Kürt Tiyatrosunun Kaynaklarý

 

Hasan Hüseyin Deveci

 

Her toplumda olduðu gibi Kürt tiyatrosunun da beslendiði köklü kaynaklarý vardýr.

Bu kaynaklar binlerce yýllýk bir geçmiþe sahiptir.

Tiyatronun 3000 yýlý gibi ifadelerle hep karþýlaþýrýz. Bununla dile getirilmek istenen Mýsýr ve  Eski Yunan“dan baþlayýp günümüze kadar uzanan tiyatrodur.

Çok uzun bir geçmiþi olan tiyatronun hele de Kürt tiyatrosunun genel kaynaklarýný ele almak kolay bir iþ deðil.

Size kýsada olsa tiyatroya kaynak olan temalarý aktarmaya çalýþacagým.

 

 

Bu Kaynaklar :

 

a---Dengbejler

b---Fabllar

c---Kürt Halk Destanlarý

d---Kürt isyanlarý

e---Kürt Seyirlik Oyunlarý

 

Dengbejler :

 

 Tarih boyunca kalemi elinden alýnan Kürtleriýn , dilini kalem gibi kullanmaktan baþka þansý olmadý. Kürtler uzun kýþ geceleriýnde, ateþ baþýnda birbirlerine anlattýklarý masallar, destanlar,söyledikleri þarkýlar ve oynadýklarý oyunlarla hem birbirleriyle, hemde zaman ile en güzel baðý kurmaya çalýþmýþlardýr. Öyle ya gecenin karanlýðýna baþka türlü nasýl hükmedilebilinirdi. Gecenin karanlýgýna ve sessizliðine dalýp yok olmamak için anlatýlanlardan baþka neleri vardý…

 

Masalýmsý þarkýlarýyla gecelere en iyi hükmedenler ise dengbejlerdi, Kürt tiyatrosunun en önemli kaynaklarýndan biri dengbejlik kurumudur.

 

Eský Yunan“da ki o muhteþem tiyatro için koro ve anlatýcýnýn önemi ne ise, Kürt tiyatrosu için de dengbejlik odur. Kýþ gecelerinde,bayramlarda ve düðünlerde dengbejler kimi zaman söyledikleri uzun klamlarýn daha doðru ve kolay anlaþýlmasý için, ezgiyi yarýda kesip,öyküsünü anlatmaya baþlardý. Kimi zamanda öyküleri þarký ile besleyerek anlatýrlardý.

Yani Antik Yunan tiyatrosundaki koronun yerini burada „solo“ ve „anlatýcý“ almaktadýr.

Bugün çaðdaþ tiyatro ise bu yöntemi „serim“ öðesi olarak ele almakta ve iþlemektedir. Dengbejlerin sese dayalý kurduklarý bu tiyatro tarzý böylece, EPÝK tiyatronun temel öðelerinden olan „yabancýlaþtýrma“ efektini de içinde barýndýrmaktaydý. Þarkýyý ortasýndan kesip masala giriþ yapan dengbej dinleyicilerinin dikkatini öyküye çekerek, onlarýn çok yönlü düþünmelerini saðlardý.

 

Evdale Zeynike, Kereme Kor ve Karapete Xaço gibi ses ustalarý Kürt sözlü edebiyatýnýn ve bu özgün tiyatro tarzýnýn en önde gelen isimleriydi.

Sesleriyle dinleyicilerin duygularýnda ve düþlerinde kurduklarý sahnelerle,düþünceye yeniden þekil veriyorlardý.

Kürt tiyatrosunun güçlü kaynaklarýndan biri olan Dengbejlik hala köklü ve çözümlenmeyi bekleyen bir kurum olarak önümüzde durmaktadýr.

 

Fabl’lar :

 

Kürt tiyatrosunun önemli kaynaklarýndan biride, tarih boyunca dilden dile dolaþan „Kürt Halk Öyküleri“ dir.

Tarih boyunca iç ve dýþ egemenler tarafýndan yönetilen ve ezilen Kürt halký doða olaylarý ve canlýlar arasý iliþkilerden hareketle öyküler yaratmýs ve bu öyküler dolayýsiyle uðradýklarý haksýzlýðý ve sömürüyü, sevgiyi ve aþký anlatmaya çalýþmýþtýr.

Bugün bunlarýn yazýlý kaynaklara dönüþtürülmesi ve Kürt tiyatrosunun geliþimi için hazýr hale getirilmesi çalýþmalarý sürmektedir.

Son dönemde önde gelen Kürt edebiyatçýlarýndan Feqi Huseyn Saðnýç“ýn derleyip hazýrladýgý ve Kürt Enstitüsü Yayýnlarý arasýnda çýkan ÇÝROKEN KURDAN eseri bu konuda önemli bir kaynaktýr.

 

 

Esmer u Mar –Esmer ve Yýlan

Pisik u Þer------Kedi ve Aslan

Ser u Meymun-Aslan ve Maymun

Þer u Ker -------Aslan ve Esek

Þer u Ga---------Aslan ve Öküz

Rový u Mar-----Tilki ve Yýlan

Pire u Rový-----Yaþlý Kadýn ve Tilki  vb  verilebilecek örneklerden sadece birkaçýdýr. Tabii ki öyküler sadece fabl’lar dan oluþmamaktadýr. Aþk öyküleri de en az bu kadar halkýn söylencesinde ki yerini almýþtýr.

