Mazlum Doğan Festivalinden notlar :

 

 

 

    Bizler Kürt gazeteciler olarak Avrupa’da halkımızın gerçekleştirdiği büyük eylemliliklerin coşkusunu hep bir koşuşturmaca ve haber telaşı içerisinde geçirdiğimizden çoğu zaman gazeteye yansıttığımız genel haberlerin dışında o eylemliliklerin içerisinde ki bir çok küçük enstantaneleri de gözden kaçırırız yada haberin niteliğinden ve yer darlığından filan aktaramayız.

İşte dergimizde, halkımızın bu eylemlliklerinde ki bu ‘gözden kaçan’, ‘küçük’ enstantaneleri, gözlemleri  ‘biraz da Veger’in Orta Anadolu özgünlüğünden dolayı’ haber kalıbına fazla sokmamaya çalışarak özgün yanlarıyla birlikte aktarmaya devam edeceğiz.

 

Bazıları Veger’in Orta Anadolu’ ya hitap eden bir bölgesel yayın olduğunu bu tür genel haberlerin olup olmaması konusunda çeşitli gerekçeler getirebilirler ama  ‘bu ulusallıktan uzak, yaklaşımlara karşın biz biraz da sanal ortamın verdiği avantajlarla Orta Anadolu yerelinden başlayıp genele hitap eden, kökleri bağlarına ulaştıran kaynaştıran rolümüzü oynayama devam edecek ve sürgünde ki halkımızın haberlerini aktarmaya devam edeceğiz.

Bazı ‘dar yaklaşımlarının aksine o ‘genel’ eylemlliklerin  hemen hemen her karesinde Orta Anadolu insanlarının nakış nakış emekleri var.

Bizleri gururlandıran o emekler kaynağa dönüşünde en güçlü bağları çünkü.

Murat Alpavut.

 

 

      

Mazlum Doğan Gençlik, Kültür ve Sanat Festivali  Avrupa’da ki Kürt gençliğinin artık gelenekselleştirdiği ve her yıl  giderek adına uygun olarak daha da gençleşen bir festival olma özelliğini taşıyor.

 

Bu yıl  9.cusu gerçekleştirilen  festivalin hazırlıkları, ön elemeleri aylar öncesinden gerçekleştirilip sonuçları 8 Temmuz’da Almanya’nın Köln kentine aktarılarak finali gerçekleştirildi.

 

‘Yaz tatili’, ‘dünya kupası, ‘Havanın sıcaklığı’ vb. gerekçelerle katılımın belki istenildiği düzeyde gerçekleşemeyeceği gibi yorumlara karşın 5000’i aşkın genç ‘sadece genç değil, yürekleri genç olanlar da’ sabah saatlerinden itibaren Köln kentinde’ki Süd station’a akmaya başladılar.

 

Stadyumun içinde sol tarafa büyük bir sahne hazırlanmıştı.

Sahnede Mazlum Doğan, Engin Sincer ve Koma Komalen Kürdistan Önderi Abdullah Öcalan’ın dev posterleri sallanıyordu.

Yine Viyan Soran’ın büyük bir resmi de trübünlerden sarkıyordu.

 

Festvalin gerçekleştirildiği stadyumun merdivenlerinden içeri girdiğinizde sahanın içinde ki rengarenk gençler size de hemen bir gençlik duygusu veriyor.

 

 

 

Daha ilk adımlarınızı attığınızda sol yandan  bir ‘haval’  (Bizim yörenin insanları çoğunlukla ‘heval’ kelimesini ‘haval’ diye söylüyor) sesiyle dönüyoruz.

Her festivalimizin renkli ve de en çok ilgi çeken standlarından birisi olan Karpuz ve salatalık satılan stand’dan Xalikan’lı iki genç ile Büyük Damlacık’lı bir arkadaş gülerek bizlerle tokalaşıyorlar.

