hayıflanıyordu:
Kaldığı
apartmanda
asansörün
önünde
sıkıştırdık, en
az on kurşun
yedi. Ölmüştür
diye bırakıp
gittik. Fakat
adam yedi
canlıymış. Altı
ay hastanede
yoğun bakımda
kaldı ve sonunda
düzelip çıktı.
Onu bitiremedik.
Fakat bundan
sonra işe
yaramaz.Kuzey
Irakta
(Erbilde)
PKKnın bir
binası var.
Burada hem gazete basıyorlar, hem de binayı karargáh olarak
kullanıyorlar.
Bina birkaç
katlı. Altında
boş dükánlar var
ama kepenkleri
kilitli. (Sabah
Ketene ve ekibi)
binayı havaya
uçurmak için
gidiyorlar.
Fakat çevrede
sıkı güvenlik
önlemleri
alınmış. Görev
dönüşü bir gün
bana gazeteye
geldi,
anlatıyordu:
Not: ismi anımsanan kişi Danimraka'da Kürt kültür derneğinde
çalışma yürütmüş
sayın İmdat
Yılmaz olduğu
idda ediliyor:
bu konuyla
ilgili sayın
İmdat Yılmaza
sohpet
etmiştik.Bakın
sayın Yılmaz
konuyla ilgili
ne diyor:
İmdat Yılmaz
şöyle söyledi:
Olay 7 Şubat
1994 sabahı
oldu. Kaldığım
apartmanın giriş
bölümünde
asansör
kapısının hemen
önünde olay
cereyan etti.
Görebildiğim
sadece bir
kişiydi. Polis
araştırmasını
çok yönlü yaptı.
Başta "iç
hesaplaşma" dedi
ve bu tezini
dayattı. Polis
araştırmasının
sonuçlarını
öğrenmek
amacıyla
açtığım
davayı,
"devletin
güvenliği"
gerekçe
gösterilerek
kabul edilmedi.
Olaydan takriben
6 ay sonra polis
suikast silahını
bulduğunu bana
bildirdi ve
silahı gösterdi.
Silah Italyan
yapımı idi,
silah Irak
devleti için
üretilmişti.
Üzerinde arapça
harfler vardı.
Bu yüzden polis
suikastçının
Kürt olma
olasılığını
dayatıyordu.
Şimdiki
gelişmelere
baktığımızda,
Irak'lı Türkmen
olduğu ortaya
çıkıyor.Devam
eden Yılmaz:
Olayin faaili
yakalanmadığı
için Danimarka
polisi davayı
bir sene sonra
rafa kaldırmıştı
diye süozünü
noktalamıştı.
Sayın Yılmazın
bahsetiği silah
daha önceden
çokça bahsedilen
Saddam tabacası
olduğu iddaları
doğrultuyor:
şöyleki
Türkiyede herkes
tarafından
bilinir 1994
tarihinde
ortalıkta
satılan ve çok
pahılı ve herkes
tarafında
kulanılmayacak
kadar özel bir
silah olduğu
dilendiriliyordu.Özelikle
TC ye askerlik
yapan sahislar
arasında çokça
konuşuluyordu.
Ozaman
bu olay
bahsedilen katil
Sabah Ketene
tarafından
gerçekleştirildiği
ihtimalını
artırıyor.Çünkü
polisin sayın
İmda'ta verdiği
bilgiye göre bu
silah İtalyan
yapımı ve İrak
devletine özel
üretilmiştir.Demek
oluyorki 1994
yılarında
adından çokça
bahsedilen
Saddam tabancası
Iraktan gelmiş,
peki Emin
Çölaşanın
bahsetiği ve
Türkiye devleti
adına yılarca
tetikçilik yapan
Sabah Ketene
nerelidir? Cevap
Kerküklü.Kontra
eylemcisi Sabah
Ketene devlet
adına
suyukastlar
düzenlemiş ve bu
suyukastlarının
bir tanesıde
Çölaşanın
anlatığı
bilgiler
ışığında yılar
önce yazılı
olarak
karanlıkta kalan
ve bilinmeyen
çinayetler
dosyasına
konulan bu olay'
şimdi
aydınlanmış
oldu.Kürt
siyasetçisi
sayın İmdat
Yılmazın kanına
girenin Sabah
Ketene
isimli(Türkmen
asılı) ve
Kerküklü bir TC
tetikçisiymiş.Bu
yazının ardında
suyukastçının ve
azmetirenin
devlet ismide
beli oldu.Çölaşanın
yazısına
kaldığımız
yerden devam
edelim.
Abi bu
sefer canımız
çıktı. Önce
ayrıntılı
keşifler yaptık.
Çevreyi öğrenmek
için iki arkadaş
simitçi kılığına
girdik. Çok iyi
Arapça
bildiğimiz için
dikkat çekmedik.
Tam üç ay sabah
4te kalktım,
fırından simit
aldım ve binanın
çevresinde
sattım. Böylece
geleni gideni
iyice öğrendik.
İş geldi
bombaları
yerleştirmeye.
Bir gece sabaha
karşı
dükkánların
kilitlerini
usulca söküp
içeri girdik ve
patlayıcıları
yerleştirdik.
Bina yok oldu.
İçerideki yirmi
sekiz (PKKlı)
kişi de aynı
akıbete uğradı.
Ama bu sefer çok
yoruldum. Zor
bir işti.
Ankaraya yolum
düşünce size
uğramak istedim.