 

Kürt Halk Destanlarý :

 

Halkýn Ulusal ve karakteristik özelliklerini barýndýran destanlar her toplumda olduðu gibi Kürt toplumunda da tiyatronun önemli kaynaklarý arasýnda yer almýþtýr.

Nasýlki Hint ulusal tiyatrosunun temelini oluþturan dünyanýn en uzun destaný MAHARABATA „da Hindistan’ýn kendine özgü sosyal yapýsý hemen göze çarpýyorsa Kürt destanlarýda örnegin MEM u ZIN,SIYABEND u XECE, MEME ALAN yada ZEMBÝLFROÞ incelendiginde Kürt toplumunun sosyal yapýsý ve bu yapýnýn örgütlenme biçimi ve bir bütün olarak doðayla, evrenle olan baðlarý açýk bir þekilde kendini gösterecektir.

Bir toplum doðru bir tarzda çözümlenmeden o toplumun sanatýný yapmak mümkün olmadýðý gibi tiyatro sanatýnýn da destanlarla  gerekli doðru baðý kurmadan ve bu kaynaktan da beslenmeden güçlü bir temel üstünde kendini inþa etmesi zordur.

 

Kürt Ýsyanlarý :

 

Her isyan büyük ölçüde özgürleþme isteðini içinde besler.

Ýsyanlarý var eden ve besleyen baskýlardýr. Baskýnýn olduðu yerde isyan da olacaktýr.

Tarih boyunca Kürtlerin deðiþmez yaþam parçasý olmasýndan ötürü isyanlar ile Kürt sanatýnýn geliþimi arasýnda doðrudan bir bað vardýr.

Tarihe düþürülmüþ 29 isyanýn her biri Kürt tiyatrosunun geliþimi, için önemli birer kaynak görevi görmektedir.

„Çen Diyalog“ oyununda Tarihi Yolcu,“Hayat,perdeleri örtülü bir oyundur“,der. Öyle ise bu isyanlarýn her biri perdeleri örtülü yaþadýðýmýz bu oyunun özgün sahneleri deðil midir ?

Öyle ise eðer bu özgün sahnelerle buluþulmadan sahneyle hayat yeniden nasýl yaratýlabilinir ?

 

Kürt Seyirlik oyunlarý :

 

Tiyatro sanatýna yakýn özellikleri itibariyle köy seyirlik oyunlarýnýn seyirci ile sahne arasýnda kurulmasý gereken iliþki açýsýndan rolü önemlidir.

Fakat Kürt tiyatrosunun bu kaynaktan beslenmesi hiç de kolay deðildir. Bu seyirlik oyunlarý henüz istenilen düzeyde araþtýrýlmamýþ ve bir potada toplanamamýþtýr. Bunun çeþitli sebepleri vardýr. Bu çalýþmalarý ancak belli bir entelektüel düzeyi yakalamýþ insanlardan oluþturulacak araþtýrma ve derleme gruplarý bilimsel metodlarla gerçekleþtirebilir.

Onlarca köy seyirlik oyunu vardýr ve bunlar hala da halk arasýnda oynanmaktadýr.

‚ Beran Berdan, Kalik u Fatýk, Výzýk, As, Pale, Roja Miriyan ve Beçi gibi örnekler verebileceðimiz Kürt seyirlik oyunlarý baþlý baþýna bir araþtýrma ve yazý konusudur.

 

    

Örneðin „BERAN BERDAN“ oyunu  yýlda bir kez Eylül ayýnýn ortalarýnda oynanýr. Herkes Koçunu bir ay boyunca karanlýk bir yerde özel olarak besler ve sürü ile iliþkisini keser. Özel olarak bir ay boyunca bir damat gibi hazýrlanan Koç bu bir ayýn sonunda yine özel olarak süslenir, tüyleri alýnýr , rengarenk boyanýr ve boynuzlarýna bezler takýlýr. Köylüler hep birlikte Koçlarý alarak davullar eþliðinde sürüye götürürler ve ritual bir havada çiftleþme gerçekleþtirilir. Her yýl tekrarlanan bu oyun-tören ile bereketli dogumlarýn gerçekleþtirilmesi arzu edilir.

 

Hasan Hüseyin Deveci   >>> 01-07-06  http://www.hasanhuseyindeveci.blogspot.com/ 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürt tiyatrosu

Giyasettin ÞEHÝR

Ýnsanlýðýn ilk yerleþik hayata geçtiði, ilk uygarlaþmasýný yaþadýðý ve ilk kültürleþmenin yeþerdiði Mezopotamya, tiyatronun da ilk nüvelerinin ortaya çýktýðý bir coðrafyadýr. Mezopotamya'nýn en kadim halklarýndan biri olan Kürt halkýnýn kültüründe, folkloründe, gelenek görenek ve törelerinde de

tiyatrosal özellikler her zaman kendisini hissettirmiþtir. Ama en belirgin olarak dinsel tören ve taziye gibi ritüellerde gerçek anlamýný bulmuþtur.



