|

__________________________________Dilxweş_______________________________
Hawar”
sesleri
Merhaba bu benim
ilk yazım
biraz sanat
uzerine yazmak
istiyordum fakat
sel felaketinin
acı
haberi beni böyle
bir yazı
yazmaya itti ve
AHMET KAHRAMAN
nın
yazısı
ile başlamak
istiyorum
Gün görmemis,
yüzü gülmemis, sızılı
yüreği
matem ve korku
tünellerinde
hapis, tarihi,
“kaybolmus yakınların
birbirini arayışından
ibaret” kalmış
mazlum ve masum
Kürdistan, bu
kez, kürde
değil, sele,
sulara kaptırdığı
çocuklarına,
tufanda, elleri
arasından
kayıp
giden hayatına
ağlıyordu.
Adı
konmamış,
kimden geldiği
belirsiz
birakilarak,
“(Sözde terör) nedeniyle
boşalan” adı
konan
sistematik,
planli,
programli
seferlerle
köylerinden
zorla (terörle)
koparilarak,
“nereye
isterseniz
gidin” denilmiş,
“iyi yüreklilik”
ve “insancıl”
amaçlı
olarak, “iyilik
ve güvenlikleri
için” yurdunun
ağacı,
otu, yakılmış,
kesilip biçilmiş
çıplak
edilerek sele açık
bırakılmış
insanları
gördüm rüyamda.
Sulara kapılmıs
sürükleniyor,
bir görünüp bir
kaybolan
avuçları açık,
“hewar” çığlıklarıyla
insanlık
ariyorlardi.
Özgür
Politikayı
okurken işte bu
yazı beni
derinden sarstı
yazı köşe yazarı
sevgili Ahmet
kahrama aiti
kendime sordum
peki biz niye
hep yalnızdık
niçin
hep biz
öluyorduk!
Ölduruluyorduk!
dili ismi
kültürü yasak
bir halk bu nasıl
bir halkti? çok
şeymi istemiştik
doğada yaşayan
bir insanın
en doğal
hakı
değilmiydi?
ismini almasının
dilini konuşmasının
kültürünü
yaşamasının
çok şeymi
istemiştik?
değerli dostlar zamanı
değilmi?
felakete uğramış
insanlarımıza
elimizi uzatmanın
hadi dostlar………..
Yardım için
tıklayın ve
gerekli bilgiler
burada >>>>
Dilxweş
Copyright ©
Kovara Veger |