PKK terörünün en
yoğun olduğu
dönemde turistik
yörelerimizde
birbiri ardına
bombalar
patlamış ve tüm
turistler
kaçmıştı. O
yıllarda
yöredeki
ormanlarımızı da
cayır cayır
yakıyorlardı.
Bunları bir
ülkenin
yaptırdığı belli
olmuştu.
Anlatıyordu:Malzemeleri
ayrıca gönderip
o ülkeye geçtik.
Onların turistik
yörelerinde
birkaç bomba
patlattık,
oraları da
derhal boşaldı.
Onların
başkentinde,
metronun önünde
bir patlama oldu
ve halk paniğe
kapıldı. Sonra
dikkat
ettiyseniz, o
ülkede de çok
büyük orman
yangınları çıktı.
Güzelim
ormanlarına
yazık oldu. Ama
bizi sabote eden
yakınımızdaki
ülke pabucun
pahalı olduğunu
ve ne ekerse onu
biçeceğini
görmüş oldu. Bir
daha bu gibi
işleri açıktan
yapamadılar.
Biz
çalışmalarımızı
gizli tutmak
zorundayız. Ama
belli yerlerimiz
olması gerekir.
İstanbulun
göbeğinde bir
yerde
göstermelik
turizm bürosu
açmıştık. Bizim
ekipten ve
amirlerimizden
başka geleni
gideni yok. Yani
turizm falan
yapmıyoruz, bir
şey alıp
satmıyoruz. Bir
gün büroya
maliyeciler
gelip vergi
defterlerini
istediler. Tabii
bizde böyle bir
şey yok.
Adamlara buranın
çok özel bir
yer olduğunu
söylememiz de
mümkün değil. O
gün savdık.
Ertesi gün yine
gelip zabıt
tuttular. Vergi
kaçakçılığından
işlem başlatıldı.
Sonrasını devlet
büyüğü anlattı:
Bana telefon
etti. Başımız
derde giriyor,
büronun kimliği
açığa çıkabilir
dedi. Maliye
bakanına durumu
bildirdim,
vergiciler
çekildi.Onu
uzun zamandan
beri görmedim.
Bana cep
telefonu
bırakmıştı,
birkaç kez
aradım ama
numara
kullanılmıyor.
Acaba şimdi ne
yapıyor?
Bilmiyorum.
Yukarıda
anlattığım
kişiyi görseniz,
asla dikkatinizi
çekmez. Aklınıza
onun bir
kahraman
olduğunu
kesinlikle
getirmezsiniz.
Türkiyede
birileri her
dümeni
çevirirken,
birileri de
kelle koltukta
en büyük işleri
başarıyor. Keşke
mümkün olsa da,
kamuoyu onları
tanıyabilse.
Ama onlar hep
gizli. Hep
perdenin
arkasında. En
kutsal görevleri
canları pahasına
yerine getiren,
kendilerini
vatana adamış
insanlar.
Namussuzları,
üçkáğıtçıları,
vurguncuları
çoğu zaman
biliyoruz da,
vatana millete
hizmet eden o
kesimi
tanımıyoruz
bile. Sabah
Ketene için
kitabımda aynen
bunları yazmış,
ancak ismini
doğal olarak
vermemiştim.
Halen görevde
olmayan devlet
büyüğü beni
birkaç gün önce
aradı:Duydunuz
mu, Sabah
Keteneyi Kuzey
Irakta
öldürdüler...
Taradılar. Zaten
oralıydı,
Kerkükte
gömüldü.Demek
Türkiye bir
kahraman
evladını daha
yitirmişti.
İsimsiz kahraman
Sabah Ketene,
Allah sana
rahmet eylesin,
nurlar içinde
yat. Hürriyet
Emin Çölaşan (Pazar,
Haziran 11, 2006)
Görüldüğü
gibi
sadece Avrupada
değil Kürdistan
ve kürtlerin
bulunduğu tüm
yerlerde
suyukastlar
düzenlenmiş.Bu
yazdıklarımız
sılahla yapılan
ve yapılmak
istenen
işlerdir,birde
Avrupada
pilandıkları
dini komplolar
ve başarıpta
başaramadıklara
bakalım.Örneğin
Kürdistan ulusal
mücadalesinin
Kürtler
içerisinde
oluşturduğu
örgütlüğü bozmak
için sistamatik
olarak Kürt
halkı içinde
değişik dini
gruplar kurma
eylemlerden bir
başka itrafa
bakalım:
21.08.2006
Hizbullah lideri
Hüseyin
Velioğlunun
öldürüldüğü
Beykoz
operasyonu
sırasında, örgüt
üyelerinin
tahrip ettiği 24
bilgisayar hard
diskinin
çözümü
tamamlandı. İşte
disktekiler...
FBI tarafından
ABDde yapılan
bilgisayar
çözümlerinde
örgütün işlediği
cinayetler, iç
ilişkileri ve
istihbarat
faaliyetleri
konusunda
çarpıcı bilgiler
ortaya çıktı
Hizbullaha
vurulan darbe,
örgüt lideri
Hüseyin
Velioğlunun
öldürüldüğü
Beykoz
operasyonuyla
başlamıştı. Bu
baskında örgütün
arşivi de ele
geçirildi. Ancak
operasyonda
yakalanan Cemal
Tutar İle Edip
Gümüş, örgüte
ait bilgilerin
polisin eline
geçmemesi için,
bilgisayar hard
disklerini
kurşunlayarak
tahrip
etmişlerdi.Polisin
ele geçirdiği 41
hard diskten
24ü kullanılmaz
haldeydi.