Ayrýca Kürt milli kültürü içinde oldukça özel bir yere sahip olan dengbejlikte de belirgin olarak tiyatro özellikleri görülür. Hatta kimi kültür sanat araþtýrmacýlarýna göre tiyatro esas kaynaðýný dengbejlikten almaktadýr. Bilindiði gibi dengbejlik, "köken itibariyle Sümerler'e, Gutiler'e, Kassit ile Mitaniler'e, ardýndan Medler'e kadar uzanýr." Mezopotamya uygarlýðý da bunlarýn yaný sýra Asur, Babil ve Akatlar'ýn oluþturduðu zengin mozaiðin toplam ürünüdür. Mezopotamya uygarlýðý, köklü, zengin ve güçlü yapýsýyla Anadolu, Mýsýr, Hint gibi uygarlýklarýn oluþumuna öncülük ettiði gibi, Yunan uygarlýðýnýn da yoðun olarak etkilendiði bir medeniyettir. Yunan uygarlýðýnýn oluþumuna doðru gidilirken, Mezopotamya uygarlýðý derinliðine izlenmiþ, incelenmiþ, etkilenilmiþ ve yararlanýlmýþtýr. Antik Yunan tiyatrosunun da bu sürecin bir sonucu olarak ortaya çýktýðý söylenir.

Ýlk tiyatro biçimi olan Tragedya'nýn mimarý ve ilk oyuncusu Thespis'in de Kürt dengbejliðinden etkilenip Dhthnambos korosunun karþýsýna geçtiði söyleniyor ve aslýnda yaptýðýnýn da bir çeþit dengbejlik olduðu öne sürülüyor. Yapýlan tarihsel-bilimsel araþtýrmalarýn ulaþtýðý bulgulara dayanan bu görüþ, genel kabul gören mantýklý bir görüþtür.

Antik Çað Yunan tiyatrosu ile dengbejliðin özellikleri, benzerlikleri karþýlaþtýrýldýðýnda da bu sonuca varmak mümkündür. Tema, biçim ve tarz olarak oldukça benzer yönler taþýmaktalar. Dengbejlik, konularýný Kürt mitoloji, destan ve tarihsel olaylarýndan alýr. Bu olaylarýn neden olduðu acýlarý, trajedileri, sevinç ve hüzünleri verir. Biçimi tek kiþinin monologu þeklindedir. Tragedya ise ana kaynaðýný Homeros'un destanlarýndan alýr. Her ne kadar sahnede koro olsa da, Thespis'in yaptýðý monologdur. Yine Antik Yunan tiyatrosu, hitabetin yaný sýra sözlü ve çalgýlý müzik ile çeþitli dans, figür ve mimiklerin iç içe yedirilmesi tarzýnda icra edilir. Bu nedenle tiyatrocular, hem oyuncu, hem senarist, hem þair ve hem de bestekar olmak zorundaydýlar. Ayný durum dengbejlikte de görülmektedir. Dikkat edilirse dengbejler sadece türkü söylemezler. Dile getirdikleri aþk, savaþ, yiðitlik vb. destanlarý, sözlü, çalgýlý müziði, hitabeti, þiiri, mimik ve jestlerle yoðurur, olayý yaþar gibi, yaþatýr gibi anlatýrlar.

Tabi Kürt tiyatrosunun tarihsel geliþimi ve çeþitliliði dengbejlikle sýnýrlandýrýlamayacak kadar geniþtir. Taziyeler, köy seyirlik oyunlarý ve yazýlý olmayan, belli kurallara baðlanmayan, doðaçlamaya dayanan oyunlar da Ðki bunlar özel durumlarda, günlerde oynanýrÐ Kürt tiyatrosunda önemli bir yer teþkil etmiþlerdir. Metni, dekoru, özel oyuncusu, belli bir sahnesi olmayan; halkýn ürettiði, halkýn oynadýðý, kostümünün bildiðimiz Kürt milli giysilerinden oluþtuðu ve sokak olur, köy meydaný olur, tarla olur, oynandýðý her yerin sahne olduðu doðal oyunlardýr bunlar. Kimi mevsimlerin geliþini müjdeler, kimi ürünün bolluðunun coþkusunu yansýtýr, kimi gündelik insan iliþkilerini konu alýr. Hem güldüren, hem düþündüren, hem üzen, hem sevindiren bu oyunlar her yönüyle otantik Kürt oyunlarýdýr. "Buka Barane", "Kose Gelî", "Beran Berdane," Xýdýr Nebî" bunlardan sadece birkaçý.

 



Sahne, dekor, müzik, tema ve tiplemeleriyle Kürt milli kültürünü yansýtan ilk yazýlý sahne oyunu, 1919'da, A. Rahim Rahmi'nin kaleme aldýðý "Meme Alan" oyunudur. Bu oyun ayný zamanda toplumsal sorunlara eðilen ilk Kürt oyunudur. Oyun, Kürt illerine düþman saldýrýlarýnýn duyulmasý üzerine annesi tarafýndan savaþa gönderilen Memo ve yeni evlendiði karýsý Xezal'ýn yaþadýðý trajik olaylarý anlatan iki perdelik bir oyundur.

"Meme Alan" oyunundan sonra Kürt tiyatrosu uzun bir sessizlik sürecine girdi. Çok nadir oyunlar yazýldý, yazýlan oyunlar ise sahnelenemedi. 1959'da Musa Anter, "Birîna Reþ"le, 1967'de Taharey Bro "Ayþe? Memo?" oyunuyla bu sessizliði bozmak, tiyatromuza yeni bir kan vererek canlandýrmak istediler. Ancak içerik, kostüm, müzik ve dekor olarak ilk modern Kürt oyunlarý olmalarýna raðmen, deðiþik nedenlerden dolayý bunlar da sahnelenemedi.

