|
|
|
|
|
|
|
|
|

_______________________________Mehmet Bozdağ________________________________
AB ve Kürtler-1
 
.
Yetkilerinin bir kısmını AB’ne, Avrupa Konseyi’ne, Yerel Yönetimlere,STÖ’lerine devrettiler. Bu yönde devam eden gelişme 11 Eylül saldırısı sonrasında tersine döndü. Avrupa ülkeleri dahil olmak üzere ellerinde bulundurdukları zor ve baskı araçlarını hızla geliştirmeye başladılar. Uluslar arası sistem, Avrupa’nın Sosyal Demokrasi modelinden, Amerika’nın Liberal demokrasi modeline geçiş yapmaya başladılar. Sosyal devletçilikteki, devletin vatandaşına karşı görevleri olan eğitim, sağlık, istihdam gibi alanlardaki sorumluluğu hızla azaltılırken, devletin askeri ve polisiye tedbirleri arttırılmıştır.
Tamda bu süreçte STÖ ve Yerel Yönetimlerin demokratik siyasetin temel alanları olarak iyi anlaşılması ve tartışılması gerekmektedir.
Yüzde 10’luk barajdan dolayı Kürt muhalefetinin meclise girememesi sonucu, Kürtlerin siyasal ve yasal temsiliyetini Yerel Yönetimler üzerinden yapma gerçeğini ortaya çıkardı. Bundandır ki Kürtler, yerel yönetimleri, sadece belediyecilik hizmeti veren kurumlar olarak görmeyi ret etti.
Son 15-20 yıllık süreçte Birleşmiş Milletlerin öne çıkardığı, insan hakları, katılımcı demokrasi, sivil toplum, kişi ve topluluk hakları, çok kültürlülük şiarları, Kürt yerel yönetimlerinin uluslar arası alanda etkin ve meşru diplomatik faaliyet yürütebilmesi için söylem ve siyaset alanı olarak belirledi, belirlemesi de gerekiyordu.
Ne yazık ki uluslar arası sistemin Yerel Yönetimlerin, STÖ’lerinin yetkilerinin arttırılması yönündeki söylemi ile Kürtlerin talep ve ihtiyaçları arasında, siyasal-ideolojik bir örtüşmeden bahsetmek mümkün değildir.bu durumun en ciddi göstergesi, Kürt Yerel Yönetimlerinin AB sürecinde yürüttüğü diplomasi faaliyetlerinde yaşadığı sorunlar ve hayal kırıklıklarıdır. Bu sorunlar çerçevesinde Avrupa’nın demokrasi ve çok kültürlülükten ne anladığı, meseleye bakış açısında aramızda ciddi farklılıklar olduğu görülmüştür.
Gelinen noktada AB ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki gizli ve açık çıkar hesapları görülmüştür. Görüşmelerde Kürt meselesi, bir ekonomik geri kalmışlık olgusuna indirgenmiş, meselenin siyasal ve kültürel boyutları bilinçli olarak göz ardı edilmiştir. AB Kürt Sorunun varlığını kabul etmediğini açıkça söylemektedir. Hem AB hem de Türkiye’nin mevcut siyasal projeleri, Kürt sorununu gerçek bir çözüme kavuşturmak değil, erteleme, zamana yayıp çürütmedir.
Bu çerçevede sorulması gereken soru şudur; Kürt diplomasisi şu ana kadar ki süreçte teorik ve pratik anlamda ne tür yetmezliklere düşmüştür ve bunları nasıl aşabilir ? Bir başka yazıda bunu işlemek üzere diyorum. 02.08.2006
Mehmet Bozdağ
AB ve Kürtler-1 <<< 08-08-06
Mutluluğun Resmini Çizebilmek >>> 06-07-06
Özeleştiri >>> 01.07.06
Kovara Veger copyright © | |
|
|
| |
|
|
|
| |
Ahmet Gezer
Mehmet Seker
Ibrahim Ibrahim
Hasan Hüseyin Deveci
Ömer Yüce
Murat Alpavut
Mehemet Bozdağ
Mûrûvet Y Cacim
 |
Kovara Veger copyright © 2003 - 2006 |