Türkiyede
çözülemeyen 24
hard disk ABDde
Federal
Soruşturma
Bürosunca
çözüldü. disk
ABDde Federal
Soruşturma
Bürosunca
çözüldü. Yapılan
çözümlerde
ortaya çıkan
bilgilerden
biri, mezar-evde
cesetleri
bulunan İbrahim
Sarıaltun ve
Nezir Aslan
isimli kişilere
dair. Aslanın
Hizbullah
tarafından
öldürülmeden
önce yapılan
sorgusunun
kayıtları,
Hizbullah ve
Milli İstihbarat
Teşkilatı
arasında içiçe
geçmiş
ilişkileri
ortaya koyması
açısından
çarpıcı. Aslan
sorgusunda, PKK
içinde Hizbullah
yanlısı
fikirleri yaymak
için faaliyet
gösterirken, MİT
adına çalışan
İbrahim
Sarıaltuna da
taşeronluk
yaptığını
anlatıyor...
Nezir Aslanın
Hizbullah
sorgusuna
ilişkin
kayıtlarda şu
bilgiler
veriliyor: Adım
Nezir Aslan.
MİTteki kod
adım Melle.
İrtibatlı
olduğum kişiler
İbrahim
Sarıaltun ve
A.H.Ç. 1988
yılında
İstanbulda
arkadaşlarım
vasıtasıyla
İbrahim
Sarıaltun ile
tanıştım. Bana
çok yardımcı
oldu.
Onun Kürt İslam
düşüncesi bana
çok tesir
etmişti. Bu
düşünceyi
yaygınlaştırmak
ve bu uğurda
çalışmak için
onun teşvikiyle
Almanyaya
gittim.
PKKların içinde
Dindarlar Grubu
diye bir
örgütlenme
çalışması
yaptık. Ancak
pek başarılı
olamadık. 1991
yılında
Almanyada
yanıma gelen
İbrahim,
kendisinin
MİTle
çalıştığını
söyledi ve gizli
olarak
kendisiyle
çalışmamı teklif
etti. Avrupanın
çeşitli
kentlerinde
çalıştım. 1998
yılına kadar
Hizbullah içinde
görev almaya
çalıştım. Bu
tarihten
itibaren ders
görevi verilmeye
başlandı.
İbrahim ile
telefonlaşıyordum.
En çok Avrupa
ile Türkiye
arasında gidip
gelen kişileri
soruyordu.
Hollandadayken
aradı.
Karlsruhede
buluştuk.
Avrupada
görevli olan
militanların
listesini
İbrahime
verdim. Nezir
Aslan, bu arada
Hizbullahın da
İbrahim
Sarıaltunun
faaliyetlerinden
haberdar
olduğunu, hatta
Sarıaltun ve
arkadaşlarının
Almanyada
yapacakları
toplantıyı teybe
kaydetmesi için
Hizbullah
tarafından
görevlendirildiğini
anlatıyor: 1999
kışını tam
geçmemiştik.
İbrahum
Sarıaltun
Hohenstadtta
(hoğenştatta)
kayınpederim
Yusuf Akdenizin
evine gelmişti.
Oraya gidip
onları dinleyip
teybe kaydetmemi
istediler.
Gittiğimde
İbrahim dışında
2 kişi daha
vardı. Molla
Süleyman Bunlar
Hizbullah değil,
hizbu-zulümdür.
Devletle
beraberler, adam
öldürüp hemen
karakola
sığınırlar. Halk
arasında
kıymetleri
kalmadı. O
yüzden hepsi
büyükşehirlere
kaçtılar. Biz
büyük bir halk
hareketi
başlatacağız
diyordu. Dışarı
çıktığımızda
İbrahimle benim
arabama binince
durumu anlattım.
Beni sizi
dinlemeye
gönderdiler
dedim. Kim
diye sorunca
Ali Demir ve
Nimet Bayka
dedim. Hiçbir
şey yapamazlar
dedi. Bu
kişilerin yanına
gidince teybin
kayıt
yapmadığını,
kendiliğinden
kapandığını
söyledim. Benden
şüphelendiler. 2
ay sonra İbrahim
kayboldu. Bir
süre sonra Ali
Demirin bilgisi
dahilinde
İstanbula
gelince buraya
getirildim....
Almanyada işçi
olarak çalışan
kayınpederi
Yusuf Akdeniz
ile birlikte 4
Mart 1999
tarihinde
kaçırılan Nezir
Aslanın cesedi,
17 Ocak
2000deki
operasyonun
ardından,
Kartaldaki
mezarevde çıktı.
Kendisinden
birkaç ay önce
kaçırılan,
hesabına
çalıştığı
İbrahim
Sarıaltunun
cesedi de aynı
evde gömülü
olarak
bulunmuştu.Kaynak:NTV/Erdoğan
Durna Tabiki
bunlar şuan
görülen ve
orataya çıkan
yazılı
ispatlardır.Kürt
halkı
tarafından
günlük sıca
sıcağına
zülümleri
yaşamıştı ve
hala
yaşamaktadır.Daha
önceden kürt
meddyası
tarafından ne
kadar yazılı ve
ispatlı dünyaya
açıkladıysada
karşılığı gene
suyukast ve
zülmle olmuştur.