Ayrýca fazla etkili olmasa da, belli zamanlarda Güney'de ve Doðu'da çeþitli amatör tiyatro gruplarýnýn çabalarý da var. Malesef bu gruplar da maddi ve manevi olanaksýzlýklardan dolayý ne tiyatromuzun geliþmesini saðlayabildiler, ne de kendilerini yaþatabildiler. Mahabad Kürt Cumhuriyeti döneminde, Doðu'da çeþitli Kürt tiyatrolarý oluþturuldu; tiyatro salonlarý yapýldý ve bir de tiyatro okulu açýldý. Ama bu çabalar da Mahabad Cumhuriyeti'nin yýkýlmasýyla son buldu.

Bu durum tarihsel olarak tiyatromuzun hep can çekiþir durumda kalmasýna neden oldu. Kürt ulusal demokratik mücadelesine kadar Kürt tiyatrosunun soluksuz kaldýðýný belirtmek mümkündür. Çaðdaþ anlamda ve daha yaygýn olarak Kürtler; ilk defa özgürlük mücadelesinin bir ürünü olarak tiyatroyla karþýlaþtý ve bu doðal bir geliþmeydi. Her ulusal, sýnýfsal mücadele bir yandan toplumsal siyasal deðiþimleri ortaya çýkarýrken, diðer yandan kendine özgü kültür, sanat ve edebiyatýný da yaratýr. Bu yaratým, Kürt ulusal demokratik mücadelesinde daha çarpýcý bir biçimde kendisini dýþa vurdu.

Ulusal kurtuluþçu sosyalist mücadele, 15 yýllýk savaþ süreci içinde, Kürt halkýnda yarattýðý sosyal, siyasal, kültürel deðiþimlerle köklü ve güçlü bir Kürt aydýnlanmasý ve rönesansýný yarattý. Yaratýlan rönesans, etkisini ilk elden kültür, sanat ve edebiyatta yansýttý. Sanat ve edebiyatta düþünsel, felsefik ve ahlaki anlamda hazine deðerinde manevi bir kaynak ortaya çýkarýp sunduðu kadar, bunlarýn estetiksel olarak pratikleþtirilip, geliþtirilerek yaygýnlaþtýrýlmasý için gerekli maddi olanaklarý da oluþturmaktan geri durmadý. Bugüne kadar mücadele halindeki hiçbir halka nasip olmadýðý kadar geniþ kurum, kuruluþ ve örgütlenmeleri yaratarak Kürt sanatýnýn hizmetine sundu. Her sanat dalýnda olduðu gibi, Kürt tiyatrosu da doðal ve beklenen bir geliþme olarak bundan etkilendi.

Nitekim '90'dan sonra Kürt tiyatrosunun canlanmaya baþladýðýný görüyoruz. MKM ve Enstitüya Kurdi bünyesinde oluþturulan tiyatro gruplarý, sosyo-politik içerikte elliye yakýn oyun sahneledi. Halen de yazýlan, sahneye konulan oyunlar var. Her ne kadar bir geliþmeyi iþaret ediyorsa da, bu yönlü çaba ve çalýþmalarýn daha da geliþtirilmesi, derinleþtirilmesi, nitelik kazandýrýlmasý ve yaygýnlaþtýrýlmasý gerekir. Mevcut durumda Kürt tiyatrosu; halkýn, mücadelenin beklentilerine, ihtiyaçlarýna cevap olmadýðý gibi, ortaya çýkarýlan deðerleri karþýlamaktan da uzaktýr.

Halbuki tiyatromuz hem kaynak hem de potansiyel olarak etkin ve hýzlý geliþebilme olanaklarýna fazlasýyla sahiptir. Kürt halk deðerleri, Ulusal kurtuluþ mücadelesi ile açýða çýkartýlan çaðdaþ ve insani deðerler ve evrensel deðerler, tiyatromuzun baþlýca üç ana kaynaðýdýr.

Kürt mitolojisi, baþvurulmasý gereken önemli bir kaynaktýr

Bilindiði gibi tiyatronun bir anlam ifade edebilmesi, sergilendiði coðrafyaya ve içinden çýktýðý halka baðlý kalmasýyla orantýlýdýr. Halkýn renklerini taþýmayan, açýða çýkmýþ deðerlerini ele alýp sanatsal yaratýcýlýkla yeniden üretmeyen, iþlenmemiþ olanlarý açýða çýkarýp sanatsal ifadeye kavuþturmayan ve zenginleþtirmeyen bir tiyatrodan bahsedilemez. Tiyatroyu tiyatro yapan temel kriter, amaçlarýna baðlý kalma oranýdýr. Tiyatroda amaç, "insana kendi gerçekliðini, çevresini, tarihteki olaylarý, bunlarýn nedenlerini, içinde yaþadýðý toplumu ve iliþkilerini canlý olarak" tanýtmaktýr. Bütün bunlar kendini yeni yeni bulmaya çalýþan genç Kürt tiyatrosu için çok daha büyük bir öneme sahiptir.

