Haci Dumanlidağ

Şehitlerimizi, en iyi onunla birlikte yaşamı, direnişi paylaşan, dostluğu, yoldaşlığı, katıksız olarak paylaşan yoldaşları anlatabilir.
‘Yaşamı uğrunda ölecek kadar  sevenler’den olan Orta Anadolu’nun yiğit evladı Hacı Dumanlıdağ’ı da yine en güzel onun yoldaşlarının anlatabileceğine inanıyoruz. Bu inancımızla, yoldaşlarının Hacı Dumanlıdağ (Savaş) için ‘Serxwebun Şehitler Albümü’nde kaleme aldıkları yazıyı  kısaltarak  yayınlıyoruz.

  Yüzyılları bulan sürgünlükte, Orta Anadolu’ya insanlarımız sürgün edilirkenVatansızlaştırılmak  ve öz kimliklerine tamamen yabancılaştırılmak istenmişti.
Bundan yaklaşık 400 yıl önce.  Bu sürgün yerlerinden biri Cihanbeyli.
Dört asır boyunca  çağdışı bir asimilasyon politikasının amansız kuşatmasına rağmen, Kürtlük gerçeğini kaybetmeyen Cihanbeyli.
Ulusal bağımsızlık ve özgürlük mücadelesine şehitler veren, kahramanlar yetiştirmeye devam eden Cihanbeyli.
     Hacı Dumanlıdağ (Savaş), yoldaş Cihanbeyli’nin bir şehidi. Yüzyıllar sonra sürgünde doğdu, sürgünde büyüdü ve vatanına görkemli dönüşü yaptı.
O bir mesajdır. Cihanbeyli’ye, bütün Kürdistan sürgünlerine.
Yoldaşımız, öğrenimine sürgünde başlamıştı. Yüksek öğrenimini  ise Elazığ Fırat Üniversitesi’nde tamamlamıştı.  Veteriner olmuştu.  Fakat  ülkesi’nin yaşadığı gerçeklik  karşısında, veterinerlik diploması O’nun için hiç bir anlam ifade etmeyecekti.
  O, kararlı bir insandı. Tek bir amacı vardı, yapabileceği her şeyi ülkesi için yapmak.
Onu anlatmak, tanıtmak çok zor. Soylu özelliklere sahip olan bir insandı. Tertemiz, iyi niyetli, dürüst insanları seven bir arkadaştı. Olgunluk bakımından bir abideydi. Çevresine güven veren, en sıcak duygular besleyen militandı. Adına oldukça layıktı. Akademi’de  askeri ve siyasi olarak en çok gelişme kaydeden, umut vadeden bir komutan adayıydı. Yoldaşları arasında saygın bir yeri vardı.  O’nun takım  yoldaşları arasındaki yeri de bambaşkaydı. Çünkü doğaldı, alçakgönüllüydü. Dayanışmacı ve sıcakkanlıydı.
       Akademi ortamında geliştirilmeye çalışılan yaşam biçimine büyük değer verirdi.  Avrupa’nın hareketsiz ortamından aradığı bir ortama gitmişti.
‘Aldığımız her dersin benim gerillacılık yönünde bir adım daha atmama neden oluyor’ diyordu.
O, bu temel gerçeklerle yüklenerek şehit Ahmet Güler  Eğitim devresinin sonunda Kasım 1991 tarihinde ülkeye yöneldi.  Baharı yoğun bir hazırlık ortamında geçirdi.
 Yapılan yeni görevlendirmeler temelinde, başka bir eyalete giderken  sömürgeci güçleriyle karşılaştı.  Yanındaki yoldaşlarıyla birlikte kahramanca çatıştı.  Nitekim onun adı Savaş’tı ve büyük bir savaş vererek ölümsüzlük mertebesine ulaştı.
Tarih 16 Temmuz 1992, yer Şırnak’ın bir mıntıkasıydı.
O, 400 yıl sonra Kürdistan’a sürgünden dönmüştü. Sürgünlere son vermek için, özgürlük için görkemli ve kahramanca dönmüştü.
Ona bu tarz bir dönüş yakışırdı.  Çünkü  O, bir yüceliğin,anlatılamaz bir soyluluğun  temsilcisiydi. O,nun şahadeti böyle erkenden olmamalıydı. Büyük bir Komutanlaşmayı yaşadığı bir dönemde şehit düşmesi elbette küçümsenecek bir kayıp değildir.
Evet. Biz,m bir Savaş yoldaşımız vardı ve o aramızdan fiziki olarak ayrıldı. Artık gözlerimizle görmeyeceğiz ama her zaman hissedeceğiz.
Unutmayacağız O,nu, yaşatacağız sonsuza dek kuşaktan kuşağa.

O, gerçek kurtuluş yolunda  tereddütsüz ve kahramanca yürüdü. Kurtuluşun gerçekliğini, vatan topraklarında ölümsüzleşerek ispatladı.
Bu bir çağrıdır, yakınlarına, çevresine, İç Anadolu ve diğer bütün sürgünlere kaynağa dönüş çağrısıdır. ...