Avrupada kürt
halkının
örgütlülüğünü
parçalamak için
yukrıda
görüldüğü gibi
sadece görülen
boyutuyla ne
kompololar içine
girildiği
açıktır.Tabiki
Almanyada
istedikleri gibi
olmadıysada
görülen o ki
örgütlüğü bozmak
için sadece
Almanyada
çalışmamışlar !
Danimarka
boyutunda
üzerinde
dursak,Kürt
gençleri
üzerinde epeydir
çalışılmaktadır.Danimarkada
görülen
çalışmları
aşağıda
veriyoruz.
Danimarka
genelinde İslami
örgütlerin kürt
gençlerine
yönelik
tehlikeleri
1999 yılında TC
nin kürt ulusal
mücadalesine
yönelik kendi
deyimiyle
Avrupada lobi
yaparak PKK yi
zayıflatırız
pilanlarıyla
1999 bu yana TC
devletin
Danimarka
genelinde saldırıları
sadece karşıt
diblomasi
çalışmasıyla
kalmıyor
1999de buyana özelikle
Danimarkada söz
konusu tarihten
bu güne kadar
aşırı bir islami
örgütler ve dini
gruplar
bahçesine
dönüştü.Bunu
söylerken somut
Türkiye kökenli
islami gruplara
dayanarak dile
getiriyoruz.Türkiye
basınında 99
tarihinde
yansıyan
haberlerinde
devletin
önde gelen
mensupların
şöyle bir
açıklamalar
verdı :
bizler PKK ye
karşı her yerde
ve tüm yöntemlerle
mücadale
vereceğiz.
Buda
anlaşılıyorki
dediklerini
yapıyorlar ve
her yöntem
kulanılıyor
! Bunun
ispatlarını
sıralayım.
Halka
karşı
ilk örgütlenme
2000 yılında
başkent
Kopenhagında
ismi Hüzbi tahir
diye bir örgüt
peydahlandı.Bu
dini örgüt
özelikle
kürtlerin yoğun
yaşadığı
mahalelerde
kahvehanelerde
ve yerel
okularda kürt
gençlerinin
yoğun takıldığı
mekanlarda
gençleri kendi
grupların içine
çekmeye
başladılar.
Hüzbi
Tahirin
kadroları
Örgütün
kadroları özel
olarak
Türkiyeden
geldikleri
gözükmektedir.Genelde
gençlerden
edindiğimiz
bilgilere göre
bunların öncü
kadroları daha
önceden
Danimarkada
yaşamamış ve
Danimarkaya yeni
geldiği orataya
çıkıyor.Özel
olarak eğitimli''
ve özel olarak
bölgenin
özgünlüğüne göre
seçilmiş insan
yada aslen Konya
kürdüolduğu
orataya
çıkmaktadır.Gelen
çegirdek
kadroların daha
önceden özel
eğitildilği
gözlenmektedir
Danimarkada
hangi şehirde
kürtler yaşadığı
biliyor ve
zaafları
nelerdir,ve
hangi köyün
adeti-kültürel
yaşamı nedir iyi
biliyorlar.Bu
şekilde
gençlere
yaklaşan
kişilikler
kaptığı genci
değişik özel
evlerde
özgürlük
mücadalesine
karşıtt hale
getirtiliyor.
Özelikle daha
önceden kürt
kültür
dernkelerde
gençlik
calışmalarına
giren gençleri
hedef alarak
kapmaya
çalışılmaktadırlar.Yanına
aldığı gençlere
ilk enjekte
etiği zehir
genci kendi
halkına karşıt
bir duruma
getiriliyor, hem
genci doğrudan
özgürlük
mücadaleden
koparmak hem
gencin çevresini
yurtseverlikten
uzaklaşmaktadır.
Danimarkada
doğma büyüme
gençleri çok
çabuk kapana
atan bu
örgütüler 1999
ve 2000 yılından
buyana kendi
kadrolarını
oluşturmuş
bulunmaktadır.Son
zamanda Avrupa
ve özelikle
Danimarka ortaya
çıkan anti
İslamcılık
politikasını
kendilerine
kılıç edinen bu
grup ve örgütler
Danimarka doğma
büyüme kürt
gençleri çok
büyük bir hızla
elegeçirdığı ve
Jylland Post
gazetesinin
krakatur
krızıylada turbo
hızına geçmiş
gözükmektedir.Son
dönemlerde
tanıdık
yurtsever
çevrelerin
çocuklarınada
el atığı
gözülenmektedir.
Örnek ler
vermekle
bitmeyen birçok
gencimiz
bulunmaktadır.Adını
açıklamak
istemeyb bir
yurtseverin
anlatımına
Danimarkada
doğma büyüme 18
yaşindaki
yakının söz
konusu dini
gruplar almışlar
arasina ve gence
Danimarka
krakatur
meselesi için
olay yapmamız
gerekir diye
gençlere intihar
eylemi için
kendinizi
hazırlayın diye
pisikolojik
hazırlamalar
söylendiği dile
getirdi,diye
haberler
edindiği
söyledi.Artık
radikal sözlerin
orataya çıkmaya
başlandı.Tabki
bu sadece
bilinen
olaylardır.Anlşıldığı
gibi demokrasi
istemin nekadar
önemli olduğu
görülmektedir.
Kürt gençlerini
hem özgürlük
mücadalelerinden
hemde kendi
özlerinden
uzaklaştırılması
için hepimiz
Müslümanız kürt
halklıda neymiş?
nedir bu
kürtçülük
bırakın şu
kürtçülüğü! Diye
ulusal
mücadeleden
uzaklaştırma ve
Newroz gecesine
katılmamak
günahtır ulusal
gelenklere göre
düzenlenen,düğünde
kadın erkek bir
arada bulunmak
bile haramdır bu
düyüne
gidilmemeli ve
halay
çekilinmemeli
diye gençlerin
beyinlerine
zehir
saçılmaktadır!