Zira, Kürt halk kültürü, deðerleri, yaþam biçimi, anlayýþ ve yargýlarý; tarihsel açýdan bir bütün olarak Kürt toplumu, Kürt kiþiliði, Kürt felsefesi, Kürt yaþamý, tiyatromuza oldukça zengin bir hazine sunmaktadýr. Yine Kürt kültürel yaþamýnda özel bir yere sahip olan dengbejlik baþlý baþýna bir kaynaktýr. Ayný þekilde gizliden gizliye kulaklara fýsýldanarak kuþaktan kuþaða aktarýlan ve bugüne kadar gelebilen aþk, direniþ, savaþ ve yiðitlik destanlarý baðlanmamýz gereken önemli deðerlerimizdir. Mem
ž Zîn, Bînevþa Narin ž Cebraile Mire Hekeri, Derveþ î Evdê bunlardan sadece birkaçý. Bunun yaný sýra henüz yazýlý hale getirilemeyen ve Kürt analarýnýn anlatmakla gecelere sýðdýramadýðý çîroklar, söylenceler, hikaye ve masallar var. Her biri bir hazine deðerindedir.

Yine Kürt mitolojisi, baþvurulmasý gereken diðer bir kaynaktýr. Ayrýca Kürt milli giysilerinden, gündelik kullanýlan yerel alet ve araçlara, folkloründen müziðine, taziyelerden düðünlerine, bütün Kürt gelenek ve görenekleri birer tiyatro malzemesidir. Kürt kördüðümünde ifadesini bulan ihanet, yabancýlaþma, zýddýna dönüþme, köleleþme, kendini yiyip bitirme, bir bütün olarak Kürdün düþüþ hikayesi, bir tiyatro için aranan her türlü özelliði taþýmaktadýr. Maniler, atasözleri de bu kaynaðýn bir parçasý olarak ele alýnabilir.

Aslýnda listeyi daha da uzatmak mümkündür. Örneðin, Mezopotamya mozaiðini oluþturan birçok ayrý dil, din, mezhep ve halk var. Bunlarýn da kültürleri, gelenek görenekleri, yaþantýlarý; birbirleriyle, Kürtlerle olan iliþkileri; tiyatromuzun baþvuracaðý, yararlanacaðý zenginliklerdir. Bu kadar zengin kaynaklara sahipken, tiyatroyu, tiyatro malzemesini baþka yerlerde aramak veya gereðince yararlanamamak, yansýtamamak ya da görememek yabancýlaþmaktan, körleþmekten, kendini yitirmekten baþka bir þey deðildir. Bu, Kürt tiyatrosuna yapýlabilecek en büyük kötülüktür. Ve zaten bunlardan soyut olan tiyatro, Kürt tiyatrosu olmaktan çýkmýþ, baþka bir þeye dönüþmüþ olur. Bu nedenle kendimizi evrensel akým ve tiyatro deðerlerinden koparmadan, araþtýrýp inceleyerek, sorarak dinleyerek, hatta adým adým Kürdistan'ý arþýnlayýp bizzat görerek, yaþayarak kendi deðerlerimize ulaþmalý ve tiyatromuzun merkezine koyarak yansýtmalýyýz.

Kürt tiyatrosunun ikinci kaynaðý da Ulusal demokratik mücadelemiz ile yaratýlan çaðdaþ ve devrimci deðerlerdir.

15 yýllýk savaþ bir bütün olarak Kürt coðrafyasýný büyük ve açýk bir sahneye, her Kürdün yaþamýný, hatta bu yaþamýn içindeki her aný bir oyuna dönüþtürdü. Kürdistan ulusal kurtuluþ mücadelesiyle köle, özgür insana; kör, keskin gören göze; zayýf, güçlüye; çirkin, güzelliðe; düþkün, yüceliðe; iradesiz, iradeye kavuþtu. Bu dönüþüm, bu kavuþma, bu deðiþim bile baþlý baþýna bir tiyatro, bir roman konusu. Kürdistan kadýnýnýn özgürleþme serüveni; sýrtýnda sopa, karnýnda çocuk eksilmeyen zavallý Xece'den yaþam tanrýçasý Zilan'a uzanan çizgi, ya da Botan kýzýnýn aydýna dönüþümü; gören, anlayan için bir deryadýr. Kanýyla topraðý sulayan her güzellik, kaçýrýlan, katledilen her Kürt insaný, evi barký, baðý bahçesi yakýlýp yýkýlan her Kürt köylüsü ve onlarýn yaþam hikayeleri on bin tane tiyatro yapmaya yetecek kadar büyük bir kaynaktýr. Ayrýca savaþ süresince, ayný zamanda, iç içe ve birbirleriyle diþe diþ bir mücadele içinde yaþayan acý, yýkým, hasret, ihanet, coþku, gurur, kavuþma, direniþ gerçekliði var. Yine, Ulusal kurtuluþ mücadelesiyle gerçek anlamýna kavuþan; sevgi-nefret, yiðitlik-korkaklýk, güzellik-çirkinlik, yücelik-cücelik, gerçeklik-sahtelik, özgürlük-kölelik halleri var. Yaratýlan yeni duygu, düþünce ve özlemler var. Yeni insan, yeni yaþamýn yaratýlýþ hikayesi söz konusu. Bunlarý yaratan çaba, çalýþma, fedakarlýk, adanmýþlýk ve kahramanlýklar, tiyatromuzun ana direklerini oluþtururlar. Ve tabii ki, en önemlisi de bütün bu deðerleri yoktan var eden Büyük ÝNSAN... O'nun adým adým yaþamý... Bu yaþamdaki her anýn anlamý... Deðiþtirme-dönüþtürme destaný... Yaþanan trajedi, trajedinin nedenleri... Ve de kutsal topraklara ekilmek istenen barýþ... O'nun destansý mücadelesi... Kýsacasý Ulusal kurtuluþ mücadelesi içinde ifadesini bulan her þey, tiyatromuzun üzerinde yükseleceði temel deðerler, dayanmasý gereken ana kaynaklardýr.

