|

_______________________________Mehmet
Bozdağ_______________________________
Annelik
Herkes
son
günlerde
annelerin
tepkisinden
rahatsız
olmuşa
benziyor.
Rahatsız
olmak
yerine
onu
anlasa
daha
insani
bir
davranış
göstermiş
olur.
Zaten
bunların
sorunu
insanlığa
hizmet
etmek
değil,
kendi
rantlarını
korumaktır.
Fatih
Çekirge
gibi
yazarlar
“vatan
sağolsun
demiyorum”
diyen
annenin
duygularını
anlamak
yerine,
bunun
da
PKK’nin
sinsi
planı
olarak
değerlendiriyor.
Bunu
sayın
Recep
Tayip
Erdoğan’ın
sözlerinden
alıntılandırarak
söylediğini
söylüyor.

Bir
asker
annesi
“
Vatan
sağolsun
demiyorum”
sözlerini
PKK’nin
desteklediğini
ve
hemen
Barış
annelerin
harekete
geçerek,
savaş
karşıtı
olan
şehit
yakınlarıyla
“Ancak
acılı
anneler
bir
birini
anlar”
yaklaşımıyla
bir
araya
gelme
çalışmalarını
bir
ilizyon,
bir
sinsi
plan,
bir
yeni
stareteji
olarak
görmektedir.
Böylece
TSK
ile
vatanseverlik
bağını
koparma
ve
askerlikten
soğutma
olarak
görüyor.
Buna
gerekçe
olarak
PKK’nin
ana
karagahından
yapılan
“
Yaşamını
yitiren
astegmen
Zeki
Burak
Okay’ın
ailesinin
savaş
karşısında
ki
duyalılığı
nedeniyle
demokratik
gelenekten
gelen
bu
aileye
başsağlığı
diliyor,
acılarını
paylaşıyoruz”
açıklamayı
göstermekte.
Bu
sözleri
yazanda,
düşünende
erkektir.
Anne,
kadın
değildir.
Annenin
yaşadıklarını
anlama
şansları
yok.
Bir
anne
çocuğunu
dokuz
ay
boyunca
karnında
besler.
Ona
kan
verir,
can
verir.
Çok
büyük
acılara
rağmen
onu
dünyaya
getirir.
O
çucuk
artık
kendisidir.
Onsuz
kendiside
eksiktir
artık.
Kanıyla,
canıyla
beslediği
yavrusunu
daha
sonrada
sütüyle,
sevgisiyle
,
şefkatiyle
beslemeye
devam
eder.
Yavrusu
kaç
yaşına
gelirse
gelsin,
onu
hala
rahminde
taşıdığı
canı
olarak,
yavrusu
olarak
görmeye
devam
eder.
Yavrusunun
tehlikede
olduğunu
hissettiği
andan
itibaren,
bir
panter
kadar
çevik,
çelik
kadar
sert
oluverir.
Yaşamını
çocuğuyla
anlamlandırmıştır.
Hayallerini,
yaşamını
onunla
şekillendirmiştir.
Onun
mutluluğunu,
özgürlüğünü
kendisinin
ki
olarak
algılayıp,
yaşamaktadır.
Ülkemizdeki
yaşanan
çatışmalar,
acılar
her
anneyi
daha
derinden
etkilemektedir.
22
yıllık
çatışma
ortamı
annelerin
yüreğini,
beynini
parçalamaktadır.
Kürt
anası,
Türk
anası
fark
etmiyor.
Onların
etnik
yapısı
onların
alt
kimliğidir.
Kadın,
annelik
onların
üst
kimliğidir.
Etnik
kimlikleri
farklı
düşünmelerine,
hissetmelerine
yetmiyor.
Her
yeni
bir
çatışma
Kürt
ve
Türk
annesinin
canından
bir
şeyler
koparıyor.
Televizyondan
haberleri
izlerken
biz
erkeklerden
farklı
olduklarını,
kanlarının
donduğunu,
çekildiğini,
o
anda
yüz
hatlarından
yaşadığı
fırtınaları
görmek
mümkündür.Bu
akan
kanın
derhal
durdurulması
gerektiğini
her
şeyden
çok
istemektedirler.Fakat
bin
yılların
erkek
eğemen
sömürgeciliğinin
etkisiyle
feryadını
bile
dillendiremez
durumdadır.
Erkeğin
sahte
yaklaşımının
vurduğu
prangalarını
parçalama
cesareti
gösteremez.
Gösteren
anneye
de,
erkek
guruhu
hemen
savaş
açmaktadır.
Şimdi
olduğu gibi.
Her
gelen
şahadet
haberiyle,
her
akan
kan
damlasıyla
tarifi
mümkün
olmayan
bir
acı
yaşamaktadır.
Akan
kan
kendi
kanıdır,
yitirdiği
can
kendi
canıdır,
kaybettiği
kendi
nefesidir.
Yaşadığı
acı,
doğumunda
çektiği
acının
binlerce
kat
fazladır.
Yüreği
yanan
ana,
umutlarını,
geleceğini
kara
toprağa
vermemek
için
doğurğanlığına
son
vermek
istemektedir.
Savaş
makinesi
olan
erkeğin
bunu
anlaması
mümkün
değildir.
Anlamadığı
içinde
yitirdiği
evladına
son
görevi
olan
kara
toprağa
verdiği
için,
soruşturma
açmaktadır.
Kimi
bu
kafalar,
kimisini
“şehit”
kimisini
“
terörüst”
ilan
etmekte.
Oysa
askeride,
gerillayıda
dünyaya
getiren
annedir.
Hiç
ama
hiç
kimsenin
annelerin
acısını
etnik
yapısına
göre
değerlendirme
hakı
yoktur.
Onun
acısına
dil
uzatmak
insanlığa,
insan
hakkına
dil
uzatmak
olur.
İnsanlığı,
medeniyeti
yaratan
analar,
kadınlar
el
ele
vererek
ancak
bu
savaşı
durdurabilir.
“
Barış
anaları”
“
Şehit
anaları”
el
ele
vermeyi
başardıkları
anda
bu
savaş
son
bulur.
Erkek
eğemen
anlayış
bu
düşünceden
ciddi
rahatsız
olmaktadır.
Rahatsız
olur
çünkü,
kadında
hümanizm
vardır.
Beş
bin
yıldır
yok
etmeye
çalıştığı
insanlığın,
medeniyetin,
kendisini,
diktatörlüğünü
yıkmasından
korkmaktadır.
Kadının
birliği
erkek
eğemenliğine
büyük
bir
darbe
olacaktır.
Erkek
eğemen
anlayış,
evlatlarımızın
aldığı
nefesi
çok
görmektedir.
Bilmez
ki,
nefes
almayan
evlat
demek
nefes
almayan
anne
demektir.
Onların
taşlanmış
yüreklerini
parçalayacak
olan
annelerin
sevgisidir,
feryadıdır.
Annelerin
birliğidir.
Kürt-Türk
demeksizin
anneler
el
ele
vererek
bu
kirli
savaşa
dur
demelidir.
Güneşimizin,
ışıklarımızın,
umutlarımızın,
sönmemesi
anaların
elinde
ve
yüreklerindedir.
Onları
kimse
kirletemez.
11.09.2006
Mehmet
Bozdağ
TMY:
Toplumla
Mücadele
Yasası
>>>
04.08.06
Mutluluğun
Resmini
Çizebilmek
>>>
06-07-06
Özeleştiri
>>>
01.07.06
Copyright
© Kovara
Veger |