özünden
uzaklaştırılmaya
uğraşılıyor.
Hata Avrupanın
meydanında ele
geçirdikleri
ailelere masa
üstünde yemek
yemenin haram
olduğunu bile
söylemişler,
sebebi ise
masanın alıt boş
olduğu için
altından şeytan
geçiyormuş,bukadar
alaycı bir
şekilde
insanlarımızla
oynanır
derecesine
gelinmiş durum
yaşanmıştır.
Gençlere CD
dağıtılıyor
Halka karşı özel
grupların İslam
adı altında
gençlerimizi
halkımızın
içinden koparmak
için
yöntemlerini gün
geçtikçe
geliştiriyor.
Teknolojinin
geliştiği bu
dönemden çok iyi
yaranan Dini
grupları
maskesiyle
hareket eden
barış düşmanın
Avrupa kolu
gençlerimize
başta hepsini
once şu yöntemle
zehirliyorlar:
Bir demokrasi
düşmanlığı
ardında
Sosyalist
karşiti sonrada
bunların hepsini
tümünü
birleştirerek
özgürlük
karşıtı haline
getiriyor tabiki
özgürlük
mücadalesi
üzerınden
orataya atılan
özünden boşaltma
oyunları! sonucu
gençler rotalarını kaybetmiş gemi misali metrapolda kirminalize
alanlara
sürükleniyor.
Eğer gençler
tarafından
kapıldıkları
tuzakçılara
sorupta
ama biz kürdüz
dedimi ? yok
kürtçülük
müçülük diye bir
şey yok diye
gençlere biz
milliyetçiliğe
karşıyız diye bu
sefer Özgürlük
Mücadeleyi gençlere
milliyetçidir
diye gözünden
düşürme savaşı
vereyiyorlar.Elinde
yetiştirdikleri
gençlerin çoğu
artık okuları
bırakmış sadece
formalite icabı
okularda
duruyorlar
sadece okulda
başka gençleri
örgütlenmek için
duruyorlar.Tüm
gençlere ulaşmak
için Harun Yahya
yayınlarından
hazırladıkları
DVD ve CD lerden
Sosyalizim,Kominizimin
ne kadar çok
kötü olduğu ve
artı Darwin
bağlı olara
Darwinnizim (sapıklığı)
diye özel
hazırlanmış
yayınları
gençlerin içinde
çok yoğun
dağıtılıyor.
Gençler yaşamdan
soğutuluyor
(Demokrasi bir
kafir icadıdır),buranın
herşeyi haramdır
diye günlük
yaşamda
soğutulan
gençler günden
güne elini
ayağını
yaşamdan
çekiyorlar.Artı
kendilerine bu
gavır ülkelerin
neyinden ne
koparırsan
kardır diyerek
verdikleri
eğitimlerle
beyinleri
boşatılıyor.(Domuzdan
ne koparırısan
kardır misali)
verilir
derecesinde
genler
kurlsızlaştırılıp,
işte bunların
paralarını
çalsan,malına
zarar varsende
helaldir
anlayışıyla
gençlerimizi hem
hayatan
soğutuluyor
hemde bulunduğu
ülkede gelecekte
potansel bir
suçlu kitle
konumuna
hazırlamaktır.yaşadığı
ülkenin
sistemiyle karşı
karşı kalan bir
halk konumuna
dönüştürülmek
isteniyor! Bunlar
şimdiden pilanlı
bir şekilde
Danimarkanın
malına mülküne
hor yaklaşım
sergileyen yeni
bir kuşak
yetişmektedir.Uzun
vaade
hesaplanmış
kürtler için
yeni
sorunlardır.Çok
sorunlu bir
ailenin kendi
mücadelesine bir
faydası olmaz
hesabını güden
düşman anlayışı
o nedenli dirki
şuanda Danimarka
yaşayan
Kürdistanlıların
geleciği olan
binlerce genin
büyük bir bölümü
tehtit
altındadır.!
Gençler
kişiliksizleştirip
korkutuluyor !
Dünyaya boş
bakan birer
kişiliksizlere
toplumu
dönüştürme
peşindeler
Kürt gençlerin
büyü bir
kısmını dinle
kendilerine alet
etiriliyorlar
ve geride kalan
kısmıda bu sefer
uyuşturucuyla
ele geçiriliyor
-Yada
pisikolojik bir
beyin sarsma
yötemiyle
üzerine
gidiyorlar.Bunun
bir çok yöntemi
var örnek:
okularda
arkadaşlık
kuruluyor ve
genci bir çok
yerlerde
gezdiriyorlar
diskotektir
bardır ve
sonunda
uyuşturucunun
kölesi
ediliyor.Pisikolijik
hasta halinde
aşırı
derceden kafa
karıştırıcı
meselelerle
beyni
odaklanıyor ve
kafa karıştırma
pilanlamayla :
bu kafır ülkede
nasıl
yaşıyacağız
bakasana hepsi
bize düşman ve
aşırı korku
pisikolojisi (zaten
daha genç 13-14
yaşlarında)
hayata toz pembe
bakacak olan
genci birden bir
korku
pisikolojisine
kapıtıyorlar.
