Bu terörizm soruşturulsun

Türk ordu güçlerinin, HPG’li Emani’yi sağ yakaladıktan sonra öldürmesi ve cenazesini yakması üzerine İHD ve KON-KURD harekete geçti. Yapılan açıklamalarda AB kurumlarına çağrı yapılarak, sorumlular hakkında da soruşturma açılması istendi.

Ülkede Özgür Gündem gazetesinin “İnsanlık Yakılıyor” ve Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın “Terörizm budur” başlıkları ile manşetten verdiği HPG gerillası Abbas Emani’nin sağ yakalandıktan sonra öldürülüp yakılmasına dair haberler üzerine sivil toplum kuruluşları açıklama yaptı. İHD, “iddia yaşam, işkence görmeme, bağımsız yargılanma hakkıyla ilgili. Derhal etkin soruşturma gerek” derken, KON-KURD ise AB, BM ve ilgili tüm çevreleri olay karşısında duyarlı olmaya çağırdı.


Geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Batman’ın Beşiri ilçesinde 7 gerillanın yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan operasyonda uygulanan vahşet, Ülkede Özgür Gündem gazetesinde çarşamba günü yayımlanan fotoğraflarla belgelendi. Rütbeli bir askerin çektiği belirtilen fotoğraflarda, sağ yakalanan Halk Savunma Güçleri (HPG) gerillası Abbas Emani, asker kıyafeti giydirilerek operasyon bölgesinden uzaklaştırılıyor. Sorguya çekildikten sonra hiçbir bilgi vermediği gerekçesiyle kafasına kurşun sıkılarak öldürülüyor. Emani’nin cenazesi, operasyon bölgesine götürülerek diğer 6 arkadaşı ile birlikte ateşe veriliyor. Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nın da dün birinci sayfasından “Terörizm budur” başlıklığı ile verdiği haber, Kürdistan’da uygulanan vahşeti bir kez daha çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi.

İddialar soruşturulmalı

Fotoğraflar ile verilen haberler üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu (KON-KURD) yazılı bir açıklama yaptı. İHD açıklamasında, askeri makamlardan, İçişleri Bakanlığı’ndan ve Cumhuriyet Savcıları’ndan, Batman’da sağ yakalanan HPG’li Emani’nin sonradan öldürüldüğüne ve cesedinin yakıldığına dair iddiaları etkili bir biçimde soruşturmasını istedi.

Anayasa’nın 2. maddesi olan “Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir devlettir” ve Anayasa’nın başlangıç bölümünde “devlet adına yetkili kişi ve kuruluşların hukuk dışına çıkamayacağı”nın yazılı olduğu anımsatılan açıklamada, “suç ya da terörle mücadele altında yürütülen her türlü eylem ve işlemlerin de hukuka ve insan haklarına uygun olması zorunludur” denildi. İHD açıklamasında, bu iddianın “doğrudan yaşam hakkını, işkence görmeme hakkını ve bağımsız bir mahkemede yargılanma hakkını ilgilendirdiğini” saptayarak habere konu olan iddianın derhal üzerine gidilmesini ve etkili soruşturma yapılmasını istedi. Açıklamada devamlar şunlar belirtildi: “Öldürülen kişinin kimliği ya da suç işleyip işlemediği, böyle bir soruşturmanın derhal başlatılması ve sorumlularının yargı önüne çıkarılması bakımından hiçbir önem taşımıyor. İstisnasız herkes hukuk devleti ilkesinden ve insan haklarından yararlanır.”

İHD: Yargısız infaz mazur görülemez

Açıklamada, hukuka aykırı eylemde bulunan ve insan haklarını ihlal eden kamu görevlilerinin -konumlarına ve kimliklerine bakılmaksızın- derhal yargı önüne çıkarılarak cezalandırılması, bu kamu görevlilerinin kamusal yetkilerinin derhal ellerinden alınması, yani görevden el çektirilmesi gerektiği de belirtildi. İHD açıklamasında, yargısız infaza kayıtsız kalınamayacağını da belirtilerek, “Türkiye savaş dönemi de dahil olmak üzere ‘idam cezası’nı yasalarından çıkarmıştır. Yargılamak suretiyle dahi idamın yasak olduğu bir ülkede, hiçbir gerekçe ile işkence ve yargısız infaz mazur görülemez, kayıtsız kalınamaz” denildi.

Avrupa’nın sessizliğinden güç alıyor

KON-KURD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamda, Kürdistan’da uygulanan vahşetin bu olay ile bir kez daha çarpıcı bir şekilde göz önüne serildiğine vurgu yapıldı. Açıklamada “30 yılı aşkın bir süredir uygulanan bu vahşet, uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından ya yeterince dikkate alınmamakta ya da Türkiye devletiyle olan çıkar ilişkilerinden dolayı görmezden gelinmektedir” denildi.

Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin sıcak bir şekilde tartışıldığı bir dönemde olayın meydana geldiği anımsatılan açıklamada, “maalesef Türkiye yaptığı tüm katliamları ve uyguladığı tüm vahşeti bir ulusal politika olarak yürütmekte olup bu konuda başta Avrupa olmak üzere uluslararası kurum ve kuruluşların sessiz kalmasından cesaret almaktadır” denildi. AB ve BM’ye çağrı

Yaşanan bu olay karşısında KON-KURD, başta Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler olmak üzere konuyla ilgili tüm çevreleri görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi çağrısı yaptı. Bunun yapılmaması durumunda, “bu vahşet karşısında sorumluluklarının gereğini yapmazlarsa uluslararası hukuku çiğneyip demokratik kazanımları ayaklar altına alacakları gibi Kürt halkı başta olmak üzere insanlığın vicdanında tedavisi güç bir yara bırakacaklardır” uyarısı yapıldı. Açıklamada, “Türk devlet yetkililerini ve bu uygulamayı bir politika olarak benimseyen uygulayıcılarını şiddet ve nefretle kınıyoruz” denildi. Kürt halkı ve tüm kurum ve kuruluşlarının bu olay karşısında sessiz kalmayacağına vurgu yapılan açıklamada, KON-KURD olarak, tüm federasyon ve derneklerin yaşanan olayın takipçisi olacakları ifade edildi. KON-KURD, kendisine bağlı federasyon ve derneklerin bulunduğu tüm alanlarda suç duyurusunda bulunmalarını isteyecek.
¨YENI ÖZGÜR POLITIKA HABER MERKEZİ

KOVARA VEGER