AB VE KÜRTLER-II*
I.yazımızın sonunda demiştik ki, Kürt diplomasisi şu ana kadarki süreçte teorik ve pratik anlamda ne tür hatalara, yetmezliklere düşmüştür ? Bunlar nasıl aşılabilinir ?
1- Genel olarak Kürt diplomasisinin ve özelde yerel yönetimlerinin içerisinde oldukları diplamatik tıkanıklığı sadece TC, AB ve uluslararası kamuoyunun, demokratik standartlarının ikiyüzlülüğüyle açıklayamayız. Son yedi yıllık süreçte Kürt diplomasisinin temel söylemleri olarak ön plana çıkan, demokrasi, çok kültürlülük, sivil toplum ve yerinde yönetim gibi kavramların, son derece iyi anlaşılması ve sindirilmesi gerekmektedir. Liberal demokratik çerçevede ön plana çıkarılan bu söylemler her ne kadar Kürtlerin kendi hak ve talepleri için yeni ve özgün mücadele etme alanları açmışsa da aynı kavramlar Avrupa ve uluslar arası kamuoyunun Kürtlere dayattığı şekliyle Kürt sorununa kalıcı ve gerçekçi bir çözüm için yeterli değildir.
Bu çerçevede, Kürt yerel yönetimleri bu kavramları nasıl anladıklarını netleştirmelidir. Hem ulusal hem de kentsel diplamasi sistemlerini Avrupanın ve uluslar arası kurumlarının anladığı şekliyle değil Kürtlerin temel siyasi, kültürel, ekonomik, toplumsal ihtiyaç ve taleplerine cevap verecek şekilde yeniden örgütlenmelidir.
2- Kürt diplamasisinin temel taşlarını oluşturan çok kültürlülük, demokrasi, küreselleşme, yerel yönetimler gibi kavramların, yoksulluk, savaş, kültürel tanınma gibi temel sorunlarımızla ilişkilendirilerek hem akademik hem de siyasal boyutuyla tartışıp ortaya koymalıyız.
3- AB’nin uluslar arası diplomatik sistemin, Kürt sorununa yaklaşımı ve çözüm tarzı demokratik değerlere göre değil, reel politikaların yasalarına göre olduğunu hepimiz görmüş bulunuyoruz. Haklılığa göre değil, herkesin gücüne göre konuştuğu bir arenadayız. Kürtlerin uluslar arası diplomasisi halka ve örgütlü gücüne daha fazla dayanmak durumundadır. Bu anlamda Kürt mücadelesi, iç ve dış boyutları iç içedir. Kürt bölgesinde yüzde 90 oy alan bir parti ile yüzde 40 oy alan bir partinin uluslar arası diplomasi yapma gücü aynı değildir.
Bu anlamıyla,
Uluslar arası diplomasi, halk siyasetinden ayrı düşünülmemelidir. Gerek halk gerekse yerelde ki meslek odaları, STÖ’leri, yereldeki yazılı ve görsel basınla, Üniversite ile ilişkiler etkinleştirilmelidir.
4- Uluslar arası düzeyde diplomasi yapan ve farklı düzlemde örgütlenmiş Kürt grup, örgüt ve kurumları arasında sağlıklı bir iletişim, koordinasyon geliştirilmelidir. Bu daha güçlü bir imaj görüntüsü verecektir. Diplomatik söylemin içsel tutarlılığı diplomatik siyasetin sonuç alıcı olmasına katkı sunacaktır.
5- Kürt yerel yönetimleri, hem kentlerin sorunlarına hem de bunlarla ilişkili olan, genel anlamda Kürt sorununa çözüm arayışlarında diplomatik faaliyetlerini “kentsel” ve “ulusal” olmak üzere iki kulvarda yürütüp, bunlara uygun bir proğram ve ekip oluşturabilmelidir. Bunların ayrı ama ilişkili alanlar olarak sistematize edilmesi, pratik anlamda kolaylık ve netlik sağlayacaktır.
6- Etkin bir yerel yönetim diplomasisi için ihtiyaçlar ve hedefler net olarak belirlenmelidir. Kardeş Belediyecilik girişimleri, bu ihtiyaçların karşılanması ve bu hedeflere ulaşılması anlamında büyük bir rol oynayabilirler. Kardeş belediyecilik, yerel yönetimlerin uluslar arası diplomasiye katılmasının en önemli alanlarından birini oluşturur. Kardeş belediyecilik çalışmaları şu alanlarda yürütülünebilinir;
a) AB’ne üye ülkelerin belediyeleri ile ilişkilenmek,
b) AB’ne üyelik sürecinde olan yerel yönetimler ile özellikle AB’ne giriş sürecinin somut deneyimlerim aktarımı açısından ilişkilenmek,
c) Küresel siyasetin merkezi olan Washington, New york, Londra, Paris gibi global şehirler ile bire bir ve Dünya Birleşmiş kentler ve Yerel Yönetimler Teşkilatı ( UCLG ) gibi uluslar arası platformlar düzleminde ilişkilenmek,
d) Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Batı Avrupa ve İskandinav ülkelerin belediyeleri ile ilişkilenmek vede burdaki Küürtleride diplomaside aktifleştirmek,
e) Belli başlı Ortadoğu kentleri ile ilişkilenmek. Yerel yönetimler üzerinden bölge halkları arasında bir diyaloğ yaratılmalıdır. Ortadoğu yeniden şekillendirilirken Kürt kurum ve kuruuşlarıda Ortadoğu’nun geleceğine ilişkin diplomatik bir vizyonu öne çıkarmalıdır.
7- Uluslar arası platformda sonuç alıcı diplomatik faaliyetler yüretebilmek için gerek bu platformların gündemindeki konular hakkında bilgi sahibi olmak, aynı şekilde platformların anlayışı ve şahısları hakkında bilgi sahibi olunmalıdır. Buna görede hazırlık yapılmalıdır. Bunun bir parçası olarak gerek AB gerekse BM ve Dünya Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler teşkilatı olsun, bu gibi kurumların iç dengeleri hakkında da bilgi sahibi olmak gerekiyor.
8- AB-Türkiye müzakere sürecinde Kürt sorununun gündemleşmesi için gerekli hazırlıkların yapılması gerekmektedir. Taleplerimizi netleştirip, ortak bir dile kavuşturmalıyız. Devletin şu ana kadar yapmış olduğu reformların Kürtlerin taleplerini karşılamaktan uzak olduğu ve hayata geçirilmediğini net olarak anlatabilmeliyiz.
9- Bu öneriler çerçevesinde gelişebilecek gelişmelere hazırlıklı, nitelikli, donanımlı, yani profesyonel kadroların yetiştirilmesi gerekmektedir.
Yukarda ifade ettiklerimiz her kurumumuz ve bireyimiz içinde geçerlidir. Başarı tek başına inançla gerçekleşmez, bunun yanında örgütlü ve bilinçli olmaktan geçer. Başaracağımıza ve halka olan inancımızla harekete geçme zamanıdır. Gelinen noktadan geriye dönüş yoktur.
28.08.2006
Mehmet Bozdağ
*Ekoloji ve Yerel Yönetimler konferansına sunulan rapordan alıntılandırılmıştır.