Birde ençok
kulanılan oyun
özelikle erkek
çocuklar
üzerinde
kulanıyorlar
örnek : ya
baksana ortam
bozuldu yarın bu
kafirler senin
kız kardeşinide
diskoteğe
kötürürler,
diyerek daha
gercek hayatı
anlamadan gencin
beyni
karişiyor.Tüm
dengesi bozulan
genç artık
hayatan korkar
devamlı
savunmacı
pisikolojisi
bozuk ön yargılı
ve korku
fobilerle
uğraşır bir
yaşayan ölüye
dönüşür.Bunlar
şuanda ortaya
çıkmış
örneklerdir
sayılarıda
günden güne
artmaktadır.
Gençlerde
intihar
olayların
görünmesi
Son 7 yılda
gençlerimizde
intihar
vakalarında
artması! çok
dikkat
çekici.Bunların
çoğu kendi
ailesine
hisetirmeden
ortaya çıkması
apayrı
derinleşen
sorunlardır.Şöyleki:ailesi
son durumundan
şühpelidir ama
kendisini
intihara edecek
kadar tehlikeki
olacağının
aklarından
ucundan bile
geçirmiyorlar.Ama
şu gerçektirki
sosyal
yaşamımızın
eğitimsizliğide
eklendimi! sonuçlar
intihara kadara
varmaktadır.Ailenin
çocukların
kimlerle
arkdaşlık
etiğini iyice
analiz etmediği
ve çocuklarının
gitikçe kendi
ailesinden
soğutulduğu
kendisinin mesup
olduğu
kültür-yaşam
değerini çok
küçümseme
eğilimlerin
hareketlerin
nereden
kaynaklandığı?konusunda
hiçbir
soru
kafalarından
geçirilmiyor. Araştırılmadığı görünmektedir. Gençlerin içinde
bulunduğu
tuzakkları
gitikçe
kendilerini
derin bir
girdaba
sürüklediğini
bilse bile ancak
kendisiyle
yürütüğü savaşın
ortasında birde
ergenlik yaşın
sorunları ve
ilgizlikte
eklendiyse?
zaten sistamatik
olarak
ayarlanmış süreç
olduğundan
kurtulma sansı
zorlaşıyor.Bu
çıkmaz intihara
giden yolu
açıyor.Gençlerin
söylemleri ve
değerlerndirmeleri
kesinlik
kazanıyorki
gerçek bir
sahiplenme
yaşanmıyor
aileler
tarafından.Düşman
güçlerin bukadar
ince
hesaplamaları
sonucu 1999dan
bu yana bir çok
insanımızı Dini
maske altında intihara
kadar
götürüldü.Şuanda
Danimarkada
gençlerimiz
bunların eline
düşmüştür,1990
ların başında
yüksellen
mücadaleyle
yükselişe
geçmişken
şimdide çok
büyük bir baş
aşağıya doğru
hız
almaktadır.Normal
bir hastalık
değil bu
seferki,çok
tehlikeli bir
hastalık olan
hiçleştirilme
hastalığıdır!
Arap örgütleri
ve Fetullah
Gülencilik
Danimarka da
yaşayan kürtlere
gizli örgütlerin
saldırı hedefi
altındaiken
birde resmi
örgütler ve
gönülü ajan
yetiştirme
kurumlari ve
harekatleride
Danimarkada okul
açıp kürt
ailelerin içine
resmen girmiş ve
girmektedir.Kadın
örgütlenmesi,çocuk
örgütlenmesi,esnaf
örgütlenmesi
için hepsine bir
kılıf
bulmuş.Ailelere
kadın hoca
gönderip sohpet
geliştiriyor,Deniz
Feneri diye
yardımlar
için
toplantılar ve yardınmlar
toplatılıyor.Çocuklarımızıda
Kuran dersi
islami ders
vereceğiz diye
okularına
tıkayıp
geleceğin gönülü
ajanlarını
yetiştiriyorla(tabiki
geleceğin (keklikleri)de
diye
bilirizkendi
soydaşlarını
daha iyi avlamak
için kadro
yetiştiriliyorlar
iyi avlamak için:
keklik kekliği
çeker) Esnaf
örgütlenmesinide
elerine
aldıkları Zaman
gazetelerin
aboneleri üzeri
hep beyin yıkama
hem yurtsever
kürt esnafların
mücadaleden
uzaklaştırmak
için iyi
kulanıyorlar.İşte
Zaman gazetesine
abone olun size
bu kadar
çiltkitap bedava
vereceğiz diye
abone
etiriyorlar.Müslüman
gaztesidiri diye
insanlar abone
olmasa dinden
çıkıyormuş gibi
hava lanse
ediliyor.Abone
toplanaya kürt
gençleri
yolanıyor.Tabiki
bazende Pizalara
bazende zebze
yada piza
malzeside
satarakta
ulşmaya
çalışmasıda
gözlenmektedir.