Festival çok sıcak bir havada yapıldığından festivale katılanların büyük çoğunluğu gibi biz de sık sık fırsat buldukça ‘en iyi serinletici’ olarak gördüğümüz karpuz ve salatalık standına koşuyoruz.  

 

Festival başlama saati 10.00 olarak söylenmesine rağmen festival ancak 11.00’ de start alıyor.

 

Bizler haber maratonuna başlamadan festival alanında gezintimizi sürdürüyoruz.

Ak düşen saçlarına rağmen gözlerinde ki ışıl ışıllıkla, devrimin neferi olan Yunak’lı bir yoldaşımız gülerek çeviriyor bizi.

Tabii konulardan birisi de Veger.

 

 

 

İslami Hareket’in standının hemen ilerisinde Gazetemizin ‘Yeni Özgür Politika’ standı var.

Stand’da gazeteden gelen arkadaşlarla sarılıyor, muhabbete duruyoruz.

Çadır olmadığı için kızgın güneşin altında açılan stand’da güneşten bir nebze olsun korunmak için başına bir kasket takan yine Orta Anadolunun, bir yiğit evladı , yine bir devrim neferi yoldaşımızla sohbete duruyoruz.

Kürdistan dağlarında ödediği bedele inat edercesine devrimin her kurumunda bu mücadeleyi sürdüren ‘hemşehrimiz’ bize gurur kaynağı olmaktan  çok cesaret ve de örnek oluyor.

 

Saat 11.00’,

Devrim şehitleri adına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ve ardından gelen alkış fırtınasının ardından  rengarenk Bayraklar ve ‘Önderlikleri’nin posterleriyle Kürt gençleri Sahanın içinde ‘şeref turu’ atarak halkı selamlıyorlar.

Hemen hemen yüzde doksanı Avrupa’da doğan ve yetişen bu gençler gençliğin verdiği coşkuyla ateşle sarılı çemberin içinden atlayarak izleyenlere akrobasi ziyafeti çekiyorlar.

 

Atletizm, Futbol, Kick Box, Thai box, Maraton ve Salon sporları gibi çeşitli müsabakaların gerçekleştirildiği   festival’ de bir yandan karşılaşmalar devam ederken bir yandan da sahne de Beser Şahin, Sipane Xelat, Önder Deniz, Bülent Turan, Mikail Aslan, Ciwan Haco türkülerini söylüyorlar.

 

Burada gürül gürül sesiyle, proğramı sunan ve sık sık konuşmaları izleyenler tarafndan slogan ve alkışlarla karşılanan Ekrem Berkpınar’ı da unutmamak gerek.

 

 

 

Gençlik festivali ama başta da dediğimiz gibi sadece gençler değil yaşı çok ama yüreği genç, inancı genç, kavgası genç insanlarımız da gençlere destek vermek, gençlerini festivale taşırmak ve de ülkesine feda ettiği gençlerini festivalde temsil etmek için festivale akın etmişler.

İşte Kırşehir’li Şehit ‘Civan’ımızın ana ve babası da yüreği genç insanlarımızdan.

‘Haval’ diyen içten sesiyle sarılıyoruz Civan’ın babası Halil amcayla.

‘Bunlar hepsi birer Civan bizim için’ diyor acısını derininde taşıyan Halil amca.

Her eylemde, her yürüyüşte, her gecede , vicdanları kararmış, hala ‘bize ne var’ mantığıyla insanlığını unutan, paraya tapan, İç anadolu bozkırında ki’Güneş ısıtmalı’ boş evleriyle övünenlerin aksine Civan gibi genç Civan gibi kararlı Halil Amca.

 

Festival de salon sporları olarak nitelenen bilardo, dart, masa tenisi vb. oyunlar stadın dışında gerçekleştirildiği için izleyicilein çoğu onları izleyemedi. Ama stadın içinde ki Kick box, teakvando, koşu vb. sporlar ilgiyle izlendi.