Üçüncüsü; genel olarak insansal yaþamýn þafaðýndan günümüze uzanan, insanýn insanlaþma, toplumsallaþma mücadelesinde ortaya çýkan ideolojik, siyasal, sosyal, kültürel, felsefik bütün evrensel deðerler; özel olarak da tarihsel açýdan tiyatro sanatýnýn geliþtirilmesi doðrultusunda yaratýlan bütün maddi-manevi deðerler tiyatromuzun yararlanacaðý kaynaklardýr. Antik Yunan'dan bugüne; tragedyadan komedyaya, dramadan epik diyalektik tiyatroya, Thespis'ten Shaekespeare'e, Moliere'den Brecht'e; "Antigone"den "Hamlet"e, "Adem Oyunu"ndan "Dokumacýlarýn Ýsyaný"na; her tiyatro döneminin, her tiyatro türünün, her tiyatro akýmýnýn, her tiyatro sanatçýsýnýn, yazar ve oyuncusunun, her tiyatro eseri ve tekniðinin tiyatromuza katacaðý zenginlikler var. Hepsinden en doðru tarzda yararlanmasýný bilmeliyiz.

Kürt tiyatrosunun dayanacaðý kaynaklar kadar, yerine getirmesi gereken görev ve sorumluluklar da önemlidir.

Hareket edeceði zemini belirleyemeyen bir tiyatro, soyut ve ayaklarý havada kalan tiyatrodur. Tiyatronun hareket edeceði zemini belirleyen de; oluþtuðu ortam ve koþullar, baðlý olduðu toplum, halk, ideoloji ve siyasettir. Kürt tiyatrosu savaþ ve mücadele içinde oluþan bir tiyatrodur. Bu nedenle yanlý olduðu kadar mücadeleci, mücadeleci olduðu kadar da alternatiftir. Devrimci, sosyalist ve demokrattýr. Politik zeminde, politik içerikte, politik bir misyonla rolünü oynayacaktýr. Bunun dýþýnda hareket etmesi, özüne, varlýk nedenlerine ters düþmesi, dolayýsýyla anlamsýzlaþmasý olacaktýr. Çünkü tiyatro, insanla ve yaþamla iç içedir. Bu iç içelik kaçýnýlmaz olarak tiyatroya siyasal yaþamda da önemli roller yükler.

Bu baðlamda tiyatromuzun önüne koymasý gereken en önemli görev; her geçen gün artan, boyut kazanan toplumsal sorunlarýn çözümüne, özellikle de güncelliðini koruyan barýþ sürecinin geliþmesine katký sunmaktýr. Bu açýdan eðitici, öðretici, aydýnlatýcý bir rol oynamalýdýr. Bu genel amaçtan uzaklaþýp, sadece zevk vermeye, hoþ vakit geçirtmeye yönelmesi demek, daha iþin baþýnda kendisini bitirmesi demektir. Zira tiyatro bir okuldur; insanlarý eðitir, yaþamý iyiye, güzele ve doðruya yöneltir. Tiyatro ya bu özellikleriyle vardýr, ya da yoktur. Dolayýsýyla tiyatromuz da bu özellikleri en yaratýcý bir biçimde iþletmeli; halký eðitmeli, aydýnlatmalý, demokratik geliþmesinde ivme kazandýrýcý bir rol oynamalýdýr. Bilinç ve kültürel düzeyinin yükseltilmesi kadar, yeni devrimci deðerlerle bütünleþmesinde bir köprü olmalýdýr.

Yapacaðýmýz tiyatro, sordurmalý, sorgulatmalýdýr. Yaþamý, acýlarý, tutkularý, aþklarý, sevinçleri yeniden yeniden sordurtmalýdýr. Ne nedir, nasýl yaþanýlýyor? Ne nasýl yaþanýr? Kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum? Neydim, ne oldum? Olmam gereken ne? Ýnsanlara sordurta sordurta, sorgulata sorgulata doðru yolu göstermeli, onlarý ülkeye, halka, mücadeleye ve temel deðerlere baðlamalýdýr. Tabii bunu baþarmak da, duyguya, beyne hitap edecek etkileyici bir dil gerektirir. Bu sanat dilidir. Sanat dilini tiyatronun etkileyiciliðiyle birleþtirmek gerekiyor. Zaten tiyatronun kendisi bir dildir. Yaratýcýdýr, estetiktir, kapsayýcý ve kavrayýcýdýr. Baþkan Apo'nun da belirttiði gibi; bunlar, "Sokak aðzý"yla yapýlabilecek þeyler deðildir. Bu nedenle Baþkan, 'Molliere', 'Shaekespear' ve 'Goethe' okumamýzý salýk veriyor. Dolayýsýyla tiyatro dilini yakalamak, doðru ve etkin kullanmak, tiyatromuzun etkileyiciliði açýsýndan belirleyici bir zorunluluktur.