Sonarada iyice
tanışmalar
oldumu ya sen
falan köyden
hangi kişi ençok
seviliyor diye
sitratejik
isimleri
öğreniyorlar.Öğrendikleri
isimle kontağa
geçiyorlar
yanında
götürdükleri bir
kürtle
gidiyorlar,ardında
sözkonusu köyün
ileri gelen
kişiyle tanışıp
yeni sıtratejik
isim ve köyler
tespit
ediyorlar.Bu
ilişkilerin
üzerinde
danimarkadaki
kürtler üzerinde
istediği şekilde
sömürü ve
kürtlüğünden ve
amacından bir
kaç adım
uzaklaştırılmaya
uğraşılıyor.Eline
geçirdikleri
herhangi bir
kürdün üzeri tüm
ailesine
ulaşiyorlar.Her
eve bir Zaman
gazetesi girecek
şekilde
örgütlüyorlar.Bu
şekilde
Danimarkadaki
kürt kitlesi
üzeri aşırı
oyunların olduğu
aşikardır.1980
lardan once
nasılki
Kürdistannın
dört parçasından
ziyade Kuzey
Kurdistanda
yaşayan
insanlarımızın
kendisini ifade
edecek herhangi
bir mücadele
hareketi
bulamadıklarından
dolayı nasılki
tüm kürt
gençleri Dini
yöntemler
kulanılarak
kürtlerin
örgütlüğü
nekdara
parçalanırsa
okadar kardır,
yaklaşımları
artık çıplak
gözle görünmeye
başlandığı
duruma gelindiği
her yönüyle
hisedildiği
görünmektedir.
Kürt milleti 50
- 55 milyonluk
bir nüfüsla
tabiki bunun
büyük bir bolümü
islam dinine
mensüptür ama
kürtlerin
özgürlük
mücadalesine
karşi karanlık
güçlerin
kürtlerin
safiyane temiz
niyetlerini dini
bir savaş silahi
olara kulanmaya
çalışdığı ne
ilktir nede son
olabilir.Dini
kendisine karşi
kendi özünden
utanır
derecesine
döştürmeye
çalışmaktadırlar.Bu
konuda çok
sayıda taşaron
gruplara iş
verildiği gün
geçtikçe
beraklaşiyor.Danimarkada
yaşayan kürt
gençlerin büyük
bir bölümü bu
tuzağa tüştüğü
artık her
yönüyle
pıratikte canlı
yaşanmaktadır.
Kürt gençleri
kırminallaştırılıyor

Danimarkada genç
yaşta
kırmınalaşan bir
kürdün yaşam
mücadalesini
sizlerle
paylaşacağız.Yaşadığı
acımasız
tuzaklar
arasında yaşam
mücadalesi veren
bir kürt gencin
kendisinden
okuyalım.Danimarkada
yaşayan kürt
gençlerden
birisi olan
Kemal Polat (28)
Konya Cihanbeyli
Kütükuşağlı
doğumlu.Polat 19
yaşında iken
Danimarkaya işçi
ailesi olarak
gelir.Kemal
Polat şöyle
devam
ediyor:baba
sevgisini tam
göremedim diye
devam
ederekAvrupa
hevesiyle
geldiğim
Danimarkada
umduğumu
bulamadım.İlk 2
üç senem
iyidi,ama
sonradan yağnış
arkadaşlıklarım
oluştubu
arkaşlarla
sıgara,içki
derken gece
kuluplere ve
diskoteklere
gidip gelmeye
başladık.Tabiki
kötü huylu
arkdaşların
oldumu ister
istemez onların
ilegal çevreleri
olması
mümkündür.Ben
onlarla
dolaştığımda
onlar ne içerse
bende
içiyordum.Ben
sonradan farkına
varaktımki benim
üzerimde
hesaplar
başladıkların
öğrendim.Malevsef
farkına çok geç
vardım! Benim
üzerimde şu
şekil hesaaplar
yapılıyordu:tüm
belalı
konularını
benimle bertar
ediyorlardı
örneğin bana
diyorlardı sen
güçlüsün hiç
korkmasın
denirek adam
dövtürüyorladı.Gitiğimiz
her yerde ila
kavgalar
çıkıyordu.Benim
arkadaşlarım
olduğundan
onları korumaya
çalışıyordum.Ama
bir gün geldi
artık Polis
benim peşime
düştü ve
yakaladı.Burada
bir kere
Polisin yanına
bu konulardan
düştünmü artık
kırmınal dosyaya
giriyorsun.
Anlatmaya devam
eden Polat: ben
ilk hapisaneye
girdikten sonra
ne kadar kendime
çekidüzen
vermeye
kalkışamda fayda
etmedi,çünkü
meselelerin tümü
kötü
arkadaşlardan
kaynaklanıyordu.Bende
bu arkdaş
çevreden kendimi
kurtarmadığımdan
sebebiyle artık
benim hapise
girmelerim
çoğalmıştı.Burada
eğer hapisane
olayların
fazlaştımı artık
yapmadığın
olaydan bile
Polisi gelip
sana soruyor ve
peşine
takılıyor.Bende
artık bu
pisikoliji
altında yaşam
mücadelesi
vermeye çalıştım
ama ne yazıkki
her olayda benim
ismim
kulanılıyordu ve
o konuda ismim
bilinçli
veriliyordu.
Uyuşturcu
tehtidi

Kemal Polat ile
yaptığımız
sohpet gençlerin
nasıl
kırmınalaştığı
konusunda
kendisine göre
bazı analizleri
vardı.Devam eden
Polat : Burada
doğan göçmen
gençlerin % 80
çevre kurbanı
oluyor!
çevrelerindeki
değişik
tuzaklardan
dolayı her türlü
suça
bulaşıyorlar.Bu
gençlerin yüzde
80 ni esrar
kulanıyor yada
değişik
uyuşturucu
madeleri
deniyorlar.Esrara
başlayan gencin
Erohin bağimlısı
olma tehlikesi
devamlı
bulunmaktadır.Ben
zindana
girdiğimde
dışarda
görmediğimi
orada buldum!
