Kovara Siyasî,Çandî,Hunarî,Dîrokî,û Lêkolînî ya Kurdên Anatoliya Navîn

Ser Rupêl

  

Nûçe

Çand û Huner

Nivîskar

Sehîd

Kovara Veger
Aborî

Ferheng
Dîtin û Raman

Civak û Jîn

Spor

Medya

Polîtîka

Dîwanxane

Cîhan
Edîtor

Girêdan

Têkîlî

Lêkolîn
Defterê Nîvana

Album
Kurden Anatoliyên
Kurdistan
Gundên Kurdên Anatoliyên
Gundên me
Pirtûkxane
Arsîv

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 


 

 

 


 


 

___________________________________Mehmet Seker_________________________________

 

Roj baş......Diyerek ilk yazımıza başlayalım.............

 

Başta yazımızın başlığıyla başlayalım.Anatolia'da Mezopotamya'nın çocukları! evet Mezopotamyanın çocukları: kimdir bu Mezopotamyanın çocukları? diye sorunun ardında tabiki çoğumuz hemen tahmin ettiği gibi hemen içinden doğru cevabı veriyordur.Yani bizler' şimdiki ismiyle hitap edilen Orta Anadoluda yaşayan sürgün Kürtler'dir.

 

Yeni değimiyle benliğimize artık yerleşen kürtçe de (Koçberin sedsala) denilen bizler yanı kürtler.Tam kesin bir tarihi netleşmeyen sürgünümüz değişik tahmini rakamlara göre yaklaşik 300 ile 400 yıl öncesinden akıp gelen  bir nehir misali biz kürtler''kendi ana'vatanımız olan Kürdistandan zorla sürgün edilmşiz.Tabiki sürgün edil me nin ismi yada değişik sürülme nedenleri olsa bile sonuçta bir halkın kendi kökünden koparılması'bir soykırımın başka versiyonudur.Örnek bazı liberal ve vurdum duymaz! yaklaşımlarının bakış açısıyla yaklaşımın aksine çok büyük ve dıramatik kanlı bir tarihten gelinmektedir.Artı normal bir tartışmayla geçiştirilecek bir mesele gibi bakılmayacak kadar ciddi ve hesabı sorulması gereken bir tarihtir. 

 

Tarihlerin çok büyük bir yönü karanlıkta kalan biz sürgün kürtler,yüz yılardır gerçek kökümüzden kopuk yaşamaktayız! adetta çizimi bitmemiş bir portre misali, hep birgün gelecek şeklini bulacak tarih arayışında bocalayıp durduk.Ort Anadoluda  dağılmadığı yer kalmayıp en ucra kısmında küçük gruplar şeklinde gizli gizli yaşamaya çalıştık.

 

Nezaman karınlarını doyuracak'yada çocuklarını barındıracak bir çatı inşa edilse ila rahatları ve huzurları bozulacak bir nusubetle uğraşırken gördük kendimizi.Nerdeyse bu yaşam artık bizlerde bir kader yada bir inanç gibi benliğimizde normal bir yaşam felsefesine döşmütü.'On yılar bir birini kovalayıp durdu bu sefer üçüncü sürgün politikasıyla beraber''kötü ruyadan başka bir rüyaya geçer gibi yeni şekilenme mücadalesine girdik.

 

Bu sefer adını BEYAZ katliam diye tanımladığımız Avrupa göçü başlamıştı.Bu yeni göçlerin girdaplarıyla boğuşan sürgün kürtlerin yardımına ancak'' 1984 yılında başlayan Kürdüstan özgürlük mücadelesi kendilerine hızır gibi imdatlarına yetişti.Eğer Kürdüstan özgürlük mücadelesinin öncüsü sayın RÊBER Abdullah Öcalan 'olmasaydı, ve nun ortaya koyduğu aydınlama ve bilinçli kürt felsefesini koymasaydı  önümüze malevsef '! belkidi şuan geriye kalan tüm Kürdistanı benliğimiz ortadan kalkmış ve kendimizi bir başka milletten bilirdik.!