Kürt tiyatrosunun en çok sakýnmasý gereken hususlardan biri de çaðýmýz sanat hastalýklarýndan uzak durmak, bulaþmamaktýr; "Sanat için sanat", "Ben yaptým oldu" gibi popülist, post-modernist, bireyci, bencil anlayýþ ve tutumlardan alabildiðine sakýnmaktýr.

Bunun yaný sýra, sanat dünyasýnda yaygýn olan kavramsal tartýþmalarýn sýðlýk ve sýkýþmýþlýðýndan þu an için uzak durmak da önemli. Elbette zaman içinde Kürt tiyatrosunu sanatýn neresine koyacaðýmýzý netleþtirmemiz gerekiyor. Ancak bu bugün yapýlabilecek bir olay deðildir. Bugün, Kürt tiyatrosunu daha güncel, daha acil, daha öncelikli görevler beklemektedir. Öncelikle yapýlmasý gereken, bu görevlerin layýkýyla yerine getirilmesidir. Aksi takdirde böyle bir önem sýralamasý yapmadan erkenden bu karmaþaya kapýlmak, bizi kendi zeminimizden baþka yönlere çekeceði gibi, tiyatromuzun geliþmesine de hiçbir katký sunmayacak, tersine köstekleyecektir.

Tabii bununla birlikte, en az bunun kadar dikkat edilmesi gereken diðer önemli bir konu da, kavramsal karmaþadan uzak durmak adýna kalýplara hapsolmamak, kaba dogmatik yaklaþýmlara girmemektir. Kürt tiyatrosu mutlaka kaynaðýna, özüne baðlý kalmalý, asla otantikliðini yitirmemelidir. Ancak bu, dil, içerik, yöntem, oyunculuk, yazarlýk, yönetmenlik anlamýnda yeni arayýþlarýn içinde olunmayacaðý anlamýna gelmez. Öze baðlý kalmak kadar, yeni görsel ve estetik arayýþlar da olacaktýr. Bu noktada her iki uç savrulmaya düþmemeye dikkat etmeliyiz.

Tiyatromuzun bir diðer sorunu da dil sorunudur. Kuþkusuz Kürt tiyatrosu Kürtçe geliþecektir. Bu milli-demokratik açýdan bir görevdir. Ancak burada baðnaz bir tutuma da kayýlmamalýdýr. Türkçe ve diðer diller de kullanýlabilir. Fakat Kürt tiyatrosunun özünün Kürtçe geliþtirilmesi gerektiði de asla unutulmamalýdýr.

Diðer önemli bir konu da; Türk tiyatrosunun bugünkü en büyük handikabýna dönüþen, düzen etkilerine bulaþmamak, tiyatromuzun düzen etkileriyle yozlaþmasýný önlemektir. Unutmayalým ki, bugün düzen iki seçenek koyuyor önümüze; ya biçtiði role soyunmak, belirlediði çizgi ve çerçeve içinde kalmak, ya da marjinalleþmek. Ýkisi de bize ters düþtüðüne göre, o zaman kendi özgür seçeneðimizi ortaya çýkarmak, kendi çizgi ve çerçevemiz içinde sanat yapmak zorundayýz. Bu da özgür irademizle, halkla bütünleþerek çoðalmamýzla baðlantýlý bir þeydir. Halkla bütünleþip çoðaldýkça, düzenin bize biçtiði kefeni yýrtmamýz mümkün olacaktýr. Yani yapýlmasý gereken; özgürleþmek, kurumlaþmak, yaygýnlaþmak ve tiyatroyu bir kültürel mücadele alaný ve aracý olarak ele almaktýr.

Demek ki, olabildiðince çok insana ulaþmamýz gerekiyor. Devlet bunu engellemek için her yola baþvuruyor. Yasaklýyor, yöneliyor, daraltmak istiyor. Ama tiyatro, devletin bu antidemokratik dayatmalarýna boyun eðmeyecek kadar onurlu ve direngendir. Tarihsel serüveni içinde tiyatro, baskýlara, engellere, yasaklamalara karþý direnerek varlýðýný koruyup bugüne kadar gelebildi. Hele bu, savaþ ortamýnýn zorlu koþullarýnda ortaya çýkmýþ, devrimci bir tiyatro ise eðer, yýlmak bir yana, devrimci yaratýcýlýðýn gücüne dayanarak, kendini üretmenin ve kitlelere ulaþtýrmanýn yolunu mutlaka bulur. Yapmamýz gereken de budur. Kitlelerin gelmesini beklemeyecek, salonlardan çýkýp, sokaklara, fabrikalara, tarlalara, köylere kadar uzanarak kitleyi biz kucaklayacaðýz. Ancak kitlelerle kucaklaþmak da tek baþýna bir anlam ifade etmez. Bu çabamýz bile mutlaka bir amaca yönelik olmalýdýr. Tiyatromuz emperyalist-kapitalist sistemin insaný insana yabancýlaþtýrma politikasýna karþý, insanlarý bir araya getirmeyi, ortak duygu ve düþüncelere sevk ederek toplumsal ilerlemeye hizmet etmeyi hedeflemelidir. Diðer yandan ulaþtýðý kitlelerin duygularýna tercüman olmalý, onlarý dillendirmeli, bir araya gelen yýðýnlarýn ortak çýðlýðý, ortak kahkahasý, ortak duygu ve düþüncesi olmalýdýr.