Zindanlarda
yüzlerce kürt
gencini gördüm,
hepside esrar
kulanıyorlardı.Zindan
da anlamdığım
bir yüntemle
esrar
dağıtılıyordu.Dışarda
bulamdığını
zindanda bulman
nerdeyse çok
basitti.Y.ÖZP:Polata
bu uyuşturucu
dağıtımı
dışarıda kimler
ve nerelerde
dağıtıldığını
sorduğumuzda?
Bize
şunları
söyledi:dışarıda
uyuşturucuları
genelde
danimarkalardan
fazla göçmen
kökenliler
dağıtıyorlar.Bunlar
genelde
danimarkanın
büyük
şehirlerinden
gelip küçük
şehirlerdeki
bazı evlerde
pılanlayarak
gençlerin
takıldıkları
diskoteklere
gençlere
veriliyor.Ama
şuanda görülen
ençok bu işi
araplar
yapıyorlar.
Polatan kürt
gençlerine
çağrı!

Bu acılı yaşama
yakalanmamak
için benin
gençlerimize
tavsiyem ilk
önce arkadaş
edinirken
arkadaşının kım
olduğunu ve onun
çevresininde
kımler olduğunu
iyi bilmelisiniz
gerekiyor! Birde
eğer
arkadaşınızın
kötü
alışkanlıkları
varsa hemen
ilişkiyi
kesmeniz
gerekiyor.Devamlı
iyi arkadaş ve
iyi çevreye
takılmasınız
gerekiyor.Yoksa
geleceğiniz
tehlike altına
girebilir.Yok
zaten böyle bir
ortama
girmiseniz
korkmadan ya
abinize yada
annenize yada
babanıza
anlatınız,hiç
çekinmeden en
yakın arkaraba
çevrenizi
yardımınıza
çağırabilirsiniz.Bu
şekilde daha
fazla batmadan
kendinizi
kurtara
bilirsiniz.Okuyun
okamada başarı
ve güzel gelecek
saklıdır.
Benim burada
kürt ailelere
bir iki çağrım
var:
sakın demeyin
artık çocuğumuz
nasıl olduysa 18
yaşını doldurdu
ve kendi başının
çaresine bakar,
adresini
ayırsın ben
burada aslında
gençler aslında
bundan sonra en
çok yardıma
ihtiyac
konumundadır
diyorum.Her
hangi bir
genç,dışarıdaki
gerçek
yaşamından
hiçbir tercübesi
bulunmayan ve
önüne yüzlerce
tehlike var
yaşanılmaktadır
diyorum ve
dikkarınızı
çekiyorum .Bu
gençlerin
girdiği tüm
sıkıntılarda siz
ailelerin
haberleri olması
gerekiyor.Devam
eden Polat:Ama
malesfe aileler
çocuklarından
habersiz bir
şekilde onları
kendi halerine
bırakıyorlar.Bu
gençlerin
herhangi bir
ekonomi
sıkıntısı
geçirmesi
beraberinde çok
tehlikeler
getirebilir.Eğer
aileleri
tarafından
haberdar olması
belkide birçok
tehlikeden
çocuklarını
kurtarmış
olurlar.Ama
malevsef
gençerlerin bir
çoğu çok basit
bir ekenomi
sıkıntılardan
dolayı birçok
suça
bulaşmaktadırlar.Eğer
aileler
çocukların
kımlerle
arkadaşlık
etiklerini ve
sorunlarının ne
olduğunu
bilseler
tehliklerin
önüne geçmleri
çok kolaylaşır.
Birde genel
olarak eğer
bizlerin
gidebilecekleri
dernkler olsa
gençlerin
tehliklere karşi
eğitimleri
verilirdi.Yoksa
bu şekilde işler
çok
zorlaşıyor.Bizim
gençlerin
ilgilenecek
insanlara
ihtiyacı
var.Gençlerimizin
kendi mekanları
olması
gerekiyor,diye
sözlerini
tamamladı. Kemal
Polat,şuanda
kendisi
pizacılıta
çalışıyor. Artı:
kendi
anlatımlarına
göre biri hafif
ikinciside adam
öldürmeye
deşabüsten
mahkemerle
uğramaktadır.
Genel göçmen
gençliğide
tehtit
altındadır!
Danimarkadaki
siyasi
yaklaşımlarında
bir çok konuda
yukarda
anlatığımız
problemlere
zemin
yaratmaktadır.Şöyleki:
2001 yılında
11 Eylül
saldırıları
ardında
Danirmarka terör
saldırılardan
kendisini koruma
adı altında bir
çok yabancı
yasalarını
yeniden
değiştirdi.Değiştirilecek
yabancı
yasalarına
okadar horyatça
yaklaşıldıkki
yangından mal
kaçırılcasına
sosyal yaşam ve
insani değer ve
geliştirilci
hakların %60
varan
kısıtlamalarla
yer
değiştirildi.
Bu değişimler
beraberinde
Danimarkada
görülmedik irkçı
acıklamaların
yapılmasının
önüde
açtı.Örneğin
Danimarkada
daha öncede
fazla dikkata
alınmayan aşırı
milliyetçi
Danimaka Halk
Partisinin
birden bir
sıçramayla sözü
dinlenir
konumunda
basında ve
kamuoyunda yer
edinmesi
dikkatları
üzerinde
çekti.Danimarka
basının çokça
işlediği
Milliyetçi Halk
partisinin
açıklamaları
artık göçmen be
danimarka ve
kültürler arası
üçürümlara zemin
hazırla |