En son Finale kalan iki futbol takımı  İsveç’ten gelen Dal-Kürd

Ve Hamburg’dan gelen Bingölspor’un karşılaşması başlıyor.

Çok çekişmeli geçen maça ilgi büyük.

Hepimiz oturmuş heyecanla maçı seyrediyoruz.

Ekrem’in, ‘bir gün bu Kürt gençliğinin Kürdistan Spor olarak uluslarası karşılşamalara katılacağı’ sözü kitle tarafından alkışlarla destekleniyor.

Dal-Kürd maçtan 3-1 galip ayrılıyor.

Karşılaşmanın hemen ardından festivalde en iyi hakem seçilen Konya’lı arkadaşımız Fethi Çiya’yı yakalıyoruz.

Her zaman ki güleç yüzü ve duru orta anadolu Kürtçesi ile bizlere şakalar yapıyor ödülünü alırken gururla poz veriyor.

 

 

 

 

Ödül töreni tam bir curcuna.

Bu curcuna en çok ta biz basın çalışanlarının işini zorlaştırıoyr.

Çünkü gençliğin enerjisi, kıpır kıpır yerinde duramamazlığı istediğimiz gibi foto almamımızı engelliyor.

Çözümü toplu fotolarda bulup, birazda işin kolayına kaçıp bizde gençlerin coşkusuna katılıyoruz.

 

Öyle ki sahanın içinde rengarenk bir gençlik coşkusu var.

Almanya’nın değişik kentlerinden gelmiş ve bir çoğu Türkçe yada Kürtçe bile konuşamayan birbirleriyle almanca anlaşan on beş onaltı yaşlarında ki genç kızlar, delikanlılar, aldıkları ödül ve belgeleri gururla kaldırıyorlar.

 

Festivalin sonuna doğru sahnenin etrafna kümelenmiş Civan Haco’yu dinliyor bir yandan da son notlarımızı alıyoruz.

 

Yaşı daha belki yirmiye yetişmemiş ışıl ışıl bakan gözlerle genç bir Kürt kızı ‘heval  sen İç anadolulusun değil mi? Diye soruyor.

Biraz sohbet edince çok yakın köylümüz hemşehrimiz çıkıyor.

 Üstelik daha bu yaşında Kürtlük davasına, gençliğin davasına omuz vermiş pırıl  pırıl bir genç kızımız.

 

 

 

 

Bizim hevaller  hemen ‘ bak bak yine hemşericilik mi yapıyorsunuz’ diye takılıyorlar.

Ama Bizim gibi ‘sürgünün sürgünleri’ için aynı davanın, aynı ortamnı içinde bulunmak mutluluk verici bir şey.

 

Günler öncesinden festivalin hazırlığıyla koşuşturmalarına rağmen yinede festivali başarıyla tamamlamarının verdiği mutlulukla yorgunluklarını unutan  genç hevalimiz bizi  Veger dergisi için Avusturya’nın Graz kentinde gerçekleştirdiğimiz toplantıdan hatırladığını söylüyor.

Sonra bizlere geçen, Newroz izlenimlerini anlatıyor.

Kürdistan’ı, ülkesini ilk kez görmenin, gezmenin, doğayla, halkıyla birlikte olmanın kendisine verdiği heyecanı bizlerle  paylaşıyor ve ‘İçAnadolu’lu her Kürt oraları görmeli,, yaşamalı’ diye ekliyor.

 

Ve, bir festivali daha geride bırakıp alandan ayrılırken festivalin atmosferini sorduğumuz insanların ortak düşüncesi ise, ‘Çoğunluğu burada doğup, büyüyen, ülkesini hiç görmeyen gençlerin coşkuları ve hemen hepsinin yüzlerinin güldüğü neşe içinde olmaları, büyüklerinin ya da çevrelerinin etkileriyle değil isteyerek ve büyük bir coşkuyla bu festivale katıldıkları’ idi.

 

Fotolar : Adem Karaçoban, Murat Alpavut

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Haber Veger Nu 2006