Kendini yaygýnlaþtýrmanýn yollarýný daha da çoðaltmak mümkündür. Örneðin, Avrupa'da yapýldýðý gibi Türkiye ve Kürdistan'da çeþitli tiyatro festivalleri düzenleyerek gelenek haline getirmek, tiyatromuz açýsýndan önemli geliþmelere yol açacaktýr. Buna Türkiye'de, dünyada devrimci-demokrat çizgide sanatlarýný icra eden amatör-profesyonel tiyatro gruplarý da dahil edilebilir. Böylece hem tiyatromuzu çekici kýlmak, hem kitlelere ulaþmak, hem tiyatro çabalarýný arttýrmak, hem de daha zengin bir tiyatro yelpazesinden yararlanma olanaðýný bularak, amatörlüðü aþmada önemli bir mesafe kaydedebiliriz.

Amatörlük, Kürt tiyatrosunun yaþadýðý ama mutlak anlamda aþmak zorunda olduðu sorunlarýn baþýnda gelir. Çok çabuk amatörlükten kurtulup profesyonelleþmeliyiz; yazarlýktan yönetmenliðe, oyunculuktan teknik adamlýða kadar nitelikli elemanlar yaratmalýyýz. Bunun da en etkili yolu, yetkin tiyatro eðitimini verecek tiyatro okullarý, atölyeleri, dernekleri vs. açmak, yaymak ve iþlevsel kýlmaktýr. Bu, oturmuþ, nitelikli, kalýcý topluluk geleneðini yaratýr ve kurumsallaþmaya ön ayak olur. Potansiyelimizi doðru temellerde iþletmemizi de beraberinde getirir. Bugün kahveleri dolduran binlerce, yüz binlerce iþsiz güçsüz gencimiz var. Bu gençlerin ilgilerini tiyatro gibi sanatsal etkinliklere yöneltmek ve iþletmek hem bir görev, hem de olanaktýr.

Kuþkusuz tiyatronun kalýcý kýlýnmasýnýn daha birçok yolu ve yöntemi var. Bunlardan biri de, ortaya çýkan tiyatro eserlerini bir araya getirip kitaplaþtýrarak ölümsüzleþtirmektir. En önemlisi de, ulusal ve evrensel deðeri olan ve Apocu sanatý yansýtan þaheserleri Kürt tiyatrosuna kazandýrmaktýr. Þunu akýldan çýkarmamak gerekir: Bir tiyatronun sürekliliðini saðlayan ve niteliðini belirleyen ölçü, onun ne kadar çok oyun oynadýðý deðil, halka, topluma, insanlýða mal olabilen kaç oyun çýkardýðýdýr. Yüzlerce oyun oynanýr, ama belleklerde hiçbir kalýcý iz býrakmaz. Ama bir büyük oyun Shaekespeare'in Hamlet'te söylediði gibi "çaðýnýn aynasý ve kýsaltýlmýþ tarihi" olur, silinmemecesine insanlarýn belleðine yerleþebilir. Ve uzun bir tarihi kesit boyunca büyük bir ilham kaynaðý olarak baþvurulan þaheser haline gelebilir. Bu özellikler deðil midir ki; Aishilos'un Eumenides'ini, Aristoteles'in Poetikasý'ný, Shaekespeare'in Hamlet'ini, Victor Hugo'nun Kronwel Dramý'ný günümüze taþýyan? Peki neden Kürt tiyatrosu ayný nitelikte eserler ortaya çýkarmasýn?

Doðrudur; tiyatromuzun düzeyini düþüren, geri çeken, aþmakla yüz yüze olduðumuz sorun ve engel çok. Devletin antidemokratik uygulama, baský ve yasaklamalarýný aþmak kadar, yaþanan ciddi ekonomik, finansal olanaksýzlýklarý, mekan bulmakta çekilen zorluklarý ve gerek yazarlýk, gerekse de oyunculuk anlamýndaki mevcut gerilikleri de gidermekle karþý karþýyayýz. Ancak mücadeleye, halka, tiyatronun gücüne ve devrimci iradeye, yaratýcýlýða sýrtýmýzý dayadýkça, her türlü zorluðu aþýp, hýzla geliþerek, bugün büyük bir kriz içinde bulunan Türkiye ve dünya tiyatrosunun besleneceði bir kaynak haline gelmeye de adayýz. Yeter ki, üzerinde yükseldiðimiz deðerlere baðlý kalalým. Beslendiðimiz zengin kaynaklarý, sahip olduðumuz büyük potansiyeli doðru deðerlendirmesini bilelim. Apocu sanatýn gücü ve yaratýcýlýðýyla donanalým ve kendimize güvenerek yüklenelim. Onun sonrasýnda yapamayacaðýmýz hiçbir þey yoktur. Gerisi kendiliðinden gelir.

 

Kaynak : Serxwebun

Ekim-2000      Yýl: 19  Sayý: 226

Kovara Veger