 

Mücadelenin kazanımlarıyla beraber biz sürgün kürtler kendilerini tanıyıp kendi ayakları üstünde nasıl duracaklarını öğrenmeyle kalmayıp,bir adım ileriye giderek' bundan sonra beli konuları araştırma ve inceleme tercübesi kazandılar.

 

Kürdistan özgürlük mücadelesi sayesinde orataya çıkan kürt Medyası çok büyük bir örnek teşfik etti.Sürgünde yaşayan kürtler için çok büyük imkan ve fırsatlara ön açıcı olan medya ve bilinç ve entelükteliği öne sürdü.Bu açıdan biz sürgün kürtleri kendilerinin, sağlam konumlandırıp;artık bundan sonra kendilerin öz geçmişini ve ana topraklarıyla buluşturacak köprü rölünü oynayacak araç gereçlerini inşa etmeleri gereksimin gerektiğini''gerekmektedir diye beyinlere yerleştirdi.

 

Bu önemli sürecide göz önüne alıp toplumun tüm tabanına inecek ve halkımızın özgünlüğünü iyice hesaplayarak yaratıcı çalışmaşara girmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.Aciliyet derecesine giren bilgilendirme kaynakları artık bundan sonra halkımız içi su ve ekmek kadar önemlidir diye bu konuların altını kalın bir çizgi çekmemiz gerekiyor.Global çağda başlayan kültür şavaşı yeni teknolojiyle çok suratlı bir şekilde yeni nesilerimizi elimizden alıp götürümeye şimdiden başlandiği alarmları herkes tarafından duyulduğu kanısındayım.

 

Buna karşi diyasporada yaşayan tüm Kürdüstanlıları kapsayacak kültürel ve politik bilgi ağların kurmamız gerektiğinin acilliyeti kendisini artık dayatmaktadır.Bu aciliyeti daha önceden hiseden çok değerli  VEGER emektarı 2001 yılında başlangıç olarak Veger isminde bir dergi çalışmasına girmişlerdi.Tüm tercübesizlik ve değişik sorunlara rağmen bir çok dergi sayısına imza attılmıştı.Tahminlerin üstesinde derginin ilgiyle karşilanması; beklenen sayının üzerine coğrafya ve insanlarına ulaştırmıştı.

 

Dünyada hızla gelişen teknolojiyle beraber hiçte beklenmiyen okadarda sorunlar orataya çıkmaktadır! buna karşın Veger dergimiz bu sorunlardan bir çok sebepten dolayı yaklaşık bir yıldır ; yeni sayılarına başlamadı ve  çıkarmakta zorlanmaktadır.Bu sorunlarını giderilene kadar dergimiz yayın hayatını www.vegernu.com yeni internet adresi üzerinde kendisine biçmiş olduğu misyönlük rolunu oynayıp yerine getirmeye devam edecektir.Nasılki 400 yıldır inatla tüm asimilasiyona karşi dayandı! bundan sonrada inat ve demokratik konfedaralizm çizgisiyle buluşup Anadolunun mozaik kültürü üzerine Dünya uygarlığına beşiklik eden Mezopotamya nın çocukları olarak zengin ve derin kültürü üzerinde insanlık için yeni kültür sentezi ortaya çıkaracaktır.

 

 

Mehmet Şeker

 

Anatoli"da Mezopotamyanın çocukları <<< 13.06.06

 

 

 

 

 

 

 

Kovara Veger copyright ©

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

 

 

  

 

 

 

  

 

 

  

 

 

 

 


 

 

 

 

Ahmet Gezer

Mehmet Şeker

Ibrahim Ibrahim

Hasan Hüseyin Deveci

Ömer Yüce

Murat Alpavut

Mehmet Bozdağ

Mûrûvet Y Cacim 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


     

       Kovara Veger copyright © 2003 - 2006

Sakın iki kere sağ klik yapma!...